- Kategori
- İlişkiler
" Seni seviyorum dedim... Eyvallah dedi öküz! "

Aşkın dili yoktur! Bazen en öküz sandığın adam; en sağlam aşığın oluverir! İyisi mi sen; öküzlerin dilinden anlamaya bak!
Vakt-i zamanında, kendisi de sevgili adaylarımdan olan, sevdiğim bir kadındı; beni bu ilginç cümleden haberdar eden... Benim ne kadar büyük bir öküz olduğumu! bana başlıktaki cümleyle anlatmaya çalışmaktaydı üstelik. Ne diyelim! Eksik olmasın!
Bahsettiğim arkadaşımın anlattığına göre, sevgilisini kankisine şikayet eden genç ve güzel bir kadın; sevdiği adamın duyarsızlığından şu şekilde şikayet etmekteydi: " Seni seviyorum dedim... Eyvallah dedi öküz! "
Ve evet. Reklamdaki o genç kadının ve gerçek hayattaki birçok kadının da bilmediği büyük bir sırrı, sağlam bir yaşam savunması vardı; bazı duyarlı adamların... Bir şeyleri bastırabilmek için, anlamsız, imkansız bir gidişi durdurabilmek için; öküz adamları oynadığımızdı...
Hani, yani; meseleye bir de bu açıdan bakılınca; bazen benim de fena halde öküzlüğüm tutmuyor değildi!... Kuyruğu dik tutmam gerektiğinde; haddinden fazla öküzleşiyordum bazen...
Gıyabında konuşulan o adam da, yalancıktan bir reklam karakteri olsa da; belki de gerçekten böyle düşünüyor ve böyle hissediyordur bazen... O metni yazan, belki de, duygusallığını yaban öküzüne çevirdiği, hödükten bir adamın ruhuna, arkasına saklamıştı... Gerçeğin ne olduğunu, o diyaloğu yazandan başka kim bilebir ki?
Erkeklerin; duygusuz, duyarsız varlıklar olduğu düşüncesi, ne yazık ki çok geniş bir kadın kitlesi tarafından kolayca kabul görüyor. Kendilerini hiç de anlamadıklarını iddia ettikleri o sıradan öküzleri asmak, kesmek; erkeğin dünyasını anlamaktan çok daha kolay olsa gerek öyleleri için.
Bir erkeğin; ne zaman, nerede mağrasına çekileceğini, inine gizleneceğini bilebilmek ve anlayabilmek, kadınlığının çok daha ötesine geçebilmiş bir ruh inceliği ve insani derinlik ister.
Hal böyle olunca, kendince erkek duyarsızlığına gönderme yapan basit bir reklam cümlesi; incitildiğini düşünen kadınların gözüne böylesine sevimli, böylesine gerçekçi gözüküyor işte! Mesele, " algıda seçicilik " meselesi en nihayetinde; başka da bir şey değil nasıl olsa...
Acaba erkekler, kadınların düşündüğü kadar duygusuz ve duyarsız olabilir mi? En azından, düşünen, hisseden erkekler; hayatı algılamaya, anlamaya çalışıp, yaşamın hakkını vermeye çalışanlar?
Hayatta hiçbir şey göründüğü gibi değil... Bu sözüme, kadınlarla erkekler de dahil...
Söz konusu insan olduğunda, onu anlamak, o kadar da kolay değil aslında.
Kuvvetle muhtemeldir ki, o reklam metnin yazarı, kadın cinsiyetindendir. Hem de kadınların; erkeklerin de duyguları olabileceğinden zerre kadar haberi olmayanlarından... Yoksa erkek duyarlılığı, bu kadar ucuz bir mizah dürtüsüne alet edilebilir miydi? Hiç sanmıyorum.
Öyleyse şimdi de siz söyleyin bakalım hanımlar... " Seni çok seviyorum. " diyen bir adama; " Yaaa! Öyle mi?!! " karşılığını veren bir kadına; biz ne diyelim? :
" Hoşgeldin Sarıkız! " mı?!! "
Yaaaa! Hiç de komik değil; değil mi? Aynen öyle... Aynen öyle... Sizin de dediğiniz gibi bence de!
Not: Yazıda kullanılan görsel inteneten alınmıştır.