- Kategori
- Sinema
‘Yaprak Dökümü’ bitmiş sayılmaz...

2011’in ilk ‘Merhaba’sıyla başlayalım yazımıza... Bu yılın en büyük farkı, Çarşambaları esir alan ‘Yaprak Dökümü’nün olmayışı! Mutluyum, mutluyuz, mutlular... Çünkü Reşat Nuri Güntekin’e ‘kabir azabı’ yaşatan ve yüzleri, beş yıl süreyle ‘ağlama duvarı’na çeviren dizinin sonlanması, ruhların kurtuluş bayramı gibi! Zaten yaşamın her anında, türlü vesilelerle yüreği daraltılan yurdum insanına reva görülen bu ağıt endeksli dizilerden hiç olmazsa birinin nihayete ermesi, iç karartıcı sahneler, ahlak dışı ilişkiler ve Ali Rıza Bey’in bitmez tükenmez nasihatlerinden kurtulmak, demek... Bu da, kaybolmaya yüz tutmuş mutluluğumuz için bir umut! Dolayısıyla mutluluk oranımızı artıracak ‘büyük’ olayın kutlamasına Pera Palas yetmez; dünya çapında bayram havası estirmek gerek! Kısa bir romandan, beş yıl süreli esaret düzeni yaratanlar bunu hak etti çünkü. Tabii üstün sabırlı izleyici de... Öte yandan ‘final’ bölümü çok yavan kaldı! Tam da konuşmaya, hareketlenmeye başlayan Ali Rıza Bey’in kimsesiz bırakıldığı bahçede, elini dikenden kanatıp ölmesi, her ne kadar çok ağlattığı söylense de, beklentiyi karşılamadı... Üstelik bahçenin gülünü yolarken, çınar ağacının gövdesine sarılan Ali Rıza Bey’in hayalinde oğlu da yoktu! Dizi devam edecek gibi bitirildi. Ailenin yeni bebelerine ve Şevket’in saf yüzüne bakınca ‘Maceraya onlarla Trabzon’dan devam edilebilirdi, niye bitti’ diye düşündüm. Adı da mesela, ‘Filizlenen Yapraklar’ olabilirdi. Akıllara gelmedi herhalde! Dikkate almaya değer...
Ali Rıza Bey ve ailesi, ‘acıların çocuğu’na döndürülen halkımızı terk etti ama ağlama meraklıları yeni bir ‘Ali Bey Ailesi’ buldu bile! İsim farkıyla ona benzeyen, ‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ boşluğu doldurdu. ‘Yaprak Dökümü’nden artan gözyaşları, kırkından sonra azan Ali Kaptan’ın kurbanı Cemile ve Osman hariç birbirinden kuduruk çocukları uğruna akmaya başladı. Dizilerden dünya kuranlar için taslarda azalan aş, ceplerde yetersiz maaş ne gam.... Yeter ki, TV karşısında eksik olmasın gözlerden akan yaş!
Anibal Güleroğlu