- Kategori
- Güncel
"Sevsinler böyle basın özgürlüğünü!" Başbakan'da Baransu'ya savaş açtı!

Ok yaydan çıktı bir kere…
Gözleri olmayan ok(!) hisse dayalı burnu(!)da hissetmez olunca, önüne gelene saplanıyor ve delip geçiyor.
Şimdilerde iktidar ile cemaat savaşı ülke gündeminin en önemli parçalarından.
Siz bakmayın barış yapmış gibi yapmalarına. Savaş içten içe devam ediyor.
Şimdilerde savaşın diğer adı, bir zamanlar alkışlanan ve yaptığı takdir edilen “Bavulcu” Mehmet Baransu!
Mehmet Baransu cemaatin piyonu olarak öne çıktı!
Şah, Vezir arkada dururken, piyonu sürdüler sahaya…
Piyonla savaşmak kolay…
Bildiğiniz gibi Mehmet Baransu 25 Ağustos 2004 tarihli Milli Güvenlik Kurulu belgesini yayınladı. İşte kıyamet burada koptu. Oysa bu belgeyi suç unsuru sayıp onlarca üst rütbeli subayı içeri tıkarak, ömür boyu hapis cezaları verilmişlerdi.
Şimdi böyle bir belgeyi açıklamanın sırası mıydı?
Bu belgede devlet sırrı sayılıp, mahkeme tarafından önce istenilmiş, sonra da mahkeme tarafından askere telefon açılarak, biz belgeyi “sehven” istedik sakın göndermeyin denilmişti. (Bu haber basında, özellikle Aydınlık gazetesi ve Ulusal Kanalda günlerce yayında kaldı.)
Asker de, Başbakanlıktan kendisine gönderilen bu belgenin “sehven” istenildiğini öğrenince, bağırsaklarını(!) temizleme hareketine katkıda bulunmak için belgeyi göndermemişti.
Şimdi gelelim üst perdeden yürütülen savaşa!
Mehmet Baransu hakkında, üç kurum (Başbakanlık, Mit ve MGK) suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunu kâfi görmeyen Başbakan kılıcını kuşanıp, bizzat savaşa katıldı!
Bakın Sayın Başbakan Tekirdağ’da düzenlediği mitingde ne diyor:
“Üzerinde gizlilik belgesi olan ve Milli Güvenlik Kurulu toplantılarındaki bilgilerin sızdırıldığı ortaya çıktı. Hükümeti fişlemekle suçlayanlara sesleniyorum; hükümeti fişlemekle suçlayanlar öncelikle acaba bu istihbari bilgileri, bu gizlilik bilgilerini acaba bu adamlarınıza, yandaşlarınıza kimler sızdırdı, bunu ortaya koyun. Anayasamızda bu konularla ilgili çok açık net yasaklar var. Yasaklar insanların fikir özgürlüklerinde olursa biz karşıyız, ama devletin öyle mahremleri vardır ki bu mahremleri kimsenin teşhir etmeye, ifşa etmeye hakkı yoktur. İnsanların da kendilerine ait mahremleri vardır, bunları da kimsenin teşhir etmeye hakkı yoktur. İşte bununla ilgili olarak gerek Başbakanlık gerek Milli Güvenlik Kurulu gerek Milli İstihbarat Teşkilatı suç duyurusu yaptı. Şimdi bakıyorum da bazı medya grupları maşallah el ele vermişler, bunlar düne kadar hiçbir araya gelemezlerdi, şimdi bir araya gelmeye başladılar. Bunu özgürlük olarak iddia ediyorlar, bunun adı özgürlük değil, bunun adı düpedüz bu ülkeye, bu vatana ihanettir, başka bir şey değildir.”
Daha sonra Çerkezköy’de Sanayi ve Ticaret Odası’nın yanındaki alanda katıldığı toplu açılış töreninde konuşan Başbakan Erdoğan, burada da Taraf gazetesi ve Gülen cemaatini hedef alarak, MGK belgeleri için “yargıyı göreve çağırdı” Başbakan Erdoğan, “Kampanyayı yürütenleri açıklamaya kalkarsak yer yerinden oynar. Basın özgürlüğüymüş. Ne basın özgürlüğüymüş. Sevsinler böyle basın özgürlüğünü. Bu basın özgürlüğünü bizim dönemimizde yaşadı. Ben şiir okudum diye cezaevine girdim. Devletin mahremine dokunduğunuzda yargı gereğini yapmıyorsa yargı da anayasa suçu işlemiş demektir” diyerek hücumlarını sürdürdü!
Yani sizin anlayacağınız, cemaat savunmaya geçip, sütre gerisinden kafasını bile çıkarmazken, iktidar taarruzlarına devam ediyor. Savaş tüm hızı ile sürüyor!