- Kategori
- Güncel
“Yem”e koşan, “yemci”ye tapar!

GEL BİLİ BİLİ!..
Geçenlerde, bir arkadaşımın bahçesine gittim.
Bahçede turunçgiller ağırlıkta. Bahçenin büyük bir bölümünde serada muz yetiştiriyor. Köpekler, kediler, kümes hayvanları, ayrı bir hava katıyor bahçeye. Tavuklar ve horozlar, masadan kalkmayalım; ne var ne yok, gagalıyor, yiyebildiklerini yiyor, kalanı sağa sola dağıtıyorlar.
Ne yaman bir fırsatçılık!
Bir ara farkına vardım, ama anlamadım.
Bir yöne gidince, tavuklar ve horozlar, uzakta da olsalar, bize doğru koşuyorlar. Kanat çırpmalar, gıdıklamalar birbirine karışıyor; bir gürültü kopuyor.
Sonra arkadaşım açıkladı:
Yöneldiğimiz yerde bir kapı var; meğer içeride de yemleri...
Demek ki, yem verileceği umuduyla geliyorlarmış cümbür cemaat!
Tavuklar ve horozlar, kimden/ nereden yemleneceklerini iyi biliyor!
*****
Şöyle hafızanızı bir yoklayın, çevrenize bakının, “yeme koşan”ları görür/ hatırlarsınız.
Tavuklar ve horozlardan farkı yoktur onların; her şeyleri “yem”den pay kapmaya programlıdır.
“Yem”den pay kapan, daha büyük "yem” ardında koşar! “Nerede sabah, orada akşam” hesabı, o tavuklar ve horozlar gibi, arkasında “yem” olan
kapılara iyi bilirler/ sezerler.
"Altıncı his"leri çok güçlüdür; iyi koku alılar!
Bundan da anlıyoruz ki, “yemlenen”ler, “yemci”leri çok iyi tanırlar.
*****
Belli bir konuma gelmek için ona buna yamanan “tip”ler her yerde vardır.
Bu “tip”lerden, yaşamım boyunca onlardan hiç hoşlanmadım. Onların “yağcılık”, “yalakalık” diye adlandıracağımız tavırlarında, bir“utanmazlık” gördüm hep! Bu yaklaşımım “yakın”da olanlar için de, “uzak”ta olanlar için de aynı.
Ne demek “uzak”ta olanlar?
Sözgelimi kimi gazetelerde ve televizyonlarda “köşe” edinmiş, her yönden “dört köşe” olanlar!
İktidarın/ AB’nin nimetlerinden yararlanmak için kalem oynatanlar, çene patlatanlar!
Onlardan bir kısmını ekrandan fırlayacak, boğazımıza sarılacak duygusuyla izleriz. Çoğu kez de, kalemlerinden kan damlar; ucu sivri kalemlerini kimilerine batırır da batırırlar.
Hedefler, tam “on ikiden” vurulur!
Vurdukça arkasında “yem” olan kapıların sayısı artar; kapılar artıkça saldırılar da artar.
Zevkin sonu yoktur!
*****
Köşede bucakta kalmış olanlardan kimileri de, kendilerine bir “kapı” ararlar.
Bir “kapı” bulmak için, “kapı”sı olanlardan medet umarlar.
Çünkü!...
“Yem”e koşan, “yemlenen”e imrenir, “yemci”ye tapar!