Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '11

 
Kategori
Güncel
 

"Kültür yozlaşması ve küresel tekelleşme"

"Kültür yozlaşması ve küresel tekelleşme"
 

Türkiye'nin kültürel yozlaşımı hakkında neler düşünüyorsunuz?


"Kültür yozlaşması" dediğimiz zaman kastedilen şey aslında "kültür emperyalizmidir." Küresel gelişimlere baktığımız zaman kültürel anlamnda tekelcilik faaliyetleri vardır. Tek bir millet olma yolunda yoğun çaba sarf edilmektedir. Artık nerelisin? diye sorduklarında "dünyalıyım" diyecek hale doğru gidiyoruz. Dinler, diller, ırklar vs. gibi unsurları tekelleştirme çabaları...
"Sen Osmanlı torusun büyük düşün" kampanyalarıyla desteklenen iç kaosa sürükleme faaliyetleri ile dış dünyaya direnme porestesu arasına sıkışmış bir millet...
Dünyadaki güncel olaylara baktığımız zaman son dönemdeki Arap ve Afrika ülkelerindeki "halk ayaklanmaları" olarak nitelendirilen durumlarının ortaya çıkması bunların örneklerini teşkil etmektedir. Yüzyıllardır yaşayan millete; artık demode bir yönetim anlayışında olduklarını değişmeleri gerektiğini empoze eden bir yaklaşım... 

Türkiye'ye bakacak olursak, gidilen noktanın neresi olduğu konusunda eleştirisel yaklaşmak istiyorum. Son dönemdeki "idam cezasının geri getirilmesi" tartışmalarının bu noktaya nasıl getirildiğini irdeleyelim. 

Hergün sanal, görsel ve yazılı basında bir çok dehşete düşürücü haberler artış göstermektedir. "Tecavüzler, soygunlar..."Eskiden de yok muydu demekten kendimi alamamakla beraber, bir çok kişinin düşüncesi idam cezasının kaldırılması ile birlikte bu tür vakaaların arttığı konusunda hemfikirim.
Dine dayalı yönetimlerin "şeriat" unsuru ile bezenmiş bir yapının varlığı, bu tür olayları engelleyici unsur olacağı düşünenlerde var. Etnik yapının, vicdan unsurunun zedelendiğini ve geri dönülmez uçurumlara gidildiğini düşünenler bile var. 

Öte yandan "Batıcılık sempatizanlığı" ile kültürümüze etki eden diğer unsurlarıda es geçmemek lazım. Kaybettiğimizi fark edemediğimiz o kadar değerlerimiz var ki... Türkiye'nin batılılaşma çabaları içerisine girdiği andan itibaren, birçok kültürel ve yapısal değerlerimizi artık sorgular hale geldik.
Atatürk'ün zamanındaki devletleştirme politikası ile yabancı sermayeyi Türkiye'den çıkarma girişimini hepinizi biliyorsunuzdur. O günden bu güne neler değişti şöyle bir düşünün. Kültürümüz ile beraber bir çok milli değerimiz de gitmekte ve gitmeye devam etmektedir. 

Dünyadaki küresel gelişmelere yön verenler; ekonomik, askeri ve tekonolojik açıdan güçlü olan devletlerdir. Bu devletler kendi gelişmlerini diğer ülkelere verirken, kendi kültürel yapılarınıda empoze etmektedir.
Türkiye'de gelişmekte olan ülkeler katagorisinde olduğu için yeniliklere muhtaç bir millettir. Yenilikleri ve gelişmeleri kendimize alırken, bunun yanında onlarında kültürünü ve değelerini alarak belkide geleceğimiz için en büyük hatayı bilmeyerek yapmaktayız. Şimdi birçoğunuz diyebilirsiniz: "almayalım da geri mi kalalım?" Burda önemli olan hem milli unsurlarımızı korumak hem de dış dünyadana bize yarayan kısımlarını almak ne derece başarılı olabilir? Bunu yargılamak lazım. Bu yaklaşım "pragmatik" bir ütopyadan öteye gidemez. İster istemez etkileşim olacaktır. Zaten günümüze baktığımızda; iç içe girmiş bir kültür mozağiyi vardır. Batılılaşma, özenme gibi etmenlerle mevcut kültürümüzün yozlaşmasına sadece seyirci kalmaktayız. Benim öngörüm bunlar tabiki. Türk kültürü yüzyıllardır "islam motifleriyle" birlikte sentezlenmiştir. Öte yandan Atatürk'ün ilkelerinden Laiklik o dönemde bile sorun teşkil etmezken neden 21. yüzyılda başörütüsü sorunu ve Laiklik tartışmaları ortaya çıkmıştır? 

Türk insanı olarak, küresel bazda oynanan oyunlardan ve manevralardan ne kadar haberdarız? Bize yanstılan iyi, güzel gösterilen madalyonun tersini görebiliyor muyuz? 

Kültür yozlaşması ve batıcılık özentisi ile benliğimizi kaybediyoruz. Dedelerimizden kalan mirasa gereken özeni ve özveriyi gösteremiyoruz. Türkiye'nin girmiş olduğu bu evreyi tersine çevirebilir miyiz? Şu saatten sonra çok düşük bir ihtimal olsa gerek. Neden mi? "Küreselleşme de ve tekelleşme" treninde Türkiye olarak
yerimizi çoktan almışız. Eskiden "Mustafa Kemal'ler" vardı, şimdi kimler var? 

Yorum sizin. 

Orhan KUCUM / 02.04.2011 

 
Toplam blog
: 6
: 7501
Kayıt tarihi
: 27.03.11
 
 

Ekonomi dünyasını yakından ilgilendiren herşey... Genç girişimcilerin, piyasalara bakışı ve mantıksa..