- Kategori
- Kültür - Sanat
"Sanat"ın eli ne zaman güçlenecek?

Bugün çok mayışık bir gündü.. Bir türlü hızlanıp ev işine geçiş yapamadım. Bayram geliyor diye temizliğe girişmeliyim değil mi? içimden geliyor mu? Hayır!
Çamaşır yıkıyorum, asıyorum, topluyorum ve sepete koyuyorum sadece. Birazı hala makinede yıkanıyor. En uzun programı seçtim, yıka yıka bitmiyor. Bu günlerde her şey ağır mı yoksa bana mı öyle geliyor. Birde belirsizlik var mesela! Bayramı kutlamakla kutlamamak arasında gelip gidiyoruz. Malum Cumhuriyet bayramı bir günlük olmasına rağmen kutlanmadı. 10 Kasım'da tatile girerek heba edilecek mi, edilmeyecek mi? Bilmiyoruz.
Bir de iki tane "k" harfinin başına eklenen "p" harfinin içerdiği anlam yüzünden "p" harfini duymak bile istemiyorum ama o zorla kendini duyurarak ortalığı belirsizlik ateşine atıyor. Herkes kin içinde apartta bekliyor. Ama kimsenin kılını kıpırdatası yok!
Gülliver'in cüceler ülkesinde yere sıkıca bağlıyken yediği okları temizlemekten bıkmış haline döndük. Acıtıyor ama koymuyor artık! Oysa tüm arap ülkelerini silkeleyen güç bizde işlemiyor. Aslında bunu hiç istemiyorum. Evet radikal güzelleşmeler olsun ama yoluyla yordamıyla olsun. Şu arap baharı mesela! Ne diliyorum biliyor musunuz? Amerika’nın parmağı muhakkak olan bu halk ayaklanmalarının yönü, halkının gerçek isteği doğrultusunda gerçekleşse ve buna kimse engel olamasa. Ve dine dayalı değil, gerçek demokrasiye dayanan adil bir yaşam tarzına, laik düzene geçiş yapsalar.
Halklar buna layık olduğunu tüm dünyaya ispat etse. Yıllarca sömürülmesinin acısını tüm İslam ülkeleri silkelenerek kendine gelip, dünyaya gösterse. ”Biz de varız! Aydınız, eğitimliyiz, önce bilime inanırız” falan gibi söylemler duymak istiyorum artık. Din, iman, Allah, Müslüman gibi yönelimler hiç birini adam etmedi çünkü. Kaç tane sayabilirsiniz, ilim irfan, sanat, kültür alanında gelişmiş bir müslüman ülke!
Müslüman olup ta dünyada; bırakın sözü geçeni, adı geçen bir ülke var mı? Laik olduğu için bunların içinde en çok sözü edilen ama yetersiz gücü olan bir ülkeyiz biz! Yetersiz eğitim alıyoruz, bilime hiç kulak vermiyoruz, sanatı adeta taşlıyoruz, sanatçı olamayacak olan şaklabanları tepemize çıkartıyoruz. Niye, gerçek sanatçılarımız yok mu? Var, ama o kadar çok teferruatlarla yıldırılıyorlar ki, hiçbiri gerçekten var olamıyor. Düşünsenize Mehmet Aksoy gibi üretken bir heykeltıraş yaptığıyla değil, yaptığı eserin yıkılmasıyla gündeme gelebiliyor. O yüzden hiçbir verim yok sanatımızda. O yüzden ortalık yılmış sanatçıyla dolu. Ressamı, müzisyeni, heykeltıraşı, sinema veya tiyatro sanatçısı hepsi; aldıkları eğitimin dışında mesleklere yönelmişler ve misal, ressam, öğretmenlik yapmaya, yazar emlakçılık falan gibi hamurundakini red eden kimliklerle para kazanmaya çalışıyor.
Öte yandan sanatçı olamayacak birkaç zavallı; magazinel sanatçılığa soyunarak, boy gösteriyor. Herhangi bir örgüt mü korur bunları bilmiyorum ama nereye başınızı çevirseniz orda onlar var. Ay sıkıldım artık, bir zaman çıkmasınlar, medyada görünmeseler deseniz de faydasız. Bunlar illa ortada olacak, bizi kusturacaklar. Yıldık, sanatçı sayılan bu deli zümrenin elinden! Bu yüzden bu ülkenin adı dünyada ses getiremez.
Oysa dünyada kalıcı olarak sesini duyuracağın tek şey ne başbakanın, ne seçtiğin partin, ne tuttuğun takımdır ey halkım..Tek ses getiren şey, senin sanata verdiğin katkıdır. Oysa ki sen sanata katkı vermek bir yana, bunu yapanları itelemeye, hırpalamaya çalışan bir idareye “he !!” diyorsun.. Yazıklar olsun böyle kendini boş vermişliğe.Yazıklar olsun sanatı yıpratan, sanatçıyı yıldıran zihniyete..
Kızgın mıyım, EVET! Hem de çok! Üzgün müyüm; hem de nasıl ama umutlar tükenmez, bu gök kubbede yaşıyorsak, ümidimizi asla bırakmamalıyız elden.
Sanatçılarımıza selam olsun!
Berrin Aksu