​ “Neye” ve “Neden” karşıyız? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '09

 
Kategori
Siyaset
 

“Neye” ve “Neden” karşıyız?

“Neye” ve “Neden” karşıyız?
 

Önemli olan, <ı>“Neye” karşı olduğun değil, “Neden” karşı olduğunuzdur. Her şeye karşı olabilirsiniz, içinizdeki, <ı>“Muhalefet” isteğini, hırsını yenemezsiniz, karşı olursunuz. Esas olan <ı>“Neden” karşı olduğunuzu sağlam kanıtlarla ortaya koymaktır.

Şimdi de fırtınalar estirdiğimiz konu, <ı>Ceza Muhakemesi Kanununun 250. Maddesinin 3. Fıkrasında <ı>iki kelimenin bir kelimeyle değiştirilmesi…

Hani bir deyim vardır, <ı>“Gözün üstüne bir nokta koy, kör olur” diye…

Bu da tam bu deyim gibi, <ı>“Hali dâhil” anlatımı <ı>“Halinde” şeklinde tek kelimeye indirilince, bakın neler oluyor.

Ceza Muhakemeleri Kanunun 250. Maddesinin 3. Fıkrası şöyle

<ı>“ (3) Birinci fıkrada belirtilen suçları işleyenler sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun bu Kanunla görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde yargılanır. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile savaş ve sıkıyönetim hâli dâhil askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır.”

Önerge ile değiştirilen şekli ise şöyle:<ı> “ (3) Birinci fıkrada belirtilen suçları işleyenler sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun bu Kanunla görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde yargılanır. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile savaş ve sıkıyönetim hâlinde askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır.”

<ı>

Şimdi bir de şuna bakalım…

<ı>Anayasa, Madde 145<ı>.– Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler, asker kişilerin; askerî olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerî mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.

<ı>Askerî mahkemeler, asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askerî suçları ile kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askerî mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara da bakmakla görevlidirler.

<ı>Askerî mahkemelerin savaş veya sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.

<ı>Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin mahkemesinde görevli bulundukları komutanlık ile ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı, askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenlenir. Kanun, ayrıca askerî hâkimlerin yargı hizmeti dışındaki askerî hizmetler yönünden askerî hizmetlerin gereklerine göre teşkilatında görevli bulundukları komutanlık ile olan ilişkilerini de gösterir.

Yukarıdaki maddeye göre, Askeri Mahkemelerin görevleri ile <ı>“Asker kişilerin yargılanması” hususu <ı>Anayasa çerçevesinde belirlenmiştir. Yani, <ı>“Asker kişilerin” yargılanması buralarda yapılır. Bu, <ı>Anayasa kuralı olarak ortadadır.

Oysa Ceza Muhakemeleri Kanunun 250. Maddesinin üçüncü fıkrasında <ı>“Hali dâhil” ifadesi <ı>“Halinde” şeklinde değiştiğinde, anayasanın bu maddesi <ı>“Yok” sayılmakta ve <ı>Askeri Mahkemelerin yetkileri sadece <ı>“…savaş ve sıkıyönetim hâlinde…” olarak sınırlandırılmaktadır.

Bir de şu açıdan bakalım…

TBMM, <ı>“Yasama yetkisini” kullanarak <ı>Ceza Muhakemeleri Kanunun 250. Maddesinin 3. Fıkrasını <ı>“Halinde” olarak değiştirebilir mi, buna yetkisi var mı?

Elbette var, hatta bu ve benzeri işleri yapmak için <ı>“Yasama yetkisi”ni kullanma, asli görevidir.

Peki, o zaman <ı>“Karşı durulan” konu nedir, nedir bir bardak suda kopartılan fırtına?

Mesele şu; <ı>Yasama, anayasaya aykırı kanun çı-kar-ta-maz… Diğer bir deyiş ile yasamanın yaptığı kanunlar, <ı>Anayasaya aykırı olmamak zorundadır. Önce anayasanın 145. Maddesini düzenleyeceksiniz, sonra da buna uygun olacak şekilde değişiklik yapacaksınız.

Bu kadar önemli mi?...

Hiç kuşku olmasın ki, bu kadar önemli. Yoksa anayasaya ne gerek var, herkes istediği gibi kanun <ı>“Yapsın”a gelir konu…

Meseleye <ı>“Gece yarısı baskını” olarak bakmaktan önce, böyle bakmak gerekir, doğru olanı da budur.

<ı>İşte AKP iktidarının bir türlü becermediği de budur…

AKP iktidarı, hemen her konuda <ı>“Ben yaptım oldu” anlayışı ile hareket etmeyi adet haline getirdiği için, uzlaşmadan, fikir alışverişinden yana olmadığından, her yaptığı işin altında bir şeyler arama, güvenmeme duygusunu dürtüklemektedir. Dahası, öyle kritik zamanlarda bunu yapmaktadır ki, <ı>“Güvenememe” duygusunu artırmaktadır.

Bu değişiklik <ı>“Demokrasiye” daha uygun olabilir, bir diyeceğimiz yok, ancak öncelikle yapılan yasaların <ı>anayasaya uygunluğu esastır.

Bu basit kuralı dahi bilmeden yapılan icraatların geleceğinden kuşku duymakta haklıyız.

Mesele <ı>“Neye” karşı olduğumuz değil <ı>“Neden” karşı olduğumuzdur. O karşıtlığımız da, değişikliğin öncelikle <ı>anayasanın 145. Maddesine uymadığıdır.

<ı>30 HAZİRAN 2009

 
Toplam blog
: 146
: 576
Kayıt tarihi
: 17.01.09
 
 

Yazacak belki bir çok şey vardır, ancak sadece "Yazmak en büyük tutkum" desem!... Sonrasında da zate..