​ “Fenerbahçe, bizim düşmanımız değil, rakibimizdir!” / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '13

 
Kategori
Futbol
 

“Fenerbahçe, bizim düşmanımız değil, rakibimizdir!”

“Fenerbahçe, bizim düşmanımız değil, rakibimizdir!”
 

Başlıktaki cümle iki yargılı:

“Fenerbahçe düşmanımızdır.”, “Fenerbahçe rakibimizdir.”

Cümleyi söyleyen, anlatıcı, “düşman olma”ya karşı çıkacak, “rakip olma”yı savunacaktır. Bu yöntem, “anlatımın biçimleri”nden “tartışma”ya uygundur.

Başlıktaki cümlenin anlatıcısı kim?

Trabzonspor Teknik Direktörü Tolunay Kafkas...

Pazar günü Trabzon’da oynanacak Trabzonspor-Fenerbahçe maçıyla ilgili konuşan Tolunay Kafkas, önemli bir “mesaj” veriyor. Bu “mesaj”, Trabzonspor-Fenerbahçe rekabetinin, şu anda ne durumda/ düzeyde olduğunu, bundan sonra değişmesi gerektiğini ortaya koyması bakımından önemlidir.

Tolunay Kafkas’ın “mesajı”, futbola bakış açısından, umalım, bir yumuşama işareti olur.

Ancak...

Tek bir cümle/ yargı, o konuda bize/ size tam “fikir” verebilir mi, yoksa “slogan” düzeyinde mi kalır?

Konuşmanın/ yazının içinden seçilmiş, kulağa hoş gelen bir cümle, “slogan” havasında öne çıkarılırsa, bu, gerçeği ne ölçüde yansıtır?

Bu ve benzeri sorular, görülüyor ki, taşıdığı “kuşku”yla karşınızda duruyor. Şimdi, Tolunay Kafkas’ın “mesaj”ına, bu soruların varlığı karşısında nasıl yaklaşacağız?

Nurullah Ataç’ı dinleyelim mi?

“Ben (...) bir bütünden seçilip alınmış birkaç satırlık yazılardan pek hoşlanmam. Yazarın, ne demek istediğini iyice kavramam da ondan. İyice kavramak, yazarın o yargıya varmadan önce neler dediğini bilmekle olur.”

Nurullah Ataç’a katılmamak mümkün değil.

Ama biz yine de, Fenerbahçe’nin Trabzon’dan havalanmasına kadar, Tolunay Kafkası’nın “Fenerbahçe, bizim düşmanımız değil, rakibimiz!..” demesine, Ataç’ı üzme pahasına da olsa katılalım.

*****

Maçlardan birkaç gün önce söylenen olumlu sözler, kuşkusuz, ortamı yumuşatmaya yöneliktir.  Üstelik bu, sorumluluk taşımanın da bir gereğidir. Çünkü “gerginlik”ler, çoğu kez “geri teper”... Tolunay Kafkas, bunun farkında olduğunu için, “gerginlik”ten uzak durulması gereği üzerinde duruyor.

Haklı da...

(Serkan Balcı’nın taraftarlara seslenirken, “Alevli ve kötü şekilde tezahürat yapmalarını istemiyorum. Çünkü gerçekten Trabzonspor zarar görüyor bundan.” demesi, futbolcuların da Tolunay Kafkas’la aynı doğrultuda düşündüklerini gösteriyor.)

Taraftar, acaba söylenenleri dinleyecek mi, ne yapacak?

“Rakının şişede durduğu gibi durmaması”na bir örnektir kimi taraftarın tavrı!..

Trabzonsporlu taraftarlarından kimileri, Tolunay Kafkas’ın aksine bir tavır takınabilir, onun sözüne bir başka yolla yanıt verebilirler:

“Fenerbahçe, bizim düşmanımız değil, Aziz Yıldırım...”

(Bu yolla GFB’lilerle kimi Trabzonspor taraftarı tribünleri paylaşabilirler. Eskiyi, iki takım taraftarının aynı tribünü paylaştığı günleri özlemle ananlar, bu dünyadan “gözü açık” gitmezler!)

Hedefte aynı kişi, slogan ortak olduğuna göre, deplasmanlarda stat/lar inleyebilir:

“Ya Allah bismillah, Aziz Yıldırım istifa!...”

Bu, evsahibi takımların da benimseyeceği/ atacağı “destek slogan”ın en güzeli olur!

Ya Fenerbahçeli futbolcuların morali bozulursa?...

Amaca ulaşmak için her yol “mubah” değil mi?

(Fenerbahçe, olumsuz sonuçlar alırsa, tepkilerin büyüyeceği hesapları var. Hesap yapanlara göre, önemli olan, “puan kaybı”nın olması. Mersin’de maçın 3 puanla biteceği anlaşılınca, moraller bozulsun diye yapılmak istenen de bu/ydu. Galibiyetten hoşlanmayacağı anlaşılan “bir avuç adam”ın büyük bir tepkiyle karşılanan “girişim”i, çoğunluğun/ sağduyulu taraftarın bunlara göz yummaması gerektiğini göstermesi bakımından da önemliydi.)

“Takım sevgisi”yle perdelenen amaç ne?

Hapiste “pes” etmeyen Aziz Yıldırım’ı “tribün eylemleri”yle “pes” ettirmek!..

Aziz Yıldırım, hapisten çıktığına bin pişman olmuş mudur?

*****

Takımlar arasındaki rekabetin, “düşmanlık” düzeyinde sürdürülmesi, ancak kişisel/ basit çıkar ardında koşanların işe yarar. Onların güven vermeyecekleri, duruma göre “saf” değiştirecekleri bir gerçektir. Oysa esas olan, futbolunun görsel yanının ortaya çıkartılması, sonuçların olağan karşılanması, “takım sevgisi”nin kişisel çıkarda bir araç olmamasıdır.

Tolunay Kafkas’ın “mesajı”nı “sağduyu”nun anlatımı olarak görmek gerekir.

“Geçmiş saplantısı”ndan vazgeçilmeli, geleceğe bakılmalıdır.

Futbola dönme zamanıdır.

Gerçek futbolsever başka ne istesin ki?..

 

http://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutc@ttmail.com

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..