"Bakakalırım giden geminin arkasından..." (Orhan Veli) / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '13

 
Kategori
Siyaset
 

"Bakakalırım giden geminin arkasından..." (Orhan Veli)

"Bakakalırım giden geminin arkasından..." (Orhan Veli)
 

Gazetelerin internet sayfalarında bir haber...
 
Şöyle diyor haberde...
 
"4 yıldır girmeyi beklediğimiz AB'ye, Hırvatistan 8 yılın sonunda üye oldu. Başkent Zagreb'deki Ban Yelaçiç Meydanı'nda kutlama programı düzenlendi. Kutlamalara Türkiye’yi temsil eden AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın yanı sıra 15 devlet başkanı, 13 başbakan, 3 meclis başkanı olmak üzere aralarında çok sayıda bakanın da bulunduğu 170 üst düzey devlet yetkilisi katıldı."
 
Bir de fotoğraf var...
 
Onu da yazıma "Yorumlu" olarak ekledim...
 
Türkiye, Avrupa Birliğine girer mi?
 
Her ne kadar haberde "4 yıldır girmeyi beklediğimiz..." dese de, benim hatırladığım, Avrupa Birliği ile dans etmeye başlayalı sanırım elli seneyi geçti, ben öyle biliyorum...
 
Avrupa Birliği ile olan "Hızlandırılmış hevesimiz" belki 4 yıl olabilir.
 
Hani başbakanımız yurt dışından bu konu ile ilgili dönerken, Ankara'da İ. Melih Gökçek bir tören düzenlemiş, gündüz gözüyle havai fişekleri salıvermişti gökyüzüne doğru...
 
Hatırladınız mı?
 
O zaman da söylüyoruz, bu zaman da söylüyoruz...
 
Görüşmelere devam edelim, hiç bir sakıncası yok. Lakin heyecanlanmaya gerek olmadığı gibi "İlla ki gireceğiz" diye de bir acelemiz olmasın. Varsın kendi seyrinde iş yürüsün, ne zaman isterlerse bizi o zaman aralarına alsınlar.
 
Amma...
 
Biz de bu arada iki şeyi doğru dürüst yapalım...
 
Birincisi; bu konu ile ilgili politikamızda, ülkemizin haysiyetini, şerefini yerlerde sürükletmeyelim. Başımız dik, anlımız açık, sözümüzde de net olalım...
 
İkincisi; bakalım biz Avrupa Birliği denilen "Gayya kuyusunun" içine girmeye hazır mıyız, oraya bakalım...
 
Avrupa Birliğine "Gelin, sizi de aldık" demeyle olmuyor, onların genel yasalarına uymayı taahhüt ediyorsunuz.
 
Mesela...
 
Trafikte seyir halindesiniz. Kavşağa doğru son sürat yaklaşıyorsunuz. Allah ne verdiyse. Tam o sırada sarı ışık yandı diyelim ki...
 
Soru şu...
 
Yavaşlar ve durur musunuz, yoksa gazı kökler geçer misiniz?
 
Türkiye'deki genel uygulama gazı kökleyip geçme şeklindedir. Eğer yanılır, şaşırır da yavaşlamaya ve durmaya kalkarsanız, başınıza gelecek muhtemel tehlike şudur.
 
Arkadan gümbüüüüüüt diye bir ses gelir, dönüp bakamazsınız da... kendinize geldiğinizde ise ya hastanedesiniz, ya da bir hastanenin morgunda...
 
Avrupa Birliği Devletleri "Deli" mi ki senin içlerine alsınlar da canlarını tehlikeye atsınlar, değil mi?
 
Ben en basitinden bir örnek gösterdim, trafik ile ilgili...
 
Ötekilere geçersek daha niceleri çıkar ortaya da girmeyelim meselenin özüne...
 
Benim güldüğüm tarafı, fotoğrafta da gördüğünüz gibi, Türkiye'yi temsil eden AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın tören sırasındaki bakışı...
 
Öyle hoş ki, çok güldüm vallahi...
 
Gülerken de Orhan Veli'nin şiiri geldi aklıma...
 
"Bakakalırım giden geminin ardından;
Atamam kendimi denize, dünya güzel;
Serde erkeklik var, ağlayamam."
 
Ne diyeyim, Allah da onu güldürsün...
 
02 TEMMUZ 2013 
İBRAHİM PEKBAY
 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..