- Kategori
- Sinema
‘Londra Bulvarı’nda bir garip hikâye…

Geçmişin yaşanmışlıkları mıdır kişiyi kovalayan, yoksa benliğindeki hırs mı geçmişinden kopartmayan? Kötülüğün çarkına kapılmışsa bir kez insan, kurtulamaz onun girdabından… Acımasızların dünyasında medet ummak boşken yeni bir başlangıçtan, kaçış imkânsızdır merhametin doğuracağı marazdan!
Ezan seslerinin duyulduğu, her türlü ırktan insanın yaşadığı, sokaklarının pisliğiyle göz kamaştıran(!) Londra’dan kareler veren LONDRA BULVARI, geçmişin yükünden kurtulmak isteyenlerin öyküsü! Karıştığı bir kavga sonucu üç yıl hapis yattıktan sonra serbest kalan Mitchell, sudan çıkmış balık misali ortada gezinirken, bir tesadüf sonucu uğradığı tecavüzle yaşamdan kopup evine kapanan ünlü oyuncu Charlotte ile tanışır. Onun iş teklifi karşısında tereddüt yaşayan Mitchell, yanlış arkadaşlıkların yükünü de sırtında hissedecektir…
Ken Breun’in kitabından uyarlanan LONDRA BULVARI, suç konulu yapımlarla adını duyuran William Monahan tarafından senaryolaştırılmış. Filmin yönetmenliğini de yapan Monahan, kendine has çizgisini koruyarak, bir sonraki sahnede ne geleceğinin merakını yaşatan bir film yaratmış. İngiliz filmlerinin keskin özelliği olan anlamlı ve abartısız diyaloglar dikkat çekmekte... Esprilerin inceliği ve vuruculuğu da kullanım amaçlarıyla uyum içinde! Konuşmalardaki bu netliğe karşın karakterlerin anlatımında ayrıntılara pek inilmemesi zaman zaman anlamsızlıklar yaşatmakta. Geçmişi kurcalamadan anı yansıtmayı hedefleyen kurgu, bir yandan akıcılığı sağlarken öte yandan izleyenin aklında soruların oluşmasına sebep olarak negatif bir durum yaratmakta. Duyguyu, aşktan ziyade ruh durumu açısından ela alan LONDRA BULVARI, kişisel sorgulamalarla suç kavramını iç içe vermekte. ‘Bodyguard’ tarzı yapımın dikkat çeken özelliklerinden biri de, Londra’nın hakiki dokusunu izleyiciyle buluşturması! Çöpleriyle, otantik yapılarıyla şehri olduğu gibi kendine mekân yapan filmin bütünlüğü içinde mantıkla bağdaşmayacak hiçbir sahne mevcut değil. Gösterişli efektlere ihtiyaç duymayan, insan faktörünün ağır bastığı filmde oyuncular da rollerinin soğukluğunu başarıyla yansıtmakta… Colin Farrell ve David Thewlis, ruhsuz bakışlarıyla, canlandırdıkları karakterler için biçilmiş kaftan!
İngiltere ve Los Angeles’teki ‘sigara yasağı’nı başlangıç diyaloglarında ele alan filmde sürekli sigara yakılması, yapımın ‘sigara lobisi’ destekli olduğunu akla getirmekte. ‘Kötü olan her şey sevgiye muhtaçtır’ sözüyle sanki içeriğindeki sigara, uyuşturucu, tefecilik, eşcinsellik gibi unsurları işaret eden LONDRA BULVARI, durgunluğuna karşın mesajlarla dolu bir yapım! Gangster olmanın püf noktalarını da dillendiren filmde, müzik-sahne uyumu gayet başarılı… Özellikle ‘The Green Fairy-Kasabian’, bütünün ruhuna uygun bir atmosfer yaratmakta... Geçmişin olumsuzluklarından kurtulmaya çalışan eski suçluyla yola çıkan öykü, ünlü olmanın zorluklarını ve paparazzilerin hayatı nasıl çekilmez kıldığını gözler önüne sererken, satır arasında üvey baba tacizine maruz kalan erkek çocukların ileride ne hal alacağını da aktarmakta… ‘Kim olduğunu düşünürsen, o olursun’ felsefesini yaşatan Jordan’ın umursamaz tavrı ve konunun sükûnetle işlenmesi, benzeri suç-polisiye türlerinin aksine, izleyene garip bir sakinlik vermekte... LONDRA BULVARI, kulak ve beyin yorgunluğu yaşamadan, doğal bir suç filmi izlemek isteyenler için sıkıntı yaratmayacak bir seçim!
Anibal Güleroğlu