- Kategori
- Güncel
"Al papazı ver kızı hikayesi ve öğretmeni "döküntü" Bodrum ...

Görsel kaynağı,milliyet.com.tr
Muğla Valiliği’nin “Çocuktaki Değişimi Anlama Sağlıklı Aile ve Toplum İlkelerini Güçlendirme Projesi” seminerinde, Bodrum Vali Yardımcısı Mestan Yayman'ın “Bodrum'da velileri bakımlı, öğretmenleri döküntü buldum. Bazı öğretmenlerev ziyaretlerine gitmeyip, bira içiyor, kağıt oynuyor. Al kızı ver papazı yapıyor” sözlerine tepki gösteren bazı veliler ve öğretmenler salonu terk ediyorlar. Ayrıntıları verdiğim linkte okuyabilirsiniz.
Vali Yardımcısı’nın, “Ne mühim bir şeyi olacak ki bunun. Arkadaşlar, alındıysa özür dileriz. İnsanları güldürmek için espri yapıyoruz. Velileri biraz daha onore etmek için kullanılmış bir sözdü. Dört, beş öğretmenimiz bu sözümün ardından yerlerinden kalkmıştı. Demek, öğretmenlerdi. Bizler bu işi yaparken hakikaten çok fedakarca davranıyoruz. Bu semineri yaparken hafta sonları da çalışıyoruz. Alınganlıklar olabiliyor. Ancak, kesinlikle alınmaları için söylemedim” diye durumu kurtarmaya çalışması tepkileri engellemedi.
Eğitim-Sen Bodrum Temsilciliği yaptığı açıklamada Yayman’ı kınayıp özür dilemeye davet ediyor. Açıklamada “Yayman, ayakları yere basmadığı ileri sürülen projesine destek olmadıkları için daha önce de öğretmenleri suçlamıştı. Ülkemizde yardıma muhtaç olup da tespit edilmemiş aile yok denecek kadar azdır. Çocuk Esirgeme Kurumu, Sosyal Yardımlaşma Vakfı ve muhtarlıklar bu işi zaten yapmakta. Yardıma muhtaç aileleri tespit etmek öğretmenlerin işi değil. Öğretmenlere sorulursa, okullarındaki yardıma muhtaç öğrencileri bildirirler. Yayman, öğretmenleri asli görevlerinin dışında işlerde görevlendirmek istemektedir. Bu istek yanlış olduğu kadar, anlamsızdır. Asıl olan herkesin kendi işini yapmasıdır” deniliyor.
Doğrusu özveriyle görev yapan öğretmenleri “döküntü, bira içiyor, kağıt oynuyor” diye genelleyen bakış/kafa yapısı sorunludur.
Görevini yerine getiren öğretmenin içtiği bira, oynadığı oyun vali yardımcısını ilgilendirmez. Ama devletin vali yardımcısı öğretmenlerin “döküntü” görüntüsünden sözüm ona espri türeteceğine; 25 Kasım 2010’da açıklanan dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 862 lira, yoksulluk sınırı ise 2807 lira göz önüne alındığında ciddi olarak düşünmesi gerekir.
Son sekiz yıldır uygulanan bilinçli hükümet politikaları ile öğretmenlerin ücretleri erimiştir. Sağlık, Maliye ve İçişleri bakanlığına bağlı çalışanlara gizli/açık zamlar yapılarak ekonomik durumları bir nebze olsun düzeltilirken; öğretmenler, dershane, özel okul sahiplerinin menfaatleri bozulmasın diye görmezden gelinmiştir. Öğretmenler (döner sermaye olmadığını varsayarsak) lise mezunu hemşirenin biraz üzerinde maaş almaktadır.
Vali yardımcısı herhalde dershanelerde neredeyse üste para vererek çalışmak zorunda kalan öğretmenlerden haberdardır. 350 bin öğretmenin atama beklediği güzide ülkemizde, özel sektöre ucuz emek olarak ortada bırakılan atanamayan öğretmenler içinde ilginç “espriler” üretebilir.
Öğretmen 1/4 1.683 1.731
Öğretmen 9/2 1.453 1.496
Kaymakam 7/1 2.702 2.776
Başkomiser 3/1 2.190 2.251
Polis memuru 9/3 1.934 1.988
Uzman doktor 1/4 2.213 2.275
Doktor 7/1 1.870 1.923
Hemşire-Lise 11/1 1.416 1.457
(Tablo:Derece/aralık maaşı/ocak maaşı)
Yukarıda verilen örnekler Aralık 2010 ve Ocak 2011’de bazı memurların alacakları maaşları gösteriyor. Evli, eşi çalışmayan ve 2 çocuğu bulunan devlet memurlarının aile ve çocuk yardımı ile buna göre hesaplanan asgari geçim indirimi de içerisinde. Görüldüğü gibi devlet, öğretmen, kaymakam, başkomiser, polis memuru, uzman doktor vb. memurlarını yoksulluk sınırının altında yaşamaya mecbur ediyor. Eh, öğretmenler lise mezunu hemşirelerden biraz iyi.
Bu tablonun özeti, devlet dökülüyor. Vali yardımcısı doğrusu öğretmen özelinde iktidarın döküldüğünü ilan etmiştir. Bu vesile ile Vali yardımcısı’nı “onore” etme olanağı buldum, iyi pazarlar.