- Kategori
- Aşk - Evlilik
"Oğlum senin annen tavşan mı?"

Bu yaşanmış gerçek bir aşk hikayesidir..
Yıl 1983... Okuduğumuz İst. Üniversitesi Fen Fakültesinden mezun olmak üzereydik.. 4 yıl öncesinde öğrenci kayıt bürosu önünde daha kaydımızı yaptırırken tanışmıştık..
Çok güzel bir kızdı, kayıt kuyruğunda tam önümde duruyordu ve hiç pas vermiyordu :) Sonra her halde elindeki evraklardan kuşku duydu ve bana dönüp..
-"benim evraklar eksik mi acaba bir bakar mısınız?" dedi..
Bu gollük pas asla kaçmazdı.. ama ben topu auta attım nasıl becerdiysem.. Vesikalık fotoğrafları vardı elinde ve orada da çok hoş çıkmıştı aklımca bir espri yaptım..
-"evraklarınız tamam ama bu foto ile olmaz, bu resimdeki sanırım siz değilsiniz bu çok hoş bir kız" dedim..
Sözde huyunu bilmediğim bir kıza doğruca kendisine değil de resmi üzerinden iltifat ediyordum.. Ama ters tepti.. elimden evraklarını hışımla alıp arkasını döndü ve sonraki altı ay boyunca bir daha yüzüme bile bakmadı iyi mi :)
ve hani yer yüzünde cennet neresi derseniz, işte cennet bizim fakülteydi, çünkü 120 talebenin yaklaşık 15 tanesi erkek 105 tanesi kızdı. Arkadaşlarla hesap yapmıştık.. ne de olsa istatistik bütün bilimlerin anasıydı ve aşk meşk içinde geçerliydi..
Bu hesaba göre erkek öğrenci başına, sekiz virgül dört kız düşüyordu.. :) Ohhh şahane... Ama benim aklım onda kalmıştı işte.. Nasıl tavladığımın hikayesi çok uzun ve meşakkatlidir az süründürmedi beni.. ve mezuniyet günleri gelip çattı..
Evlenecektik, Fakat büyük bir sorun vardı. Benden iki yaş büyüktü..Ben 1960 o ise 1958 doğumluydu, Karadenizli bir aile..
-"Beni hayatta sana vermezler, hiç eve gelmeyin" dediğinde doğrusu hiç de panik olmadım..
-"sen bana iki üç ay müsaade et ben bu sorunu çözerim dedim..
ve madem ki yaş bir sorundu.. Mahkemede yaş büyütme davası açacaktım..
Ne ona ne aileme söylemeden gidip dava dilekçesini verdim..
Büyükdere adliyesi, sahilde iki katlı eski bir tarihi binaydı.. Mahalleden yalvar yakar bir de komşu teyze ayarladım yalancı şahit olarak.. benden iki yaş büyük kızı vardı onunda.
Nur içinde yatsın Kamuran hanım teyze kabul etti..
Dava günü hakim mutlaka soracaktı
"sen nerden biliyorsun Muzafferin 1960 değil 1958 doğumlu olduğunu" diye...
O da
-"biz annesi ile çok eski komşuyuz, benim kızımla aynı zamanda doğmuştu Muzaffer oradan biliyorum, nüfusa geç yazdırmış babası" diyecekti.
Nitekim dava günü geldi çattı, Kamuran teyze ile duruşmaya girdik
ve Hakim o meşhur soruyu sordu... Biraz kekelese de Kamuran teyze görevini başarı ile yerine getirdi.. Sonra bir hayli yaşlı ve gözlüklü olan hakim bana döndü ve gözlüğünün üstünden bakarak..
-"Evlat demek sen 1960 değil 1958 doğumlusun"
-"Evet efendim"
-"Getirdiğin şahit de bunu doğruluyor"
-"Evet efendim"
-"Peki evlat söyle bakalım SENİN ANNEN TAVŞAN MI?"
Doğrusu hiç bir anlam veremedim ve sadece bön bön hakimin yüzüne baktım..
-"Sana diyorum oğlum TAVŞAN MI SENİN ANNEN"
-"Anlamadım efendim" diye kekeledim..
Arkasından fırça geldi..
-"1960 Ocak ayı değil 1958 Ocak ayı doğumlu olduğunu söylüyorsun bir de yalancı şahit getirmişsin.. ama nüfus kayıtlarına göre 1958 yılı Mayıs ayı doğumlu bir kardeşin daha var"
-"Tavşan mı oğlum senin annen dört ayda bir mi doğuruyor"
Başımdan aşağı kaynar sular döküldü
Ben ağbimin doğum tarihini gözden kaçırmış ve baltayı taşa vurmuştum, her şey berbat olmuştu.
Sonra hakim devam etti
-"Evladım belli ki 1958 doğumlu olduğun yalan, sen bana şu işin doğrusunu bir söyle hele niye yaşını büyütmek istiyorsun"
Baktım olacak gibi değil doğruyu anlattım
-" efendim bir kızı sevdim, oda beni seviyor, evleneceğiz, ama benden iki yaş büyük ailesinin buna izin vermeyeceğini söylüyor"
-"Yapma ya aşk hikayesi he?"
."......."
-"Aferim sana oğlum çok delikanlı çocukmuşsun, o zaman bu aşkı berbat etmeyelim senin yaşını büyütelim"
Bir anda gözlerim parladı..
-"Ama 1958 yapamam 4 ay ara ile iki çocuk olmaz, seni 1957 yapalım olur mu?"
-".... " olur efendim...
ve 1957 doğumlu oluvermiştim bir anda
Ailesinden izni kopardık böylece kızı kaptım... Evlendik..
5 yıl sonra 1988 yılında kansere yenik düştü..
Hayat izin vermedi hayat....
Ruhu şad olsun..
Muzaffer Alper