- Kategori
- Güncel
"İlk darbeci İstanbul'a geri çağrıldı mı?" 23 Nisan özel

19 Mayıs 1919’da, “Genç Subay” Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz “YA İSTİKLAL YA ÖLÜM” kararının dayandığı en güçlü ‘muhakeme’ ve ‘mantığını’ açıkladıktan sonra,bir resmin üzerine kendi el yazısıyla;
“Her şeye rağmen muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. Ben de bu ‘imanı’ yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkında payansız(sonsuz) muhabbetim değil; bu günün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ziya(ışık)serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik gördüğümdendir.” diye yazmak suretiyle Savaşın Osmanlı Devleti’ni ve milletini kasıp kavurduğu o günlerde ‘gençliğin’ bu olumsuzlukları ‘olumluya’ çevireceğine dair inancını gösteren bir ‘kanıtı’ bizlere bırakmıştır.
Samsun’da 3., Erzurum’da 15., Ankara’da 20., Diyarbakır’da 13. Kolordu Komutanlıkları’na, Konya’da Yıldırım Kıtalarına, Erzurum, Sivas, Kastamonu,Van Valiliklerine, ve Canik Mutasarrıfına gönderdiği Havza, 03.06.1919 tarihli, Acele şifreli telgrafta I. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin(TBMM) ilk toplantısında ‘görüş’ ve ‘davranış’ tarzının ne olduğunu açıklayarak belgelendirmiştir. Uzun telgraf metnini özetliyorum:
Milletçe kesin bir şekilde savunulması istenen ve gerekli görülen ‘haklar’ özellikle iki noktada önem kazanır. Birincisi, Devlet ve Milletin mutlak olarak tam bağımsızlığı, İkincisi de vatanın ana topraklarında çoğunluğun azınlıklara feda edilmemesidir. der.
“Genç Subay” Anadolu’ya geçeli bir ay olmuştu. Bu süre içinde bütün ‘Ordu Birlikleriyle’ iletişim ve bağlantı sağlanmış; millet mümkün olduğu kadar aydınlatılarak bilinçli ve uyanık bir duruma getirilmiş, ‘Milli Teşkilat’ kurma düşüncesi yayılmaya başlamıştı.
Tam bu sırada, ”Genç Subay” İstanbul’dan Osmanlı Devleti Milli Savunma Bakanı’nın emriyle Genel Kurmay Başkanı Cevat Paşa tarafından yapılan geri çağırma emrine uymamış ve emri yerine getirmemiştir.
İşte son Türk Devleti’nin geleceği “Genç Subay’ın” iki dudaklarının arasındaki vereceği tarihi karar da idi ..
Ülkenin içinde bulunduğu genel durumu artık bir komutan ile yürütüp yönetmeye devam olanağı kalmamıştı…
15-30 yıl sonra dönemin “yürütme organı” olan “siyasal iktidar,” başta “ana muhalefet partisi” ve arkasında 4. güç medya desteği ile bir gün sabaha karşı beni de alırlar mı ‘endişesi’ dahi taşımayan çelik iradesiyle ’tereddüt’ etmeden YOLA DEVAM etme kararını vermiştir.
Bu nedenle, bütün bir milletin birlik ve dayanışmasını sağlayacak ve temsil edecek bir hey’et adına yaveri Cevat Abbas Bey tarafından 1919 yılı 21 haziranı 22 hazirana bağlayan gecesi Amasya’da yazdırdığı genelgenin esas noktaları şunlardı:
- 1-Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.
- 2-İstanbul hükümeti üzerine aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi göstermektedir.
- 3-Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
- 4-Milletin içinde bulunduğu durum ve şartların gereğini yerine getirmek ve haklarını gür sesle cihana duyurmak için her türlü baskı ve kontrolden uzak Milli bir hey’etin varlığı gereklidir.
- 5-Anadolu’nun her bakımdan en güvenli yeri olan Sivas’ta hemen Milli bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır.
- 6-Bunun için bütün illerin her sancağından milletin güvenini kazanmış 3 temsilcisinin mümkün olan en kısa zamanda yetişmek üzere yola çıkarılması gerekmektedir.
- 7-Her ihtimale karşı, bu mesele Milli bir sır olarak tutulmalı ve temsilciler, gereğinde yolculuklarını kendilerini tanıtmadan yapmalıdırlar.
- 8-Doğu illeri adına,23 Temmuz’da, Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. O tarihe kadar öteki illerin temsilcileri de Sivas’a gelebilirlerse, Erzurum Kongresi’nin üyeleri de Sivas Genel Kongre’sine katılmak üzere hareket ederler.
İŞTE,
GENÇ SUBAY’ın ÖNDERLİĞİNDE ULUSAL KURTULUŞ ve BAĞIMSIZLIK SAVAŞI BÖYLE BAŞLAMIŞTIR...