- Kategori
- Dünya
"Utanın"

Milliyet Foto Galeri
Ortadoğu "güvenlikçi"lerin son operasyonuyla yeniden düzenleniyor. ABD ve körfez sermayesinin baş ağrısı Hamas İsrail tarafından yok edilecek. Devletler seyrediyor, dünyanın değişik bölgelerinde ise toplumsal tepkiler yükseliyor.
Arendt “Şiddet Üzerine” isimli kitabında; “şiddetle değişen bir dünya ancak daha çok şiddetin var olduğu bir dünya olur” diyerek şiddetin insan yaşamında bir araç olarak kullanılamaz bir seçenek haline getirilmesi üzerinde durmuştur. Şiddet söz dışıdır ve ifade edebileceği hiç bir hakikat yoktur, hakikatin söz ile ifade edilebileceğini; temel insani eylemin ise politika olduğunu, politik eylemin hiçbir şekilde şiddet içeremeyeceğini; temel insani eylemin ise konuşma ve diyalogdan ibaret olduğunu ifade etmiştir.
Ona göre bir savaş ya da devrim kuramı şiddet olmak bakımından şiddeti haklı çıkarmaya ya da övmeye kalkışırsa, bu durumda, o artık politik değil anti politiktir.
Şiddet olgusunu insani meselelerin dışında kalması gereken bir fenomen olarak tanımlamıştır.
Hiç bir şiddet türünün insani amacı olamaz. Daha iyi bir gelecek için çaba gösterirken; bu geleceğe yönelik olarak yakın hedeflere ilişkin şiddet bir araç olamaz.
Arendt’ e göre şiddet her zaman bir keyfilik öğesi içerir. Şiddet içeren bir mücadele ile gelecek olan, diğer insani eylemlere göre, daha fazla önceden öngörülemez bir gelecektir.
İnsanlık amaçlarına ulaşmak için hala şiddeti öncelikli araç olarak algılıyor. Ortadoğu’da şiddet Hamas’tan kurtulma planın temel aracı. Hamas’ın mağduriyet üzerinden tercih ettiği araçta şiddet. Bu nedenle 1967 den bu yana 40 yıldan fazla süredir mağdur olan Filistin halkının sorununun barışa dayalı çözümü mümkün olmuyor. İki tarafın iktidarları da şiddetten besleniyor.
Hamas’ın şeçimler yoluyla siyaseten elde ettiği üstünlüğü giderek şiddetten uzaklaşarak pekiştirmeye “söz” e yönelmesi Ortadoğu’da “başka” olacaktı. Ancak ateşkesi yenilemeyerek “kısasa kısas” politikasını tercih etti, intikamcı politikanın şiddetin tarafında kalmayı tercih etti.
Dünyanın sahipleri, üretim araçlarının sahibi olarak boyun eğdiremediklerinde şiddeti araç olarak kullanmakta hiçbir zaman tereddüt etmiyorlar. Akli ya da ilahi iktidarlarını terk edip ahlakı esas almaları onlar için varlıklarını topluma armağan etmeleri anlamına gelecek, oysa yarattıkları ulusların varlığını armağan gibi görüyorlar, kendileri için.
Toplumlararası ve toplumların kendi içlerindeki yaşam; iktidarın paylaşıldığı, farklılıkların biraradalığına dayanan, dayanışmacı, demokrat bir patikaya akmadığı sürece savaşlar, darbeler, bencillik hükmünü sürdürecektir. Tam bağımsız devletler ve egemenlerinin tercihi böyle; şiddet bir araç ve savaş meşru.
Hintli düşünür şair Tagore bu biricik devletlerin uluslarını şöyle ifade etmiş:” Ulus olma ideası, icat edilen en etkili uyuşturucu maddedir. Yoğunluğunun etkisi altında bütün bir ulus neredeyse sistematik bir şekilde ahlaki çöküntüsünün farkına varamadan, bu tehlikeli bencilliğe tutsak olur. “Genel bir hukuk bilincine sahip olan her toplumun; kin, yalan, casusluk veya cinayet olarak nitelendirdiği olgular, ulus belirlemesinin soyut bir ilkesi uğruna gerçekleştirildiği anda, haklı eylemler olma niteliği kazanır.” Böylece, bir anlamda vicdana, yani üst benliğe uyuşturucu verir. Öyle durumlar vardır ki, uluslar, bireylerinden şiddet içerse bile ulus adına davranmalarını isterler ve hatta bunu emrederler. Böylece şiddet eylemi de meşrulaştırılmış olur.*
İnsan için şiddete başvurmanın hiçbir nedeni olamaz . Ve olan her türlü ayrımcılığa karşı sadece insan olduğumuzu hatırlayalım yeter, bu bir zorunluluktur.
*Cogito YKB yn. Sayı:6-7 “Şiddet nerede başlıyor?” Rafael Moses