- Kategori
- Basketbol
"Ha 5. olmuşsun ha 8. ne fark eder?" mi?

İspanya, haklı bir şampiyonluk
Çok iyi başladığımız ve final oynayan İspanya ve Sıbistan'ı grup maçlarında yendiğimiz Avrupa Basketbol Şampiyonasını sekizinci tamamladık.
Yani Türk gibi başlayıp, Türk gibi bitirdik turnuvayı.
Peki neden böyle oldu?
Şu bir gerçek ki turvunalar kondisyon istiyor. Gücünüzü ekonomik kullanmanız çok önemli. Tanjeviç, özellikle çeyrek final maçının hemen arkasında oynanan beşincilik karşılaşmasından sonra bu yoğun trafiğe isyan etti. Haklı mıydı? Bu turnuvada sadece Türkiye bu şekilde oynuyor olsaydı, haklı diyebilirdik ama herkes aynı mücadeleyi verdi. Zaten turnuvada başarılı olmanın tek bir ölçüsü yok ki; dayanıklılık, sonuna kadar ayakta kalabilme becerisi de bunun bir parçası.
Üst üste gelen maçlar takımı yordu, sakatlanmalar baş gösterdi. Takımın kazanma gücü düştü. Bazı oyuncularımız tamamen koptu.
Çeyrek finali kaybetmenin sebebi belki de bu yorgunluktan kaynaklanan konsantrasyon eksikliğiydi. Oysa Yunanistan çok kötü bir günündeydi ve milli takım maçı kazanacak noktaya bir kaç kere gelip, elinin tersi ile itti.
Yunanistan'ı yense ne olurdu?
En azından ilk dörde girmiş olurduk ve büyük başarı olurdu. İspanya'yı ikinci defa yenmek büyük olay olurdu; zaten o İspanya bizim gibi yorulmuş Yunanistan'a büyük fark yaptı. Bir gün sonra da Sırbistan'ı aynı sonuçla yendi. Demek ki İspanya gücünü verimli ve ekonomik kullanarak son düzlükte rakipleri ile arası açtı.
Tanjeviç ortaya çok iyi bir takım çıkarmasına karşın "yıldız" yaratamamış. Her maça ağırlığını koyan bir oyuncuya hiç sahip olamadık. Hidayet beklentilerin çok gerisinde kalırken maçlar sonrasındaki "rahatlığı" beni çok "rahatsız" etti. Evet bu bir oyun ama özellikle kaybedilmiş maçlardan sonraki konuşmaları, hali tavrı sanki maça da yansımış gibiydi.
<ımg id="PhotoImage" src="http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/Assets/PhotoGallery/Pictures/Medium/0000029155.jpg">ımg>
Yıldız oyuncu olmak önemli
İlk iki maçta "serbest atışlarda" yakaladığımız yüzdenin önemini yazmıştım. O yüzde sonra inanılmaz derecede düştü. Ömer Aşık'ın bu konudaki yetersizliğini çözen rakip teknik adamlar savunmalarını faul üzerine kurunca, Ömer Aşık'ın oyunda kaldığı dakikalarda serbest atış sorunu yaşadık. Ömer Aşık görevini bu turnuvada yapmıştır. Ben ona bu kadarına da "yuh" desem de kızmıyorum. Ancak önümüzdeki sene ülkemizde yapılacak Dünya Şampiyonası'nda da %10 gibi bir istatistik verirse o zaman çok şey söyleriz. Ömer Aşık serbest atışa çalışmalı ve bu açığını kapatmalıdır.
Fransa ve Rusya maçlarındaki milli takım anlaşılmaz bir bıkkınlıkla oynayarak kaybetti. İşte buna söylenecek çok lafımız olmalı. Hiçbir iddianız kalmasa bile maçı bırakmak, oynamamak, önemsememek kabul edilebilecek bir davranış değildir.
"Ha 5. olmuşsun ha 8. ne fark eder?"
Bizim genlerimize işlemiş bir uyuşukluk, vurdumduymazlık, ciddiyetsizliktir. Sadece basketbol takımımız için söylemiyorum. Ben bu turnuvadaki yerimizin 5. olması gerektiğine inanıyordum. Ama oyuncularımız istemedi.
Önümüzde çok prestijli bir Dünya Şampiyonası var ve ülkemizde düzenlenecek. Bu turnuvaya eksikliklerimizi görerek hazırlanmamız gerekiyor. Bunun için de kaliteli bir ligimiz olmalı. Avrupa Kupalarında mücadele eden ekiplerimizin de maçlarına bu konsantrasyon ile çıkmaları beklenebilir.
Takımımız umut verdi ancak işini ciddiye almadı. Bu turnuvadan alıncak bir iki derse iyi çalışılırsa seyirci desteği ile Dünya Şampiyonası'nda büyük işler yapabiliriz.
Uzay Gökerman