"Arkadaş" gitti/gider... Peki ya sonrası? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '16

 
Kategori
Siyaset
 

"Arkadaş" gitti/gider... Peki ya sonrası?

"Arkadaş" gitti/gider... Peki ya sonrası?
 

Diyelim ki, "arkadaş" gitti...

Sonrasında ne olacak?

Türkiye'nin geleceği bu sorunun yanıtına bağlıdır.

Bizce, arkadaşın nasıl gittiği ile doğrudan ilgilidir bu yanıt.

O'nu kim uğurlayacaktır?

Kim, "bu oyun artık bitti, gülü/güle" diyebilecektir?

Bu soruların yanıtlarını çeşitli çevreler, kendi gözlüklerinin ardından görebildikleri "gerçeklere" basarak, türlü çeşitli senaryolar üretmektedirler.

Arkadaş gitti...

Peki, arkadaşın arkadaşları nerede?

Hangi mevzide?

Kimileri diyor ki, ABD'nin mevzisinde...

Peki arkadaş, o mevziin eş-başkanı değil miydi?

Ama arkadaşın kadim arkadaşları devam ediyor:

- Öyleydi ama, o cepheyi kendisi terk etti; mevzii yerindedir.

Peki, kimlerdir arkadaşın kadim arkadaşları?

Kimi çevrelere göre bunlar, Arınç-Gül ittifakı içinde kendilerine yer edinen ileri görüşlü siyasetçilerdir. AKP'nin kurucu unsurları, AKP'yi yeniden kurma çalışması içindedirler.

Arkadaş'ın AKP'ye, verdiği zararlar özenle ayıklanmakta, kendilerini vaktiyle iktidara taşıyan büyük ağabeyle zedelenen ittifaklar onarılmakta ve yeniden kurulmaktadır.

Fethullah Gülen bütün bu gelişmeleri ellerini ovuşturarak izlemektedir.

"Yeni" CHP'nin usta kurmayları, bu gelişmelerin ortaya çıkarttığı "yeni" malzemelerden nasıl güveçte-türlü yapılacağını düşünmektedirler.

BDP ve PKK ise, bu gelişmelerin içinden özerkliği ve bölünmeyi nasıl devşireceklerinin hesaplarını yapmaktadır.

Tablo budur...

Her bilinçli yurttaş bu tablonun içeriğine bilinci ile yaklaşmalı ve eğer becerebiliyorsa katkılarını sunmalıdır.

Sözünü ettiğimiz katkının ana ekseni, bağımsızlık, ulusal duruş, aydınlık bir ülke ve laik Cumhuriyetin değer ve ilkeleri olmalıdır.

Ama bu gelişmelerin içinden, anlık taktiksel hamlelerle de olsa, -asla- arkadaşın yanı/başına ulaşan siyasetler benimsenmemelidir.

Bu ülkeyi bu noktaya taşıyan en baş sorumlunun çizgisine düşülmemelidir.

Orta-Doğu'yu ve ülkemizi bugünkü durumuna getiren baş sorumlu ABD emperyalizmidir; kabul...

Ama, tek sorumlu o değildir. Günümüzü bilinçle kavrayabilmek için hesaba katmamız gereken çok sayıda başka aktör, neden ve iç çelişki mevcuttur.

Her bilinçli yurttaş, yıllardır benimsediği ezberin dışına çıkarak, bir eski büyük devrimcinin dediği gibi, "somut durumların somut tahlili" yöntemine başvurmalı, aklın egemenliğini yöntem bellemelidir.

@farukhaksal42

www.soruyusormak.com

 
Toplam blog
: 913
: 485
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..