Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
119
 

(Kızım sana diyorum…) Görelim bakalım…

(Kızım sana diyorum…) Görelim bakalım…
 

Bir saniye içinde, saatin saniyesi yirmi dördü tıkladığında adın değişti ; ve “yeni “ oldun.

İyi de, yeni olanın eski olandan çok farkı olmalı ve gerçekten yeni şeyler yaşatmalı.

Değişimler zordur. Hele sadece isim değişikliğiyle hiçbir şey değişmez, farkındayım.

Biliyorum;  dünyanın ve hayatın adaletsizliği karşısında gücün de, süren de sınırlı ve az.

Bu durumda adelet beklemek de pek  adeletli olmaz. Ama insanoğlu, bekliyor işte…

İyi şeylerle zamanını doldurmak  istiyorsun eminim. Ama  iflah olmaz, zor değişen, bencil, çıkarcı, kurnaz, fırsatçı, kayırmacı, ilkesiz, kindar, açgözlü, acımasız, tahammülsüz insan evladıyla  işin hayli zor, kabül…

Binlerce yıl içinde yavaş ve güçlükle, bedeller karşılığında bu duruma ancak gelen insanlara üç yüz altmış beş günde ne yapabilirsin ki… Neyse…
Evet  “yeni yıl”  artık adın da “yeni”  olmaktan çıktı. Çünkü bunları yazdığımda sürenden 11 gün eksilmişti.
                                     *           *            *        *          *

Saat yirmi dördü gösterdiği anda ki sevinç çığlıklarıyla birlikte, ezber  olan:

Umut-başarı-sağlık-refah-eşitlik-adalet-huzur-demokrasi-insan hakları-özgürlük-iyilik-doğruluk-güzellik-aydınlık-hoşgörü-saygı-eşitlik-güleryüz-esenlik-iyimserlik-dostluk-hak-hukuk-dayanışma-güleryüz-sevgi-mutluluk vb. değerler olsun diye çok dilekte bulundu insanlar.

Gerçi yeniye geçişteki çığlıkları da oldum olası anlamamışımdır. Şahsen bir yılbaşın da bile böyle bir sevincim olmadı. Tam tersine hüzünlendim. Ömrümde  bir yılım daha silindi diye…Bunu da geçelim…

Şimdi söyle;  yukarda bir kısmını saydığım, isteği bitmez insanların dileklerinden ne kadarı var dağarcığında? Yoksa, bunların tersiyle mi dolusun?

Ya da, ek olarak birkaç soru:

Epeyce tahrip olan sosyal dokumuzu, oluşan kamplaşma, cepheleşme, ayrışma, zorlama, tahammülsüzlük, şiddet, dayatma, duyarsızlaşma, kaybedilen akıl ve duygu masumiyetimize çözüm bulunması var mı?

Doğruların kendi  ideolojilerimize göre değil, çifte standart uygulamadan, vicdanı kenara koymadan tespit edilmesini sağlayacak mısın?

Farklı görüşlerin, inançların ölümüne yarışması, çatışması değil de , birbirlerine hayat hakkı tanıması ne güzel olur değil mi?

İnsan hak ve özgürlüklerinin  “ama” sözcüğü kullanılmadan uygulanması olacak mı?

Üstünlüğü olan hukukun, güçlü ve üstün gözükenden yana değil de, adil ve haklıdan yana olması ne hakkaniyetli  olur öyle değil mi?

Sorumluların sorumsuzluğu yüzünden, kolayca , insan hayatı bu kadar değersizmiş gibi yaşanan ölümlerin en aza indirilmesini, yanan yüreklerin ve akan göz yaşlarının son bulmasını başarabilecek misin?

Barbarlığın sonucu olan kadına şiddetin, öldürülmelerinin durdurulmasını, çocuk gelinlerin yok olmasını halledebilecek misin?

Çoğunluğun güvenmediğini söylediği  adalet sistemini yok edip, gerçek adeletin sağlanması ve vicdanların rahatlatılması olabilecek mi?

Her şeyin gönülleri  yaralamadan, insanlığa, hakkaniyete  uygun yapılması gerekirken, kılıfına uydurularak yapılmasının önüne geçilmesi  muhteşem olmaz mı?

Gören, anlayan, soran, her dayatılana körü körüne, sorgulamadan itaat etmeyen, yanlışa, kirliliğe, haksızlığa ses çıkaran bir topluma dönüşülmesine, ses çıkaranların düşman görülmemesine katkın olur mu?

Hakların anası olan, ekonominin de, refahın da gelişmesine katkı sunan, diğer birçok hakkın alanını da genişleten “ifade özgürlüğü” hakkının daha rahatça ve özgürce kullanılmasında durum ne olur?

Uygarlıkların da, dinlerin de ortak paydası ahlaktır. Yani iyi ile kötünün ayırt edilmesidir. Buna göre insanların “bu bendendir” demeden ahlaklı davranmaları, kötüyse karşı çıkmaları olur mu acep?

Gelir dağılımındaki uçurumun, iki haneli rakama ulaşan işsizliğin, on beş milyondan fazla insanın sosyal yardımlarla hayatta kalmaya çalışmasının ortadan kalkması konusunda yapacağın nedir?

“Bizdendir” diyip kayırmacılık yerine, liyakata  göre yükselme, iş alma, kazanma, atama yolunun açılmasını unutmazsın değil mi?

Yönetenlerin kendi  kafalarındaki  normlara göre, insanların yaşam şekillerine format atmaya kalkmaması, zorlamaması, eleştiriye tahammüllü olmaları çok önemli . Bunu es geçme emi?

İnsanlığın gelişmesinde lokomotif rolü olan eğitimde bilimselliğin öncelenmesini sakın ha unutma tamam mı?

İlle de “barış”…Ne uğruna olursa olsun; çatışma ve şavaşlara son verebilecek misin?

Ülkeler arasında ölçülen “İnsani Gelişmişlik Endeksi” ve “Mutluluk “ sıralamasındaki yerimizin aşağılardan yukarılara çıkmasını…vs…vs…vs…

Tamam, tamam çok yüklendim biliyorum. Daha da uzatmak mümkün, ama yeter.

Ancak  her yeni yılda insanlar birçok beklenti  içinde olurlar, biliyorsun.

Ben de çokça da kısaltarak bir-iki şey isteyeyim dedim.

Çok şey mi istedim yoksa?  Yahu neyse, en azından senden öncekine  benzeme yeter.

Aslında istediklerim senden değil. “Kızım sana diyorum…………….”

Biliyorsun isteyenin bir yüzü….

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 154
Kayıt tarihi
: 27.02.14
 
 

Üniversite  mezunu, eğitimci. Okumaktan,  düşünmekten,  yazmaktan,  türkülerden, bağlamadan  vazg..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster