- Kategori
- Siyaset
“Son dakika”

Arkama yaslanıp haberleri izliyorum. Ekranda “Son Dakika” yazısı, yanıp sönerek göz alıyor. Dikkatimi oraya çekiyor.
Yine ne oldu diye meraklanıyorum...
Rahatım bozulacak diye kızıyorum. Ağız tadı ile haber izlemek yok bu memlekette... Koltuğun ucuna doğru kayarak merakla bekliyorum.
Yargı, Hükümet çekişmesi daha yeni bitmişti. Şimdiki daha ciddi bir durum; Kuvvet Komutanları gözaltına alındılar. Üç gün Emniyete alıkonma sonrası Savcılıkta ifadeleri alındı ve salıverildiler…
Bütün bunlar olurken araya giren yorumcular. Balyoz, Sarı Kız, Ay Işığı, Sakal ne var ne yok darbe ile ilgili yargılanacakmış.
Yeni ve Türkiye için bir ilk. Bu düzeyde Kuvvet Komutanlarının gözaltına alınabilmesi…
İyidir diyende var, anlamsız bulanda… Ben iyi oluyor diyenlerden yanayım.
Evet, bizim yargı sistemimize göre kurunun yanında yaşın yanma ihtimalide var. Ama hiç kusura bakmasınlar; bunun sorumlusu askerler. 12 Eylül Rejimi onların marifeti. Şimdi kendi kazdıkları kuyuya düştüler diye üzülecek değilim.
Babaannem derdi hep: “Deliğinden çıkan yılan eğilir bükülür deliğini bulur” diye. Bakıyorum da öyle de oluyor. Kimsenin yanına kalmıyor.
Bu işin bir yanı, eden buluyor demekle iş bitmiyor.
Asıl yanıt bekleyen soru; neden bizde siyaset, hukuk bir türlü rayına girmez?
Biz neden hep “Son Dakika” haberleri izlemek zorunda kalırız?
Üstelik bu durum salt siyaset, yargı, ordu ile de sınırlı değil.
Son dakika; Madende patlama. Son dakika; Tersanede ağır ihmal işçilerin canına mal oldu… Son dakika; borsa ani düşüşe geçti, tepetaklak gidiyor. Son dakika; aşırı hızdan kontrolden çıkan otobüs karşıdan gelen kamyon ile çarpıştı onlarca ölünün olduğu söyleniyor…
Hiç abartmıyorum sonsuz çoğaltabilirim bu son dakika haberlerini.
Mayın patlaması, karakola saldırı… Genç bir kızı testere ile kesen katil… Kaybolan çocuklar…
Bir birinden çok alakasız gibi gözüken bu son dakika haberlerinin hepsinin ortak bir paydası var.
Hemen söylüyorum: Ekonomi.
Bakmayın siz; “güçlü, büyük ülkeyiz” demelere. Büyüklük güç üretmek ile sermaye birikimi ile olur. Beslediğiniz asker sayısının bir büyüklük olmadığı çoktandır gerilerde kaldı…
Üreten toplumlar, yeterli sermaye birikimi olan ve kendi öz kaynakları ile insanına iş olanakları yaratan ülkeler büyük, güçlü ülkelerdir.
En basit söylemle pasta büyümeden büyüklük olmaz. İşte o pasta küçük kaldığından ülke bu tür sorunları yaşamakta. Laf üretmek yerine çalışan bir toplum olmadan ne siyasetin dili yumuşar, ne de yaşadığımız diğer son dakika haberleri biter.
Daha da kötüsü: istediğimiz düzeyde bir demokrasi de ancak üreten toplumların ulaşabileceği bir şeydir. Bu üretkenlik düzeyi ve bu sermaye büyüklüğü ile Türkiye daha uzun zaman gerçek anlamda evrensel normlarda bir demokrasiye kavuşamayacaktır.
Kimse hayal kurmasın. Demokrasicilik oynamasın…
Demokrasi akıl, vicdan ile şekillenmez. O değişik kesimlerin pastadan doyabilecekleri kadar pay alması ile mümkündür…
Bu işin bir yanı, eden buluyor demekle iş bitmiyor.
Asıl yanıt bekleyen soru; neden bizde siyaset, hukuk bir türlü rayına girmez?
Biz neden hep “Son Dakika” haberleri izlemek zorunda kalırız?
Üstelik bu durum salt siyaset, yargı, ordu ile de sınırlı değil.
Son dakika; Madende patlama. Son dakika; Tersanede ağır ihmal işçilerin canına mal oldu… Son dakika; borsa ani düşüşe geçti, tepetaklak gidiyor. Son dakika; aşırı hızdan kontrolden çıkan otobüs karşıdan gelen kamyon ile çarpıştı onlarca ölünün olduğu söyleniyor…
Hiç abartmıyorum sonsuz çoğaltabilirim bu son dakika haberlerini.
Mayın patlaması, karakola saldırı… Genç bir kızı testere ile kesen katil… Kaybolan çocuklar…
Bir birinden çok alakasız gibi gözüken bu son dakika haberlerinin hepsinin ortak bir paydası var.
Hemen söylüyorum: Ekonomi.
Bakmayın siz; “güçlü, büyük ülkeyiz” demelere. Büyüklük güç üretmek ile sermaye birikimi ile olur. Beslediğiniz asker sayısının bir büyüklük olmadığı çoktandır gerilerde kaldı…
Üreten toplumlar, yeterli sermaye birikimi olan ve kendi öz kaynakları ile insanına iş olanakları yaratan ülkeler büyük, güçlü ülkelerdir.
En basit söylemle pasta büyümeden büyüklük olmaz. İşte o pasta küçük kaldığından ülke bu tür sorunları yaşamakta. Laf üretmek yerine çalışan bir toplum olmadan ne siyasetin dili yumuşar, ne de yaşadığımız diğer son dakika haberleri biter.
Daha da kötüsü: istediğimiz düzeyde bir demokrasi de ancak üreten toplumların ulaşabileceği bir şeydir. Bu üretkenlik düzeyi ve bu sermaye büyüklüğü ile Türkiye daha uzun zaman gerçek anlamda evrensel normlarda bir demokrasiye kavuşamayacaktır.
Kimse hayal kurmasın. Demokrasicilik oynamasın…
Demokrasi akıl, vicdan ile şekillenmez. O değişik kesimlerin pastadan doyabilecekleri kadar pay alması ile mümkündür…
Hasan Kaya