- Kategori
- Blog
100.000 kere görüntülendim nihayet

Ben bir değişiklik yapayım dedim. Diğer blog yazarı arkadaşlarımız haklı olarak yazdıkları yüzlerce blogun kutlamasını yaptı. Bizlerle paylaştı. Ben henüz 100 blog yazamadım ama nacizane 100.000 kez görüntülenmeyi başardım. Bu sayının yarısı bile yazdıklarımı okuduysa ne mutlu. Kimileri için bu sayı çoktan tarih olmuş olabilir ancak beni mazur görün benim için ilk ve önemli.
30 Ekim 2006'da başladığım bu serüven bugün itibariyle, değişik kategorilerde yazılmış 90 adet blog, yayınlanmış 307 adet yorum ve 62 adet mesaj ile devam etmekte. Yayınlanmış yorum diyorum çünkü itiraf edeyim yayınlamaya tenezül bile etmediğim yorumlar almışlığım oldu. Onları da yayınlamaya kalksaydım gelecek cevaplar benim vereceğim cevaplar falan derken sayı ikiye katlanırdı. Malum hemen hemen herkesteki arsızlar var ya onlardan. Her neyse buradayım ve sevgili hasimce'nin de dediği gibi bir karabatak misali bir görünüp bir yok oluyorum. Aslında hep buralardayım ancak halimi bilen ve yaşayan anlar. Zaman bulamıyorum. Önceliklerim biraz farklı sanırım. Ben önce eş, çocuk, aile, sonra iş falan derken en son kendim diyenlerdenim. Öncelikle etrafımdakilerin ihtiyaçlarını giderip vakit kalırsa kendiminkilere zaman ayırırım. Çocuklar büyüyünce sanırım biraz daha fazla zaman ayırmaya başlayacağım kendime.
İyisiyle kötüsüyle rengarenk insanla dolu bu MB dünyası. Yüzlerini görmemiş olsam dahi gördüğümde kucaklayacağım bir sürü insan var. Yazdıklarını önemsediğim, hüzünleriyle hüzünlendiğim, sevinçleriyle sevindiğim, endişeleriyle endişelendiğim, bilgileriyle bilgilendiğim bir sürü dost var. En azından ben kendim onları dost kabul ediyorum. Platonik dostluk da diyebiliriz. Belki de bir gün karşılaştığımızda yüzüme bile bakmayacak olan insalar vardır benim dost kabul ettiğim. Olsun ben kinci değilimdir. Nefreti bilmem. Bir de hemen unuturum kötü şeyleri. Biriyle tartışsam iki gün sonra niye tartışmıştık diye düşünürüm.
Eminim şu bir iki aydır, yani tatil döneminde, ihmal ettiğim, yazılarını atladığım bir çok blog yazarı arkadaşım olmuştur. Bazen rastlıyorum gerçi. Sayfalarına tıklıyorum bir bakıyorum ki almış başını gitmiş. Yazdıklarından o an için beni en çok etkileyeni seçip okuyuveriyorum. Yazabilirsem de bir yorum yazıyorum. Son günlerdeki halim budur anlayacağınız.
İki gün önce bir blog yazdım. Sizlere gerçekten çok ulaşmasını istediğim için sağlıklı yaşam kategorisinde yazmam gerekmesine rağmen blog kategorisinde yazdım. Editörlerimiz kategoriyi hemen değiştirmişler. Olsun, canları sağolsun. Güvenilir üye olsam da demek ki yanlış bir kategori de yazma hakkı vermiyorlar. Bunu da öğrenmiş olduk.
Bu arada hayatımdaki kötü gelişme belki de iyi bir şeye vesile olacak. İzmir toplantısına katılma olasılığım çıktı. Bir önceki yazımda belirtmiştim. Babam kalp krizi geçirdi. Ege Tıp'da yatıyor. Yarın yoğun bakımdan çıkıyor. Hafta sonu İzmir'e yolculuk görünüyor bize. Sanırım bir aksilik olmazsa 8 Eylül'de ben de İzmir'de olacağım.
Umarım görüşürüz. Şimdilik hoşçakalın. Yeni katılan arkadaşlara da 100.000 kere okunulacakları günlerin öyle çok da zor ve uzak olmadığını belirtmek istiyorum.
Sevgilerle, sağlıcakla kalın...
30 Ekim 2006'da başladığım bu serüven bugün itibariyle, değişik kategorilerde yazılmış 90 adet blog, yayınlanmış 307 adet yorum ve 62 adet mesaj ile devam etmekte. Yayınlanmış yorum diyorum çünkü itiraf edeyim yayınlamaya tenezül bile etmediğim yorumlar almışlığım oldu. Onları da yayınlamaya kalksaydım gelecek cevaplar benim vereceğim cevaplar falan derken sayı ikiye katlanırdı. Malum hemen hemen herkesteki arsızlar var ya onlardan. Her neyse buradayım ve sevgili hasimce'nin de dediği gibi bir karabatak misali bir görünüp bir yok oluyorum. Aslında hep buralardayım ancak halimi bilen ve yaşayan anlar. Zaman bulamıyorum. Önceliklerim biraz farklı sanırım. Ben önce eş, çocuk, aile, sonra iş falan derken en son kendim diyenlerdenim. Öncelikle etrafımdakilerin ihtiyaçlarını giderip vakit kalırsa kendiminkilere zaman ayırırım. Çocuklar büyüyünce sanırım biraz daha fazla zaman ayırmaya başlayacağım kendime.
İyisiyle kötüsüyle rengarenk insanla dolu bu MB dünyası. Yüzlerini görmemiş olsam dahi gördüğümde kucaklayacağım bir sürü insan var. Yazdıklarını önemsediğim, hüzünleriyle hüzünlendiğim, sevinçleriyle sevindiğim, endişeleriyle endişelendiğim, bilgileriyle bilgilendiğim bir sürü dost var. En azından ben kendim onları dost kabul ediyorum. Platonik dostluk da diyebiliriz. Belki de bir gün karşılaştığımızda yüzüme bile bakmayacak olan insalar vardır benim dost kabul ettiğim. Olsun ben kinci değilimdir. Nefreti bilmem. Bir de hemen unuturum kötü şeyleri. Biriyle tartışsam iki gün sonra niye tartışmıştık diye düşünürüm.
Eminim şu bir iki aydır, yani tatil döneminde, ihmal ettiğim, yazılarını atladığım bir çok blog yazarı arkadaşım olmuştur. Bazen rastlıyorum gerçi. Sayfalarına tıklıyorum bir bakıyorum ki almış başını gitmiş. Yazdıklarından o an için beni en çok etkileyeni seçip okuyuveriyorum. Yazabilirsem de bir yorum yazıyorum. Son günlerdeki halim budur anlayacağınız.
İki gün önce bir blog yazdım. Sizlere gerçekten çok ulaşmasını istediğim için sağlıklı yaşam kategorisinde yazmam gerekmesine rağmen blog kategorisinde yazdım. Editörlerimiz kategoriyi hemen değiştirmişler. Olsun, canları sağolsun. Güvenilir üye olsam da demek ki yanlış bir kategori de yazma hakkı vermiyorlar. Bunu da öğrenmiş olduk.
Bu arada hayatımdaki kötü gelişme belki de iyi bir şeye vesile olacak. İzmir toplantısına katılma olasılığım çıktı. Bir önceki yazımda belirtmiştim. Babam kalp krizi geçirdi. Ege Tıp'da yatıyor. Yarın yoğun bakımdan çıkıyor. Hafta sonu İzmir'e yolculuk görünüyor bize. Sanırım bir aksilik olmazsa 8 Eylül'de ben de İzmir'de olacağım.
Umarım görüşürüz. Şimdilik hoşçakalın. Yeni katılan arkadaşlara da 100.000 kere okunulacakları günlerin öyle çok da zor ve uzak olmadığını belirtmek istiyorum.
Sevgilerle, sağlıcakla kalın...