- Kategori
- Futbol
"Futbolun gladyosu" Arda Turan ve doping

“Futbolun Gladyosu” bakalım daha başka hangi olayların üstünü örtecek?
Aslında bütün dünyada spor ve sporcular için bir utanç vesikasıdır o.
Haksız rekabete, kendini rakibinden daha güçlü kılmaya, fiziksel ve ruhsal tedavi ile iyileşme sürecinin süresine birinci dereceden etki ettiği için etik değildir o.
Olimpiyat Şampiyonları, Dünya Şampiyonları gibi uluslar arası alanlara nüksettiği için birçok defalar gündeme gelmiş ve “mücadele” edilmesi konusunda bütün dünya spor kamuoyunun birleştiği, güç birliğine gittiği ortak bir rakiptir o.
Evet, dopingten bahsediyoruz.
Yakın tarihe baktığımızda 2004 Atine Olimpiyat Şampiyonu halterci Nurcan Taylan, (1999 da Avrupa Şampiyonu olduğu zaman doping yaptığı belirlendi ) 2002 Dünya Şampiyonasında altın madalya kazanan güreşçi Harun Doğan. Ve tabi ki Süreyya Ayhan. Sadece birkaç örnek.
Dünyadaki örneklerine bakacak olursak; 1988 Seul Olimpiyatları`nda Kanadalı 100 metreci Ben Johnson yasaklı maddelerden birinin çıkması sonuçu doping tüm dünyada sıkça konuşulmaya başlandı. Johnson`ın elinden alınan altın madalya, koşunun ikincisi Carl Lewis`e verildi. Ancak Lewis, oyunlardan önce dopingli olduğu halde altın madalyayı alması büyük tepki çekmişti. Aynı yarışın 3.sü İngiliz Linford Christie`nin efedrin, 4.sü Denis Mitchell`in steroid ve yarışın 6.sı Kanadalı Desai Williams`ın da ilaçlı çıkması Seul Olimpiyatları`nın çok konuşulmasına neden oldu. Tüm bu yaşananlar unutulmadan 200 metre dünya şampiyonu Jamaikalı ünlü bayan atlet Merlene Ottey`in `nandrolone` aldığı belirlenince şampiyon atlet yarışlardan uzaklaştırıldı. Olaya diyet ilacının neden olduğu ve yanlış test edildiği gerekcesiyle cezası kaldırılan Ottey, 2000 Sydney Olimpiyatları`nda yarıştı. Erkekler yüksek atlamada dünya rekortmeni Kübalı atlet Javier Sotomayor`un kokain kullandığı belirlenince 4 yıl ceza verildi. Daha sonra cezası 2 yıla indirilen Sotomayor, Sydney`de yarıştı ve gümüş madalya kazandı. Bayanlar 100 metrede olimpiyat şampiyonu olan ABD`li Marion Jones`un eşi, gülle atmada yarışan C.J.Hunter`in doping kullandığı ortaya çıktı. Fakat Hunter cezasından sonra spordan kopmayarak hala varım dercesine pistlerde boy gösterdi. İngilizlerin genç atleti Mark Richardson ve 100 metre 1992 Barcelona Olimpiyatları`nda şampiyon olan İngiliz Linford Christie IAAF(Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu) tarafından yarışmalara girme yasağı alanlardan sadece en önemlileri. En son geçen ay Fransa Bisiklet Turun`u altıncı kez kazanarak tarihe geçen Amerikalı bisikletçi Lues Armstrong da turdan önce büyük doping suçlamaları ile karşı karşıya kalmıştı. Tüm bu şampiyon sporcular, doping almadıklarını iddia ettiler ve kendi federasyonları tarafından da temize çıkarılıp tekrar yarışlarda boy göstererek tüm rakiplerine üstünlük sağladılar.
Bütün bu örneklerden sonra Türkiye’de son günlerde “konuşulmayan” bir vakıa daha var dopingle ilgili olarak. Son günlerde aslında gündem teşkil etmesi gereken bir konu olmasına rağmen, medyada daha çok aşklarıyla, arabalarıyla ve özel yaşantısı ile gündeme gelen, kaptanlığa karşı hakkında papatya falları açılan bir isim daha var şu anda ülke gündeminde.
Galatasaray ve Milli Takımın futbolcusu Arda Turan’dan bahsediyoruz.
2 Ekim 2008 tarihinde oynanan Bellinzona maçının 31. dakikasında sakatlanan ve oyundan çıkmak zorunda kalan Arda Turan’ın, yapılan kontroller neticesinde leğen kemiği çevresinde kanama ve ödem oluştuğu anlaşılıyor. İlk kontroller neticesinde Arda Turan’ın 2 hafta futbol oynayamayacağı açıklanıyor doktorlar tarafından. Ancak 3 gün sonra oynanacak Bursaspor-Galatasaray maçı oyuncu esame listesine bakanlar şaşırıyorlar önce. 3 gün önce oynanan maçta sakatlanan ve 2 hafta futbol oynayamayacağı açıklanan Arda Turan, “mucizevi” bir şekilde iyileşmiş ve takımının haftasonu oynayacağı zorlu Bursaspor maçında “bütün özverisiyle” sahadaki yerini almıştı. Üstelik te o gün, takımının tek golünü atmıştı. Ancak bu attığı gol elbette ki puana yetmemişti, zira Bursaspor maçı 2-1 kazanmıştı.
Arda Turan’ın “fedakarlığı ve özverisi” bu kadarla da bitmiyordu. 2 hafta oynayamayacağı açıklanan Arda Turan, bu defa da Milli Takım “aşkıyla yanmış” ve Türkiye-Bosna Hersek Milli maçında sahada yerini almıştı.
Bütün buraya kadar yaşananlar elbette ki o süreci takip edenler için normal görünebilir, çünkü olayın detaylarını kimse bilmiyordu.
Ta ki 30 Aralık 2008 tarihine kadar.
Açıklanan raporlara göre Arda Turan’ın Bursaspor maçı sonrası alınan idrar örneklerinde doping sonuçları pozitif çıkıyor ve stereoid içeren ağrı kesici olan "metilprednisolone" kullanıldığı belirleniyor. doping yaptığı duyuruluyor.
Bunun üzerine harekete geçen Galatasaray Kulübü ve doktorları, Arda Turan’a bu ilacı, TFF’dan izin alarak verdiklerini duyuruyorlar. Bunu, TFF olayın duyulduğu 30 Aralık 2008 tarihinde açıklıyor. Yani olayın gerçekleştiği 5 Ekim ile 30 Aralık tarihleri arasında tek bir cümle bile bahsedilmiyor bu olay hakkında.
“Sporcu sağlığı ve tedavisi için doping maddesi içeren bazı ilaçların kullanımı” özel yönetmelikle belirlenmiş dopingle mücadelede.
Bu yönetmelikte aynen;
Therapeutic Use Exemption
Therapeutic Use Exemption (TUE) may be granted to a player permitting
the use of a prohibited substance or method contained in the
prohibited list. An application for a TUE will be reviewed by the FIFA
Sports Medical Committee represented by the Doping Control Sub-
Committee (granting body).
An exemption will be granted only in strict accordance with the following
criteria:
B1 The player shall submit an application for a TUE no less than 21 days
before participating in an event.
B2 The player would experience a signifi cant impairment to health if the
prohibited substance or method were to be withheld in the course of
treating an acute or chronic medical condition.
B3 The therapeutic use of the prohibited substance or method would
produce no additional enhancement of performance other than that
which might be anticipated by a return to a state of normal health
following the treatment of a legitimate medical condition. The use of
any prohibited substance or method to increase low-normal levels
of any endogenous hormone is not considered an acceptable therapeutic
intervention.
B4 There is no reasonable therapeutic alternative to the use of the otherwise
prohibited substance or method.
B5 The necessity for the use of the otherwise prohibited substance or
method cannot be a consequence‚ wholly or in part‚ of prior nontherapeutic
use of any substance from the prohibited list.
Kısaca tercüme edersek ;
Tedavi Amaçlı Yasaklı Madde Kullanım Kriterleri
Ozellikle 1. ve 2. maddeler cok onemli...
B1: Oyuncu‚ tedavi amaçlı yasaklı madde kullanabilmek icin herhangi bir mucadelede yer almadan en az 21 gün önce başvuru yapmalıdır...
B2: Akut ya da medikal bir durumun tedavisinde‚ yasaklı maddenin kullanildigi tedavinin kaldirilmasi sonucu oyuncunun saglik durumunda onemli kotulesmenin olması gerekir..
Şimdi sormak gerekir, yukarıdaki yönetmelik maddelerine göre bu iznin, müsabaka tarihinden en az 21 gün önce yapılmış olması gerekiyor, Yani böyle bir izin aldıktan sonra en az 21 gün herhangi bir müsabakada oynayamaz deniliyor bir başka deyişle. Ayrıca yukarıdaki 2. maddeye göre, böyle bir maddenin tedavi amaçlı sporcuya verilebilmesi için, sporcunun sağlının gözle görülür derecede bozulması gerekiyor. Arda Turan’da böyle bir sağlık bozulması mı gözlemlendi yoksa? “Canlı yayında kalp krizi geçirip 3 gün sonra idmana çıkması haricinde”
Arda 2 Ekim´deki Bellinzona macinda macta sakatlaniyor‚ ve 5 Ekim´de Bursaspor macinda kaninda dopingli maddeye rastlaniyor. Aradaki sure sadece 3 gün... Halbuki yonetmelik en az 21 gün önce başvuru yapmasını emrediyor. Ayrica başvurunun FIFA medikal spor komitesi tarafindan incelenecegi yaziyor. Arda´nin basvurusunu kim inceledi ?
Arda´da boyle bir durum oldu mu‚ olduysa bu ispatlandi mi ? 3 günlük bir süre herhangi bir tedavi surecinin gidisatini ispatlanmasi icin yeterli midir ? Madem Arda´nin durumu yasakli madde kullandiracak kadar kötüydü‚ neden 3 gün sonraki macta oynatildi ? Ayrica B4. maddede baska mantikli bir alternatif tedavinin olmamasi durumundan bahsedilmis. Arda´nin sakatlandigi Bellinzona ile doping yaptigi Bursa maci arasi sadece 3 gün iken‚ baska bir tedavi yontemi olmadigi nasil ispatlandi ? Ustelik yapilan islem sadece agri kesmek amacli olmasina ragmen !
Olayın duyulması sonrasında apar topar açıklama yaparak kendilerinden izin alındığını açıklayan Türkiye Futbol Federasyonu’na sorulması gereken bazı sorular vardır.
1) FIFA ve WADA doping yönetmeliginde uluslararası bir standart olan‚ herhangi bir musabakadan en az 21 gün önce basvuru sarti olmasina ragmen neden 3 günlük süre icindeki basvuru onaylanarak Arda´nin ilacli halde maca cikmasina izin verildi ?
2) Tedavi amacli kullanim istisnaları yonetmeliginde yer alan " Alinan dozajin performansi artiracak düzeyde olmaması " maddesine istinaden‚ Arda´da tespit edilen " metilprednisolone " isimli yasak maddenin dozajı ne kadar cıktı ? Bu dozaj performansı artırma limitinin altında mıdır üstünde midir ?
3) Yine tedavi amacli kullanim istisnaları yonetmeliginde yer alan " Yasaklı maddenin kullanımının kesilmesi halinde oyuncu saglığının kötüye gitmesi " maddesinin gerceklestigi sadece 2 günde nasıl ispatlandı ? Ustelik resmi yazışma günü olarak sadece Cuma günü kalmasına rağmen... 1 günlük bir süre teshis‚ tedavi‚ alternatif tedavi seceneklerinin degerlendirilmesi ve sonucların anlasilmasi icin hangi tıp biliminde gecerli bir süredir ?
4) Yine FIFA´nin tedavi amacli kullanim istisnaları basvuru formunda yer alan " Tedaviye ancak FIFA bilgilendirildikten sonra baslanabilir " maddesine Futbol Federasyonu riayet etti mi ? Federasyon‚ FIFA´nin musabaka oncesinde bilgilendirildigini ispatlayabilir mi ?
5) Yonetmelikte "geriye dönük izin istenemez " ibaresi olmasına ragmen neden Federasyonun resmi web sitesinde‚ Arda´ya test uygulanan maçın tarihi 5 Ekim 2008 olmasına ragmen‚ 8 Ekim 2008 FIFA onayı ibaresi koyuldu ?
6) Yonetmelikte yer alan " Federasyon gerekli gördüğü hallerde sporcunun saglik durumunu kontrol ettirmek icin bagimsiz bir hastane ve heyet atayabilir " ibaresi uygulandı mı ? Uygulandıysa hangi bagimsiz hastane ve heyet Arda´yi kontrol etti ve ne gibi bir sonuca vardilar ? Tüm bu islemler 1 güne sığdı mı ? Federasyon gerek görmediyse‚ neden gerek duymadı ?
7) Yasaklı madde kullanmasını gerektirecek kadar ciddi sakatligi olan bir futbolcu nasıl oluyor da 72 saat sonraki macta ilk 11´de oynatılabiliyor ?
8) Yonetmeliklerin gerektirdigi gibi‚ Federasyon‚ Arda´ya tedavi onayı verdigi belgeyi‚ onay tarihi ile beraber ispatlayabilir mi ? Federasyon tedavi icin izin verirken Arda´nin 2 gün sonra oynayacagini biliyor muydu ?
Bu olayın duyulmasının üzerinden yaklaşık olarak 3 hafta geçti ve bu 3 hafta içerisinde kamuoyu yeterince aydınlatılmadan bu olayın üzeri adeta örtüldü. İnsanlar, akıllarında yeralan sorularla baş başa bırakıldılar.
Bu maddeden daha önce Ayhan Akman 1996–97 sezonunda 6 ay, 1998–99 sezonunda Petrolofisi’nde oynayan İlker Öymez 6 ay, Mersin İdmanyurdu’nda oynayan Murat Erdoğan 6 ay ceza almışlar.
Kullanılması yönünde özel izne tabi tutulan, özel yönetmeliklerle belirlenmiş bir ilacın kullanıldığının açıklanmasından sonra ortaya konan “sözde izin” belgeleri neden kamuoyu ile paylaşılmıyor haftalardır? Velev ki böyle bir izin belgesi olsa dahi, yönetmeliklerdeki “en az 21 gün” ilkesi neden TFF tarafından ihlal edilmiştir, buna çanak tutulmuştur?
Daha önce defalarca örneği görülen bir maddenin kullanımında, ne gibi cezai müeyyidelerin uygulanacağı aşikar olan bir ilacın kullanıldığının üzerini “kim veya kimler” örtüyor? Neden medyada bu konu, kendisine yeterli yer bulmuyor? Acaba söz konusu isim Arda Turan veya Galatasaray olmasaydı da X bir takımın X bir oyuncusu olsa idi, gösterilecek tepki hangi ölçüde olurdu şu anda? Türkiye Futbol Federasyonu nezdinde bu olay neden üstü örtülmek isteniyor ve neden “suni gündemler” arasında kaybediliyor? Daha önce bir milli maç öncesinde aynı grupta olduğumuz başka bir ülke milli takımına “teşvik primi” gönderildiğinin ortaya çıkmasına ses çıkarmadığımız ( ! ), “Sporda Şiddeti önleme yasası” çerçevesinde öngörülen “küfürden dolayı 3 maç arka arkaya ceza alan kulübün sahası kapatılır ve 3 puanı silinir” açık hükmünün, henüz sezonun 5. haftası itibariyle “limit dolması” nedeniyle bir gecede apar topar “6 maç kuralı” getirildiği, PFDK’nın daha önce verdiği para cezalarının daha sonra Tahkim Kurulu tarafından 3/1 oranında indirime gittiği gibi “derin” uygulamaların olduğu ülkemizde;
“Futbolun Gladyosu” bakalım daha başka hangi olayların üstünü örtecek?