- Kategori
- Basın Yayın / Medya
" Nokta " yı koymuşlar

“Nokta” dergisi, yayın hayatına “Nokta” koymuş veya koydurmuşlar. Ne oldu bilemiyoruz.
“Nokta” dergisi, imtiyaz sahibinin kararı gereğince yayın hayatına kendi kendine son vermiş. Bir başka anlatımla, İmtiyaz sahibi oturmuş, düşünmüş, şartları önüne sermiş ve sonunda da “Kapatmaya” karar vermiş.
Bu, imtiyaz sahibinin en doğal hakkıdır diye düşünüyorum.
Ama bu kararı alırken nerelerden geldi, bu sorgulanabilir.
Gazete haberine göre, derginin Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş dün derginin Bakırköy'deki merkezinde 25 çalışanla birlikte gerçekleştirdiği basın toplantısında, "Nokta, imtiyaz sahibi Ayhan Durgun tarafından kapatıldı. Ayhan Durgun bana iktisadi ya da somut bir baskıdan hiç söz etmedi. Son bir ayda belirli bir tedirginlik ve endişe içinde olduğu fark edilebiliyordu" dedi.
Habere göre “Demokrasi sözünü ağzından düşürmeyen siyasetçilerin Nokta'nın uğradığı baskına ilişkin tek bir cümle söylemediklerini vurgulayan Görmüş, Ayhan Durgun'a kızma haklarının olmadığını” belirtmiş…
Buraya kadar her şey normal görünüyor. Kapatılma kararının üstü kapalı gerekçesi de “Normal” görüntüye dâhil.
Gelelim “Anormal” tarafına…
Aynı haberin devamı da şöyle…
“Cumhuriyet Savcısı Remzi Yaşar KIZILHAN tarafından hazırlanan iddianamede, derginin genel yayın yönetmeni Alper Görmüş'ün, emekli oramiral Özden Örnek'e basın yoluyla alenen "hakaret" ve "iftira" suçlarını işlediği iddia edildi.”
Şimdi “İmtiyaz sahibi tarafından alınan karar gereğince” kapatılan derginin kapatılmasında demokratik olmayan hiçbir şey yok. Dediğim gibi, bu kararı alırken geçtikleri sokaklarda nelerle karşılaştıklarını bilmiyoruz. Onu da açıklarlarsa, biliriz ve “Sokağın bebeleri” kendilerini taciz ettilerse, ona göre de tavır alırız.
Lakin…
Uzun zamandan bu yana –epey uzun zamandan bu yana- Türkiye Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri üzerinde birilerinin oynadığı oyunların farkındayız. Bu oyunlar, bu güne kadar tutmadı…
Ama öyle bir zaman geldi ki, o “Gelen zamanı herkes bilecektir” diye kinayeli, imalı konuşmaya gerek görmeden açıkça söyleyeyim. Ne zaman hükümet Askeri Şura’nın aldığı kararlara “Şerh” koymaya başladı, bunu fırsat bilenler de bir yerlerden kurcalamaya başladılar.
Oysa askerlik mesleği, diğer mesleklere benzemeyen yönleri ile çok özel bir meslektir ve temel yapısında da “Özveri” ve “Disiplin” denilen vazgeçilmez anlayışlar vardır. O anlayışların zarar görmesine kesinlikle izin verilmez, verilmemelidir de.
Ne var ki, birileri “Demokrasi” duvarının arkasına sığınarak bir yerleri deşmek ve çürütmek istemektedirler.
Çünkü bu ülkede ASKER, bilinmektedir ki Cumhuriyetin temel niteliklerinin korunması konusunda hassasiyet göstermektedir.
Bir başkaları ise, bu hassasiyetten hoşlanmamakta, ülke dışından yönlendirdiği birileri ile Asker’i yıpratma gayreti içinde olmaktadır.
Oysa “Rejim” kendini koruyacaktır. Milletin ekseriyet ile sahip çıktığı rejimin korunmasında gösterilen davranış biçimlerini de “Demokrasi dışı” olarak yorumlamak, en azından milleti ve devleti aptal yerine koymak olur.
Eğer elinizdeki belge ve bilgiler “Düzmece” değilse, mesele yok. Ama düzmece ise…
O zaman “Demokrasi”nin, sizin saldırdıklarınızı da size karşı koruyacak bir rejim olduğunu unutmamanız gerekir.
Demokrasi, saldırganların serbest bırakıldığı, masumların da bağlandığı bir sistem hiç değildir.
Bu sözü, bir atasözüne çevirin. Çünkü o atasözünü yazarsam, bu yazı denetime takılır…
22 NİSAN 2007