- Kategori
- Siyaset
“Tarihimizin En Büyük Siyasi Döneği!..”
CHP Grup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce; katıldığı şehit cenazesinde askeri bandoyu "tekbir getirilecek" diyerek susturan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a çok sert tepki gösterdi. İnce, şehit cenazesinde yaşanan, tekbir getirecekler için askerî bandoyu sert şekilde susturması olayını hatırlattı:
“Türk siyasi tarihinin en büyük siyasi döneği olan bir Bakan, bir şehit cenazesi töreninde şov yapmış…”
Bakan Günay'ın birilerine yaranmaya çalıştığını da söyleyerek;
“Sen kime yaranmak istiyorsun!? Bu sözleri söylerken de patronuna mesaj veriyor; ‘ben öyle bir döndüm ki’ diye… 360 derece dönüyor bu adam; sanki Cehennem’e fırıldak oldu…” dedi…
İsterseniz, gelin biraz sayasî tarihimize geri dönelim:
Gazeteci ve tarihçi olan büyük usta Orhan Koloğlu; “Üç İttihatçı” isimli kitabında, Osmanlı’nın çöküş dönemine damgasını vuran İttihat ve Terakki’nin üç önemli isminin “DÖNME” öykülerini anlatıyor. Okumadıysanız, mutlaka sahaflardan, kütüphanelerden bulunuz ve okuyunuz...
Bunlardan biri Mısır asıllı Aziz Ali Paşa... Önce devletin birliğini korumayı amaçlayan İttihat ve Terakki’nin üst düzey isimleri arasına girmiş ve hayatının önemli bir bölümü Bulgar ve Rum ayrılıkçıların peşinde geçmiş... Sonra Jöntürk olmuş. (Şimdilerde bunlara LİBOŞ diyoruz)... Ve en sonunda Arap milliyetçiliğini seçmiş!
İkincisi Kürt Şerif Paşa... O da önce devletin birliğinden yana olan ve ayrılıkçılara karşı savaşan bir ittihatçı, sonra jöntürk ve en sonunda Kürt milliyetçisi olmuş...
Üçüncü kahraman da; önce ittihatçı, sonra jöntürk ve en sonunda Arnavut milliyetçisi olan Prens Dukagjinzade Basri...
Sayın Orhan Koloğlu, bu üç dönme öyküsünü bize akıcı bir dille, aşkla, entrikalarla, aksiyonla, tutkuyla ve ihanetle örülmüş üç ayrı roman kurgusunda ve lezzetinde anlatıyor...
1977 genel seçimi sonuçlarının ardından AP'den ayrılanlar oldu. İsimleri lâzım değil, 11 milletvekili Demirel’e ihanet edip, AP’den istifa ettiler. 31 Aralık 1977'de İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti, 218 güvenoyuna karşı, 228 ‘güvensizlik’ oyu ile düşürüldü. Hükümeti kurma görevini Cumhurbaşkanından alan Bülent Ecevit; Güven Partisi, Demokratik Parti ve bu partilerinden dönen Bağımsızların desteğiyle, 5 Ocak 1978'de hükümetini kurdu. Ecevit, ekonomi ve devlet yapısında bir enkaz devraldıklarını ve çetin bir dönemden geçeceklerini belirtti. Sonra çoğu yolsuzluktan yargılandılar ve hüküm giydiler…
Kubilay Uygun; serbest ticaretle meşgul iken, 1995’te D.S.P. listesinden Afyonkarahisar Milletvekili seçilerek parlamentoya girdi. Kubilay Uygun; 54. Necmettin Erbakan hükümetine destek vermek amacıyla DSP'den istifa ederek, DYP'ye geçti ise de, ertesi günü DYP'den ayrılarak, yeniden DSP'ye girdi. Sonra yine ayrılıp, bağımsız kaldı; bir süre sonra D.T.P. 'ye girdi.
Sonrasında, her partiye, her yere UYGUN bu Vekilimizin seyir defteri şöyle doldu: “24 Aralık 1995’te DSP'den seçildi, 3 Temmuz 1996’da DSP'den istifa etti; 4 Temmuz 1996 DYP'ye girdi, 6 Temmuz 1996’da DYP'den istifa etti, 8 Temmuz 1996’da DSP'ye girdi. 30 Temmuz 1996’da DSP'den istifa etti, 30 Temmuz 1996’da DYP'ye girdi. 27 Haziran 1997’de DYP'den istifa etti, 27 Haziran 1997’de MHP'ye girdi. 18 Temmuz 1997 MHP'den istifa etti, 28 Aralık 1997’de (Demokrat Türkiye Partisi) DTP'ye girdi ve 10 Haziran 1998’de de DTP'den istifa etti…” şeklinde son buldu, bir daha da seçilemedi… Emekli maaşını gani gani hak eden bu Vekilimiz; CHP ve ANAP hariç, her partide özverili çalıştı, hepsinin işlerini gördü; inşallah alnının akıyla (!) hak ettiği Milletvekili Emekli Maaşı’nı sağlık, sıhhat, huzur ve huşu içinde alıyordur…
Bu örneklerde de görüldüğü gibi; bunu yapabilen o kişiler için, “Döneklik” hiç de fena bir şey gibi görünmüyor değil mi? Mevkii, makam ve yeni bir etiket sahibi oluyorsun, dünyalığını hazırlıyorsun, bir de gece yatarken, başını yastığa kaygusuzca ve sorumsuzca koyabiliyorsan, saygın ve uygun (!) biri olup çıkıveriyorsun işte!.. Bu tiplere karşı çıkıp da, dönekliklerini yüzlerini vuranlara, bahane bulanlara bir bakınız! Hepsinin elinin hamur, karnının da aç olduğunu göreceksiniz…
Size siyaset tarihinden örnekler verdim; seçin, beğenin, notunuzu öyle verin... Bu memlekette haddinden fazla dürüstlüğün lüzumu var mı arkadaşlar!?
Sakin KOŞAR.