- Kategori
- Spor
"Şimdiye şampiyon olmuştuk" yorumundan "Haysiyet Divanına"

Sezon sonu yaklaştıkça kulüplerin transfer listeleri ile gidecek ve kalacakların tartışmaları artan bir tempoda gündeme yerleşmeye başladı.
Beşiktaş çok ilginç bir hamle yaparak bazı futbolcularıyla sözleşme yeniledi; teknik direktör Mustafa Denizli ile bir yıl daha devam edileceği şeklinde ortaya bir haber atıldı.
Üç büyük takımın teknik direktörlerinin kaderi aslında son altı karşılaşmaya çok bağlı gözüküyor.
Örneğin, Beşiktaş’ın Mustafa Hocayla sözleşme yenilemeyi Fenerbahçe karşılaşması sonrasına bırakması ilginç bir mesaj aynı zamanda motivasyon aracı gibi gözüküyor. Kadıköy’deki maçta Beşiktaş sahadan 3 puan ile ayrılırsa çok gösterişli bir imza töreni yapılacağına kuşku duymamak gerek. Ancak tersi durumda hele Mustafa Denizli’nin kadro ve taktik seçiminin belirleyici olduğu bir yenilgi halinde bu sözleşmenin akıbeti nasıl gelişecektir, bekleyip göreceğiz.
Aynı şey Rijkaard için de geçerli.
Dün yaptığımız tabloya göre Galatasaray’ın şampiyonluk şansı çok zayıflamış gözüküyor. Rijkaard aleyhine ilginç bir karalama da yürütülüyor. Bülent Korkmaz’ın hangi mantık sınırları dahilinde yaptıysa takımın başında olması halinde Galatasaray’ın şimdiden şampiyonluğunu ilan edeceği şeklindeki açıklamasının tam da Rijkaard’ın teknik adamlığı tartışılırken ortaya atılması ilginç bir tesadüf olsa gerek.
Böylesi popülist yorumların öncelikle teknik direktörlerin kendi işlerini zorlaştırıyor olduğunu Bülent Korkmaz arkadaşımız fazlasıyla ihmal ediyor olsa gerek. Yaklaşık 35 senedir futbolu çok yakından takip eden biri olarak, bu süre içinde 6 hafta öncesinden şampiyonluğunu ilan etmiş bir takım görmedim veya hatırlamıyorum.
Bülent Korkmaz bir taraftan kendisine fırsat verilmediğinden yakınırken diğer taraftan, görevinin başında olan bir teknik adam varken, onun çalışma alanına giren bir yerde böylesi açıklama yapmasının nasıl bir çelişki olduğunun farkında olup olmadığı gerçekten merak konusudur.
Zaten Bülent Korkmaz’ın sorunu da buradadır.
Ülkemizde bir de yerli-yabancı teknik adam tartışması yapılmaktadır.
Yaklaşık bir ay kadar önce Yılmaz Vural’ın Daum hakkında yaptığı yorumlar en başta teknik adamlık işinin değerini düşürmektedir.
Hangi iş kolunda görev yapıyor olursak olalım; çalıştığımız kişilerin menşei ile değil işlerini nasıl yapıyor olduğuna odaklanmak gerekir. 21. yüzyılın içinde hala yerli malı yurdun malı şeklinde bir anlayışla yürümek tam bir cehalettir.
Ancak Aziz Yıldırım’ın yıllardır yabancı sınırlandırmasının kaldırılmasındaki tutumunda olduğu gibi bir ithal futbolcu hayranlığı ya da kurtuluşun orada olduğuyla ilgili bir yanılsamaya da düşülmemelidir.
İşte Fenerbahçe bunun çok iyi bir örneğidir ki; Cristian sakatlandıktan sonra Selçuk’un formu, Mehmet Topuz ile Özer’in mücadeleci futbolu, Gökhan Gönül’ün savaşçılığı Fenerbahçe’yi başka bir modele doğru da kaydırmaya başlamıştır. Belki de bu süreç şampiyonluğu getirecektir.
Bu bir rekabettir, kalitenin artması için yerliydi, yabancıydı şeklinde bir ayrıma gidilmemesi gerekmektedir.
Bu anlamda Daum’un Galatasaray maçı sonrasında yaptığı açıklama da, ona cevap veren Yılmaz Vural’ın yorumları da hatalı çıkışlardır; kendi mesleklerine yönelik kurşun sıkımdır.
Hafta içinde Rijkaard özelinde yaptığımız bu tartışmayı bu şekliyle bir boyut daha ileri götürmüş olduk.
Teknik adamları bir taraftan maymuna çevirip, diğer taraftan ortaya çıkan eseri daha şiddetle eleştirerek sanki doğru bir şey yapıyormuş gibi ortalarda dolaşmak da ülkemize has bir tutum olsa gerek.
Bugün medyada insanları haysiyet divanına göndermeye çalışıp, bir taraftan sporu cehenneme çevirip, sonra da stadyumlarda olaylar çıktığında sanki olup bitende hiçbir sorumluluğu yokmuşçasına hesap dahi sorabilme gücünü üzerinde toplamış kişiler vardır.
Bir kişi de çıkıp “ne oluyor kardeşim, ortada vatan sorunu mu var?” diye soramamaktadır.
Öncelikle insanlara bir yaşam alanı tanınmalı; orada işlerini yapması için bir boşluk bırakılmalıdır.
Birbirinin ayağına basmak da; işini yapmaya çalışan kişinin yoluna taş koymak da temelde sporun kimyasını, biyolojisini, fiziksel yapısını bozan yaklaşımlardır.
Uzay Gökerman