- Kategori
- Siyaset
12 Eylül 1980... Beş kala on geçe...
Mahalle halkı ( 4 )
Sivaslılar... Bunların içinde Nurileri ayrı tutuyorum onların yeri başkaydı. Sivaslıların hemen hepsi iz bırakmıştır. Bunların başında Muharrem Abi gelir.
Muharrem Abi Petrol Ofisinde çalışıyordu, hanımı Meral Teyze çok güzel ve alımlı bir kadındı mahalle kadınlarından farklıydı, Muharrem Abi çalıştığı yerde mevki makam sahibi, mahallede sözü geçen, Sivaslıların önde gelenlerinden biriydi. Almancı Hasan amca ile Ayı Celal’in evlerinin arasında büyük ve bakımlı bir gecekonduları vardı. Çocukları da vardı, fakat mahalleyle aralarında sınıf farkı olduğu için ( ya da biz öyle sanıyorduk) pek samimi olmamıştık. İlerde mahallenin kaderinde söz sahibi olacaktı. Sonradan karısından boşandığını duymuştum. Ne kadar doğru bilemiyorum. Muharrem den ilerde bol bol bahsedeceğiz.
Elindeki parmaklarından birisi yarısından kesik olduğu için Parmaksız Ali diye bilinen ve mahallede sevilen Ali amca da Sivaslılar içinde sözü geçen biriydi. Gençler tarafından da sevilirdi, çünki bizler daha küçükken mahallede bir futbol takımı kurmaya kalkışmış bir müddette antrenörlüğünü yapmıştı. Oğlu Cengiz kardeşim Nevzat’ın en samimi dostuydu. Uzun yıllar dost kaldılar halende öyleler. İki kızı vardı yanılmıyorsam ve küçük kızı ile Orta okulda beraber okuyorduk. Eşi de bizi severdi. Küçük kızının evlendiği genç TİKP’de görevli ve tiyatro oyuncusuydu sonradan Holanda’ya gittiler.
Almanyalı Hasan amca vardı birde uzun yıllar sonra kesin dönüş yapmış hali vakti yerinde birisi idi, mahalledeki en büyük ve güzel evlerden birini yapmıştı. İki karısı vardı onunda ve çok iyi saz ustası idi hem çalar hem de saz yapardı. İkinci hanımından bir oğlu vardı İbrahim, biz ona İboş derdik. Diğer çocuklarını pek hatırlamıyorum. İki katlı evlerinin altında kardeşi oturuyordu. Kardeşinin oğlu Gazi mahalleden iyi arkadaşlarımdan biriydi, oda amcası gibi çok güzel saz çalardı. Annem ve Didar kirvelerde onu çok severdi Gazi iki ailenin de bir ferdi gibiydi. Yeni Karamürsel Ulus Mağazasında çalışıyordu. İki kız kardeşi vardı.
İtfaiyede çalışan ve Ayı Celal olarak bilinen Celal amca da vardı Sivaslılar için de ve oğulları Turan iyi arkadaşım dı. İki oğlu daha vardı Erdal ve Doğan kızları varmıydı ?. Hatırlamıyorum. Doğan kardeşim Servetle yaşıttı evleri mahallenin alt sınırında idi ve önünde bir kuyu vardı. Onlarla da samimi idik. Yine mahallenin o bölümünde Almancı Hasan amcanın evlerinin üst arka tarafında kiracı olarak oturan ve özellikle Muharremin akrabaları olan ve her halde kardeştiler, İhsan ve Bahri vardı. Bizden büyüktüler.
Sivaslılar genellikle mahallenin ön tarafı (arka tarafı Türközü) iniş yönüne doğru sağ sınırında otururlardı yokuştan iniş sırasını göre Çorumlu Cuma Usta, Almancı Hasan amca onun alt katında Gaziler üst arka tarafında Bahri ve İhsanlar daha sonra Muharrem abi’nin evi ve alt sınırda da Ayı Celal’in evi vardı. Bu evleri bir sokak (ki mahallenin içinden geçen tek sokaktır) diğer evlerle ayırır dı. Sokak aşağıya doğru indikçe sağ tarafında Kel İbrahim’in, Kürt Kemal’in, Laz Osman’ın, Süleyman Dede’nin evleri sıralanırdı. Sokak Kel İbrahim’in evinden sonra sola doğru kıvrılır mahallenin içine girerdi. Tabi yukarda saydıklarımın evleri sokağın sağ tarafında kalır ve mahallenin sınırını oluştururdu.
Sokağın yukardan aşağıya doğru sol tarafı da yani mahallenin içine doğru sırasıyla Celal amcaların evi, Enver amcaların evi, Mehmet amcalar, Bolulu Muzaffer amcalar’ın evleri sıralanırdı. Mahallenin iç tarafında ise Didar kirveler, biz, Kör Mustafa, Rıza, Ispartalı Ali Amca, Bolulu İsmail amcalar Bolulu Eyüp, onun yanında bizim evin altında yine bir Malatyalı aile, yine Bolulu İbrahim ve Kızılcahamamlı Deli İbrahim otururdu. Mahallenin üst tarafı Tanrıkulu sokağın Türközüne doğru kıvrıldığı ve mahallenin Türközü yamacı ile sınır teşkil eden tarafında ise sırasıyla Şemsettin, Nurettin, pek hatırlayamadığım Sivaslı bir aile, Kızılcahamamlı Ahmet Ağa, Ali İhsan Kirve’ler, yine bir Kızılcahamamlı aile Bolulu Şişko İsmail, Bolulu Tayyar, Mustafa amcalar, ve Emin amcalar otururdu. Mahallenin ön aşağı sol sınırında ise boydan boya ilerde bol bol bahsedeceğimiz Malatyalılar otururdu.
Mahallenin girişinde Nurettin amcanın evlerinin karşısında Çorumlu Cuma Usta eşi iki oğlu ve iki kızıyla yaşardı oğulları Abbas ve Ahmet bizden küçüktüler ve pek etliye sütlüye karışmazlardı. Cuma amca perde ustası idi.
Kel İbrahim mahalledeki Sivaslılar ın sevdiği ve saydığı birisi idi oğulları Hasan ve Hüseyin pek mahalleye takılmazlardı birisi evli idi ama hangisi dikkat etmemişim biriside sendikacı idi.
Kürt Kemal mahalledeki tek Erzurumlu idi ama sevilirdi, resmi bir kurumda çalışırdı. Emekli olduktan sonra birkaç sefer Muhtarlığa adaylığını koymuştu ama kazanamamıştı. Tek aileydi ama muhtar seçiminde bayağı oy almıştı. Dedim ya mahallede kalabalık olmak bol arsa ve ev sahibi olmaktan başka bir işe yaramıyordu. Kemal amca tek aile olduğu halde çoğu çok kalabalık aileden daha çok sayılır ve sevilirdi. Çokluk işe yarasa Karslılar ve Eskişehirliler söz sahibi olurlardı mahallede ama kafayı kullanmak gerektiğini onlar bir türlü öğrenemediler. Özellikle Karslılar anlaşılmaz bir şekilde mahalle halkıyla geçinemezlerdi ve doğal olarak sevilmezlerdi. Kürt Kemal e dönersek herhalde böyle sevilmesinde mahallede kimsede televizyon yokken herkesi evine kabul edip televizyon seyrettirmesi önemli rol oynamıştır. Akşam oldu mu mahalleden çoğu aile evlerine gelirdi televizyon seyretmeye. Tabi ki başta ben. Sabaha karşı saat beşlerde Muhammet Ali’nin Dünya Şampiyonluğu unvan maçlarını seyretmeye gittiğimizi hatırlıyorum. Bunlar çok önceden oluyordu. Kemal amca ilerde aday olacağı muhtarlık için ta o zamandan yatırım yapıyordu demek ki.
Laz Osman amcalar. Mahalledeki tek laz aile idi. Rizeliydi ler oğlu Enis iyi top oynardı sonradan bir Ankara takımı na transfer oldu herhalde. Laz Osman da pek etliye sütlüye karışmazdı. İlerde arsa problemleri başladığında özellikle annemden yana tavır koyacak ve bizim sevgimizi kazanacaktı.
Süleyman Dede Nuri’lerin akrabası idi bankada çalışırdı oğlu Doğan Yakışıklı iyi saz çalan bizlerle pek muhatap olmayan birisi idi. Doğan dan başka bu aile ile pek samimiyetimiz yoktu ama Süleyman Dede de aynı Laz Osman gibi ilerde annemden yana tavır koyacaktı. Ama herhalde bunda Nuri ve abisi Dursun'unda etkisi vardı.
(devam edecek)