​ 'Masumiyet Müzesi'nde dolaşırken... / Kitap / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '09

 
Kategori
Kitap
 

'Masumiyet Müzesi'nde dolaşırken...

'Masumiyet Müzesi'nde dolaşırken...
 

'Masumiyet Müzesi', İletişim yayınları, 2008

Kemal zengin bir ailenin iki oğlundan biridir. Yokluk görmemiş, iyi eğitim almış, biraz şımarık, biraz duygusal, biraz haşarı bir adamdır. Yaşamı olması gerektiği gibi gelişmekte, saygın bir genç hanımla evliliğe doğru ilerlemektedir. Yaşamındaki herşey Nişantaşı'nda girdiği bir dükkanda değişmeye başlar, önceleri ciddiye almadığı bu değişim sonraları onun yaşam biçimi olur. Tüm ilişkileri, alışkanlıkları, yaşamında herşey darmadağın olur ve yeni bir değer sırasına girer. Okuyucuya takıntıdan kaynalandığı izlenimi veren bu psikososyal değişim Kemal'i çevresindeki pek çok insandan uzaklaştırır. Bir gün bıraktığı yere döneceğini düşündüğü bu yaşam yolculuğu bir daha asla eski yerlere çıkmayacaktır.

Zeka ve duygunun titizlik ve ihtişamla birleştirildiği bir çalışmaydı okuduğum. Yedi yıllık hazırlık kesinlikle yerini bulmuş, her konuda titiz bir gözlemin eseri olduğu belli olan bu roman yazarına fazlasıyla yakışmıştı.

Roman hüznün, takıntının, arzu ve ihtirasların, coşkunun, sevginin ve mutluluğun tuhaf tarifleriyle yüklüydü. Arkaplanı son derece güçlü, Türkiye'deki kentsel toplumsal değişimi her yönüyle iyi gözlemlemişti. Okuyucuyu hastalıklı bir takıntının peşindeki Kemal'le birilikte sayfalarca koşturacak kadar da akıcıydı...Öyle ki kitabın son sayfasını çevirdikten sonra ilk akılımdan geçen Çukurcuma'ya gidip o hayallerin yaşadığı yeri canlı canlı görmek oldu. İlk sayfalarda 'hastalıklı' olarak nitelendirdiğim Kemal'e duyduğum derin saygı bir sızıntı şeklinde geçti içimden...Füsun'a karşı hissettiğim derin şefkat göz yaşına vurdu, iki damla döküverdim...

Romanın etkileyici pek çok bölümü içinde en çok vuranlardan biri çeşitli müzeleri gezdikten sonra Kemal'in edindiği izlenimleri aktarışıydı. Burada Doğu kültürü ile batının koleksiyonculuğa bakış açısını karşılaştırıyor, sanki sadece koleksiyonculuk değil bu iki kültürün tüm alanlarına nüfüz etmiş bir farkı anlatıyordu:

Kemal'e göre 'Doğu kültüründe iyi yada kötü yaşanmışlar sahipsiz kalır, hatta utanılıp üstün kapatılırken, batı kültürü için bir şeylerin yaşanmış olması yeterliydi: Yaşanmış herhangibir deneyimi tutku ve övgüyle sergileyebilmek meziyetti.'

Zaten Kemal de roman boyunca yaşanmışından hiç utanç duymamayı öğrendi...Bana öyle geldi...

Ama 'Masumiyet Müzesi'ni dolaşırken siz bambaşka şeyler görebilirsiniz....

 
Toplam blog
: 146
: 1061
Kayıt tarihi
: 05.12.06
 
 

Hep yazmak istedim. İnsan düşüncelerini yazıya dökünce kendi başınadır çünkü, kaygısız, katıksız ..