​ " Metal Fırtına " gerçek mi oluyor? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '07

 
Kategori
Siyaset
 

" Metal Fırtına " gerçek mi oluyor?

" Metal Fırtına " gerçek mi oluyor?
 

Tarihsel bir anekdotla başlamak istiyorum; yıl 1964, Başbakan İsmet İnönü. Kıbrısta Rum' lar fiili durum yaratmışlar ve Türk soykırımına kalkışmışlardır. Garantör devletler ilgilenmemişlerdir. Sırada askeri çıkarma kararı vardır. ABD Başkanı Johnson sert bir uslupla İnönü' ye " Bu harekat olamaz. Tarafımızdan ordunuza verilen silahlarla Kıbrıs' a müdahale yapamazsınız, önleriz. " der. İnönü' nün cevabı tokat gibidir: " Yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini bulur. " Bu kararlılık karşısında Rum' lar geri adım atarlar.

Son günlerde, TMYK' nun aldığı sınır ötesi operasyon kararı ve bununla ilgili tezkere hazırlıklarından sonra bildik ve komik memleket manzaraları yeniden başladı. Haber kanalları farklı görüş taraftarlarını karşı karşıya getiriyorlar ve birbirleriyle kıyasıya kapıştırıyorlar. Kimi, tılsımlı bir çözüm gibi bu kararı savunuyor; doğru ama çok geç alınmış bir karar olduğunu söylüyor, kimi de; 80' li yılların sonundan itibaren 2. Körfez Savaşı' na kadar, kapsamlı bir şekilde, defalarca uygulandığını ama kesin sonuç alınamadığını ve bugün değişen Kuzey Irak şartlarıyla olayın çok daha kompleks hale geldiği ve tuzaklarla dolu olduğunu savunuyor. Köşe yazılarının da tv. haber kanallarından farkı yok.

Oysa gerçekler ne kadar da açık. Olay ne sınır ötesi operasyonla tılsımlı çözümdür, ne de eskiden denendiği gibi, PKK kamplarını dağıtıp geriye dönme olayıdır. Olaya bu gözlüklerle bakacak olursak, aylar öncesinden sınır ötesi harekat yararlı olabilir diyen Büyükanıt Paşa'yı, en hafif tabiriyle küçümsemiş oluruz. Bu, Paşa' nın şahsında, Silahlı Kuvvetlere yapılabilecek en büyük hakarettir. Paşa'nın aylar öncesinden savunduğu görüşlerinin şahsi görüşleri olduğunu kimse iddia edemez. Çünkü Paşa Silahlı Kuvvetler adına konuşuyor.

Evet, Amerika' nın Irak' ı işgaliyle Kuzey İrak'a yapılacak sınır ötesi harekatın sonuçları çok bilinmeyenli bir denklemdir. Bu denklemi Silahlı Kuvvetlerin de çözebildiğini sanmıyorum ama, güvenliğimiz konusunda, gerek görevleri itibariyle, gerekse teknik ve stratejik bilgi birikimleriyle olaya en fazla kafa yoran, en gerçekci bilgilere ve donanıma sahip kurumun Silahlı Kuvvetler olduğu inkar edilemez.

Amerika' nın Irak' ı işgali, bazılarının iddia ettiği gibi, Amerika açısından bir fiyasko değildir. Onlarca yıl önceden belirlenen bir planın adım adım uygulanması ve başarılmasıdır. Her harekatta olduğu gibi bunda da, önceden saptanamayan riskler, yan etkiler olmuş olabilir ama bu, temel hedefi değiştirmez. Bu nedenle, yine bazılarının beklediği ve umut ettiğinin aksine, Bush' un gitmesiyle başa dönülmeyecek, küçük nüanslarla aynı politikalar devam ettirilecektir.

Ta başından planladığı gibi, Amerika' nın bugün ana stratejik müttefiki, maalesef Kuzey Irak'taki oluşumdur. Çekic Güç' le Kuzey Irak' a boşuna mı yatırım yaptı senelerce? Yoksa Amerika'nın çok mu hümanist olduğunu düşünüyordunuz! Zavallı Peşmergelere Allah rizası için mi yardım yapıyordu! Bosna'daki katliamlarda neredeydi? Ve hala Filistin'de süregelen insanlık dramında neden kılını kıpırdatmıyor!

Ve yine maalesef bu yeni durumda, Türkiye'nin menfaatleriyle Amerika' nın menfaatleri çakışmamaktadır.

Gerçekten güvenliğimiz bir PKK sorunu olmaktan çıkmıştır. Yoksa Barzani' nin aşiret reisi kılığıyla, koskoca Türkiye Cumhuriyeti' ne ileri geri konuşması, meydan okuması hatta tehdit etmesi geri zekalılığının sonucu değil, Amerika' dan gerekli güvenceleri aldığının ve Amerika' nın sonuna kadar arkasında olacağından emin olduğunun göstergesidir. Bu güç ve cesaretle bu konuşmaları yapıyor ve PKK' yı koruması altına almış bulunuyor.

PKK' nın son eylemlerinin amacı da; Türkiye' yi Kuzey Irak' a çekip Barzani ve dolayısıyla Amerika ile karşı karşıya getirmek gibi görünmektedir.

Karşı karşıya olduğumuz durum gerçekten vahimdir. Türkiye açısından geçmişi irdeleyerek; Çekiç Güc' e yardım etmeseydik veya 1 Mart Tezkeresini geçirseydik bugün bu sorunları yaşamazdık iddiaları abesle iştigaldır. Bana göre Amerika planlarını öyle veya böyle uygulayacaktı ve aynı olmasa bile benzer sonuçla yine karşılaşacaktık.
Ama, Amerika onlarca yıl önceden bugünün planlarını yaparken, bizim birkaç yıl sonrasını göremememiz, planlayamamamız güvenliğimiz açısından çok büyük zaafı oluşturmaktadır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki ve ne yazık ki; düşmanımız artık PKK değil. Yüz yüze geldiğimiz düşmanımız Barzani ve Amerika'dır. Hesaplarımızı ve planlarımızı buna göre yapmalıyız. Yeni stratejimizi buna göre belirlemeliyiz.

Bu gelişmeler ışığında bana göre;

1- Sınır ötesi kararının alınması yerinde bir karardır. Kararlılığımızı gösterir. Ama mutlaka geniş kapsamlı uygulanacak beklentisi olmamalı. Öncelikle iç ve sınır güvenliğimize önem verip bu yöndeki tedbirleri artırmalıyız.

2- Amerika Temsilciler Meclisi' nde bekleyen Ermeni Yasa Tasarısı' nın geçmesi sürpriz olmayacaktır. Eğer bu gerçekleşirse, Amerika' nın bizi gözden çıkardığı açık olarak anlaşılacaktır.

3- İsmet İnönü' nün, başlangıç kısmında bahsettiğim 64 yılında Amerika' ya tehditvari dediği: " Dünya yeniden kurulur ve biz de yeni dünyada yerimizi alırız. " sözü gerçekleşiyor gibi. Ortadoğu' da, Amerika' nın planladığı yeni bir dünya kuruluyor. Biz de, günlük basit siyasi çekişmeleri bir tarafa bırakarak, milli birlikle yeni dünyadaki yerimizin ve menfaatlerimizin hesaplarını ve planlarını akılcı bir şekilde, soğukkanlılıkla yapmalıyız. En azından kararlı ve buna hazırlıklı olmalıyız. Bu, herşeye sıfırdan başlamak anlamına da gelebilir.

Burak Turna ve Orkun Uçar' ın yazdığı kurgu roman " Metal Fırtına " ütopi olmaktan çıktı galiba...

 
Toplam blog
: 337
: 4184
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..