​ "Anlamaya" çalışsan daha kolay olurdu... / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '13

 
Kategori
Siyaset
 

"Anlamaya" çalışsan daha kolay olurdu...

"Anlamaya" çalışsan daha kolay olurdu...
 

Bu fotoğaftaki kalabalık eksik. Ancak 100 bin kişi hiç olmadı.


Başbakan, geldi memleketimizde (Kayseri) miting yaptı...
 
Mitingin adı, her yerde olduğu gibi "Milli iradeye saygı mitingi" idi ama millete ne kadar saygısızlık varsa, hemen her yerde olduğu gibi, burada da yaşandı.
 
Türkiye'nin hemen hemen en büyük meydanlarından biri olan  Kayseri'nin "Cumhuriyet Meydanı"na giden yollar sabahtan itibaren kapatıldı.
 
Meydanın altı,  tümüyle çarşı ve insanlar orada ekmek paralarını kazanacaklar, sabahtan itibaren kapatıldı. Etrafındaki tüm dükkanlar da kapatmasalar da yolların kapatılması nedeniyle sıkıntı anlar yaşadılar.
 
Peki bu kadar "Saygıdan yoksun" uygulamanın ardından Recep Tayyip Erdoğan geldi de meydana, ne dedi millete?
 
Bildiğiniz gibi, değişen bir tek kelime yok. Yine aslı astarı olmayan sözler ile milletin "ötekileştirdiği" kesimine gözdağı verdi ve yine yanlış bir tespit yaparak “Kayseri bugün tarihinin en büyük mitingini gerçekleştiriyor. Kayseri haksızlığa, mandalığa, oyunlara ve tuzaklara karşı sesini yükseltiyor", dedi, yine eyleme katılanlara verdi veriştirdi ve milleti "Sizden-bizden" diye ayrıştırdı...
 
Oysa o meydan, daha büyük kalabalıklara şahit olmuştu, bu kez Recep Tayyip Erdoğan'ın "Kendi Mülkü" olan partisinin ne hallere düştüğünün resmi idi.
 
Aslında bu söylemlere baktığınızda, Recep Tayyip Erdoğan'ın anayasal suç işlediğini görürsünüz.
 
Bakalım anayasaya...
 
"MADDE 5- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
 
Bir de şu maddeye bakalım...
 
"MADDE 8- Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir."
 
Yani!...
 
Başbakanın anayasa baba yasa filan dinlediği yok, bildiğini okuyor, çok biliyor ya...
 
O yüzde 49,85 "Milli irade" kendisine anayasada belirtilen görevlerini, yine anayasada belirtilen kurallar çerçevesinde , hukuka uygun olarak yerine getirmesi için yetki verdi. Geriye kalan yüzde 50,15 de başbakanın bu görevi yerine getiremeyeceğini, Cumhuriyet ile hesabı olduğunu bilerek "Hayır... Bu görevi yerine getirmesinden endişeliyiz, oyumuzu vermiyoruz" dedi.
 
Lakin, seçin yasası demokratik "Milli irade"nin meclise aynen yansımasına engel olduğu için "İktidar" oldu, o günden bu yana da Cumhuriyet ile hesaplaşmak için aklının arkasındaki her şeyi yaptı, yapmaya da devam ediyor...
 
Önümüzdeki günleri endişe ile izliyoruz.
 
Umuyorum ve diliyorum ki, bizim düşüncelerimizin hepsi yanlış çıksın. 
 
Bakın, İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nin Ticaret yüksek Okulundan mezun "İktisatçı" başbakanımız, IMF'e olan borcumuzu sıfırladığını anlatırken, nasıl sıfırladığını, parayı nereden aldığını hiç anlattığını gördünüz, duydunuz mu?
 
İktidarlarının "Özelleştiriyoruz" adı altında sattıklarını toplayın alt alta, ekleyin milletin geleceğini, görürsünüz nasıl borç kapattığını...
 
Ama "Milli iradeye saygı mitingi" düzenleyen Recep Tayyip Erdoğan, "Milli İrdeye" saygı duyarak gerçekleri açıklamaktan uzak, ancak "Senden-benden" ayrımı yaparak, kendi düşüncesinde olmayan, kendisine biat etmeyen, karşı duran, muhalefet eden ne kadar kişi varsa, topuna birden kafa tutup hakaret etmeyi daha doğru buluyor.
 
Oysa...
 
Sayın başbakan bütün bunları "Anlamaya" çalışsaydı, daha başarılı olurdu belki. Ancak hiç de niyeti yok. Hani bir deyiş vardır "Ölüp gidiyor, yine de kuyruğu dik tutuyor" diye.
 
Bir nokta daha... Meydandaki kalabalıkların sandıktan aynı çıktığını hiç görmedik daha..
 
Bu gerçeği başbakan da öğrenecektir elbet bir gün...
 
24 HAZİRAN 2013 
İBRAHİM PEKBAY
 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..