- Kategori
- Futbol
“Ölüm Grubu” da grupmuş hani!..

Her tökezlemede, bize ne oldu, başarısızlığımızın örtüsü olur!.
Oysa unuttuğumuz, “yardıma muhtaç” aileler sınıfında yer aldığımızdır!. Çünkü işimiz, içeride ve dışarıda, hep başkalarından beklenti üzerine kuruludur.
Başkası, ya elimizden tutacak ya da “engel” sayılanı saf dışı bırakacak; yolumuzu açacak. Beklentimiz gerçekleşirse, bunu elde etmedeki gücümüzü dünya aleme ilan ederiz; yoksa, bir “düşman” yaratırız.
“Desteksiz” ve “düşmansız” yaşayamayız; “gerilim”, besin kaynağımızdır.
Euro 2016’da gruplar belli olunca, bulunduğumuz grubuna hemen bir ad bulundu:
“Ölüm Grubu”...
Niye?
Çünkü en güçlü takımlar bu gurupta. Bunlardan biri de biziz!. Aradan sıyrılırsak, bu, bizim için çok önemlidir. Allah, “Yürü kulum” demiştir.
Kendimizi grubun dibinde bulursak, bahanemiz hazır/dır:
Güçsüzlük değil, şansızlık!.
Elimizden tutması gerekenlerin “gevşek” oynamaları...
Hakkımız yenmiş, “şike” yapılmıştır!
*****
“Ölüm Grubu” da grupmuş hani!..
Çek Cumhuriyeti’yle biz, gruptan çıkamadık; çıkanlar ise, Hırvatistan ile İspanya yolda kaldılar. Oysa “Ölüm Grubu” dışındaki gruplardan çıkanlar yola devam ediyorlar:
Gruplardan A’dan 1 (Fransa), B’den 1 (Galler), C’den 2 (Almanya, Polonya), E’den 2 (İtalya, Belçika), F’den 2 takım (Portekiz, İzlanda) çeyrek finalde...
(Çeyrek final eşleşmeleri: Polonya – Portekiz, Galler – Belçika, Almanya – İtalya, Fransa – İzlanda )
Macaristan, özellikle İtalya tutsaydı elimizden, Galler’i haklayacak, finale kadar gidecektik!. Çünkü bizim gücümüz, arkamızda 78 milyon vardı.
Vardı da vardı...
Para pul kavgası, huzursuzluk, başıboşluk, tepeden bakma, bulunduğu yeri sindirememe, para gelmeyince işi savsaklama...
"Hazırlık kampı"nı, "dinlenme kampı"na çevirme...
Birbirinin moralini bozma!..
Başta “Başkomutan”ın morali çok bozuk olursa, gerisini siz düşünün!.
*****
Morali bozuk olanlar, mücadele etmekten değil de beklemekten çok yorulanlar, şimdi moral depoluyorlar.
Bir an önce toparlanmak, "göreve devam" demek, "yeni ufuklara yelken açmak" gerekiyor! Çünkü önümüzde 2018 Dünya Kupası var.
İlk maçımız 05 Eylül'de Hırvatistan'la...
(Grubumuzdaki öteki rakiplerimiz: İzlanda, Ukrayna, Kosova, Finlandiya.
Gruptan çıkma koşulu ne?
Gruplarını 2. sırada bitiren 9 takımdan en kötüsü elenir; 8 takım, play-off turunda birbirleriyle eşleşir. Rakibini eleyecek 4 takım, 2018 Dünya Kupası'na katılma hakkı kazanır.)
Önemli olan neydi?
Turnuvalara katılmak!.
Fransa'da olmak, reklamlar bizi ayakta tutmasa da, görevini yapmanın rahatlılığını verdi kuşkusuz!
Yoksa bir İbrahimoviç, bir Roy Hodgson tavrı görürdük:
Milli Takımı bırakmak, istifa etmek!.
Bizde öyle mi?
Garip olan, hesap vermesi gerekenlerin hesap soracak olmasıdır!.
Sadece futbolda mı?
Son söz:
Bizim kitabımızda yazılı olmayan "istifa", eloğlunun başucu kitabında yazılıdır; bizde ise bunun yerine "istifade" vardır.
https://www.facebook.com/turgutcelik