​ "Çene altından" bağlama... / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '08

 
Kategori
Haber
 

"Çene altından" bağlama...

"Çene altından" bağlama...
 

Baktılar ki olmayacak… Soruna Anayasa’da çözüm bulamayacaklar...

<ı>“Türkiye Cumhuriyeti Anayasa”sının ilk üç maddesi var ya hani, onu aşmak, aşmaya çalışmak pek olası görünmüyor.

Oturdular düşündüler. Dediler ki <ı>“Biz bu ‘Anayasa’ denilen şeyin arkasını nasıl dolaşım.” Öyle ya, bugünün olanakları çerçevesinde kolaylıkla <ı>“Dünya”nın arkası beş dakikada Beşiktaş dolaşılıyorsa, <ı>“Anayasa”nın da arkasını bir şekilde dolaşmak mümkün olması gerekir.

Önce <ı>“Lisanen” başladılar <ı>“…hukuk kim oluyor, Anayasa Mahkemesi kim oluyor, otur oturduğun yerde, haddini bil…” filan gibi… Hani <ı>“Anayasa”nın arkası dolaşılacak ya.

Sandılar ki <ı>“Anayasa Mahkemesi binası”nın arkası dolanılacak.

Oysa mahkemenin bir tarafında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı var, bir tarafında otopark, önünden de zaten yol geçiyor, bir tek geçeceğiniz yer orası, orası da önü, arkası değil.

Bu kez <ı>“YÖK”ün arkasını dolanmaya çalıştılar.

<ı>“YÖK”ün binasını dolanamadılar ama <ı>“YÖK” yasasının arkasına geçip, EK 17. maddeyi buldular.

Uğraşmaya başladılar ki nasıl edelim de <ı>“Dolanalım” diye. Tarif ile anlaşılsın dediler… Daha da ileri(!) düşündüler <ı>"fotoğraf mı koysak” dediler… Yoksa her üniversitenin önüne bir polis, bir de manken mi konulsa ki!…

Olmuyor… Olmuyor…

Sonunda kafa kafaya verdiler ve dediler ki <ı>“Biz bu işi çene altına bağlayalım, olsun bitsin.”

Peki, olur mu?

Vallaha da olur billahi de…

Bakın niye olur…

<ı>“Çene altından bağlama” işinde en önemli uygulama nerede yapılır, bilir misiniz?

Bunu en iyi “İmam”lar bilir.

Allah gecinden versin, öldüğünüz zaman ağzınız açık kalmasın diye, kafa <ı>“Çene altından” bağlanır. Onu da kim yapar, tabii ki cenazeyi yıkayan ve genellikle de <ı>“Mahallenin” imamı hale yola koyar ve <ı>“Kafa”yı <ı>“Çene altından” bağlar…

Dolandılar… Dolandılar… Ama bir türlü gidecekleri yere ulaşamadılar. Olmuyor ne etseler. Nereye el atsalar, karşılarına sağlam bir <ı>“Duvar” çıkıyor.

Diğer taraftan da <ı>“El içinde vasiyet” ettiler...

Ne var ki <ı>“Doğacak çocuk” ana karnında belli olduğu gibi, <ı>“Ölü” doğdu.

<ı>“İşte sorun çözülmüş oldu” dediler kendi kendilerine. <ı>“Biz” dediler <ı>“Sorunu çene altından bağlarsak, mesele halledilmiş olur” sonucuna vardılar ve <ı>“Çene altı bağlama” formülü ile işi hallettiler.

Şimdi <ı>“Cenaze” hazır, <ı>“Çenesinin altından” da bağlı, kaldı bir tek defnetme işi.

<ı>XXX

Kayseri’li, yaz mevsimi gelince <ı>“Bağ evi”ne göçer ve yazı orada geçirir. Ahmet Ağa da <ı>“evcek” göçmüş bağa… Bir de yaşlı anası var.

Bir gün sabah kalkmışlar ki, Ahmet Ağa’nın anası sizlere ömür… Bir telaş ile annenin defin hazırlıkları yapılmış <ı>“Çenesi altından” bağlanmış, defin işine hazır hale getirilmiş.

Lakin o saate kadar pek kimseye de haber vermek akıllarından geçmediğinden (Siz işinize bakın misali) bağlarda da kimse kalmamış cenazeyi taşıyacak.

Ahmet Ağa, anasının cenazesini merdivenin üzerine yerleştirmiş, bir ucundan kendisi, diğer ucundan da ev ahalisinden biri tutmuş, yolu tutmuşlar.

Bir süre sonra yorulmuşlar ama ortalık tenha, gelen yok, giden yok…

Tam o sırada bakmışlar ki arkadan bir <ı>“Bağcı” geliyor. Adam yetişmiş, cenazeye saygı kabilinden atından inmiş, Ahmet Ağa’nın tuttuğu yerden <ı>“Biraz da ben taşıyayım” diye merdivenin ucunu yakalamış.

Ahmet Ağa, hemen adamın atına binmiş, cenazenin önüne geçmiş. Ahmet Ağa, at üstünde önde, cenaze arkada yola devam ediyorlar. Bir süre sonra adam yorulmuş. Zaten biraz taşıyıp tekrar vereceğini düşünüyormuş. Şehirde de acil işleri var, gitmesi gerek.

Ahmet Ağa’ya doğru <ı>“Hey ölü sabıııı…” diye seslenmiş…

Ahmet ağa hiç oralı değil, at üstünde yola devam ediyor. Adam, birkaç kez daha <ı>“Ölü sabııı…” diye seslense de Ahmet Ağa hiç oralı değil. Cenaze de yerde bırakılmaz ki, devam etmişler şehre kadar.

Adam, omzunda şehre kadar taşıdığı cenazeyi caminin musalla taşına koyduktan sonra hışımla dönmüş. Ne yazık ki at orada ama Ahmet Ağa ortada yok.

<ı>XXX

Cenaze hazır, milletin sırtında da musalla taşına kadar getirildi…

Kaldı bir cenaze namazı ile mezarlığa ötürülmesi.

Elbette bilirleri götürür…

Diye mi düşünüyorlar acaba?

<ı>31 OCAK 2008

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..