- Kategori
- Siyaset
12 Eylül yüzsüzleri!

Vikipedi'den..
Türkiyedeki "siyasi yüzsüzlüğü" en iyi kim bilir, derseniz, cevap olarak; 12 Eylül darbesini yapmış ama bugüne kadar yaşamak "talihsizliğine" uğramış Kenan Evrendir, derim.
Darbe yüzsüzlüğü öylesine çığırından çıkmış, öylesine yalama olmuştur ki, herhalde bu duruma en çok Kenan Evren hayret etmiştir.
13 Eylül 1980 gününü ayakta selamlayanlar, bugün Kenan Evren'in adını tarihten silmekten bahsediyorlar.
Yargılansın ve asılsın, diyenler bile var.
Sadece bu olsa, bu yüzsüzlüğü korkunun doğal sonucu sayabilirdik. Ancak, yüzsüzlük sınır tanımıyor.
Halkın seçtiği yönetimler, kendi siyasi görüşüne uymayanlar, yeni bir 12 Eylül için yanıp tutuşuyorlar ama eski 12 Eylül'e versansın etmeyi de ihmal etmiyorlar.
Bugün demokrasiyi çökertmek için kurulmuş yapılanmaları savunuyor; Ergenekon'a avukatlık yapıyor ama demokrasiyi rafa kaldıran Kenan Evren'i mahkum etmek için savcılığa soyunuyorlar.
Gün geliyor, ellerinde "Ordu göreve" pankartlarıyla sokaklara çıkıyor, gün geliyor aynı pankartın arka yüzüne "12 Eylül yargılansın" yazıp yollara düşüyorlar.
Meşru siyaseti küçük görüyor, askeri vesayeti tepelerinde taşıyorlar; ama meşru yönetimi alaşağı edip ülke yönetimine "emir ve komuta" zinciri içerisinde el koyan Kenan Paşa'ya küfrediyorlar...
28 Şubat sürecinde, ülkenin seçilmiş başbakanını "paşa paşa imzaladı" diyerek tahfif ediyor, ama tüm siyasileri bir geçede Zincirbozana gönderdiği için Kenan Evren'i hapse atmak istiyorlar.
Paşaların birifinglerinde bilgilenip dakikalarca ayakta alkışlıyorlar, ama tüm yasama ve yargıyı eline alan Kenan Evren ve ekibini taşlıyorlar.
Kenan Evren'i sevmiyorlar ama onun yaptığı "cunta anayasasını" değiştirmemek için göğüslerin siper etmekten geri durmuyorlar.
Bu ülkede pek çok olay, bu ülkenin "yüzsüzleri" için turnusol kağıdı olmuştur, ama en çok da 12 Eylül darbesi olmuştur.
Bilesiniz ki, bu ülkeye asıl zarar verenler, darbeci genaraller değil, siyasi çıkarları ve saplantılı ideolojileri için, bir dansöz kıvraklığında bel hareketi yapanlardır.
Tüm iskelet sistemlerini yok ettikleri için, bir solucan gibi her deliğe akabilenlerdir.
Her ortamı leyhlerine çevirmeye çalışıp, her badirede ayakta kalabilenlerdir.
Bunlar kimler midir?
Kendileri, kendilerini gayet güzel anlatıyor; okuyun, izleyin anlayacaksınız!...
Darbe yüzsüzlüğü öylesine çığırından çıkmış, öylesine yalama olmuştur ki, herhalde bu duruma en çok Kenan Evren hayret etmiştir.
13 Eylül 1980 gününü ayakta selamlayanlar, bugün Kenan Evren'in adını tarihten silmekten bahsediyorlar.
Yargılansın ve asılsın, diyenler bile var.
Sadece bu olsa, bu yüzsüzlüğü korkunun doğal sonucu sayabilirdik. Ancak, yüzsüzlük sınır tanımıyor.
Halkın seçtiği yönetimler, kendi siyasi görüşüne uymayanlar, yeni bir 12 Eylül için yanıp tutuşuyorlar ama eski 12 Eylül'e versansın etmeyi de ihmal etmiyorlar.
Bugün demokrasiyi çökertmek için kurulmuş yapılanmaları savunuyor; Ergenekon'a avukatlık yapıyor ama demokrasiyi rafa kaldıran Kenan Evren'i mahkum etmek için savcılığa soyunuyorlar.
Gün geliyor, ellerinde "Ordu göreve" pankartlarıyla sokaklara çıkıyor, gün geliyor aynı pankartın arka yüzüne "12 Eylül yargılansın" yazıp yollara düşüyorlar.
Meşru siyaseti küçük görüyor, askeri vesayeti tepelerinde taşıyorlar; ama meşru yönetimi alaşağı edip ülke yönetimine "emir ve komuta" zinciri içerisinde el koyan Kenan Paşa'ya küfrediyorlar...
28 Şubat sürecinde, ülkenin seçilmiş başbakanını "paşa paşa imzaladı" diyerek tahfif ediyor, ama tüm siyasileri bir geçede Zincirbozana gönderdiği için Kenan Evren'i hapse atmak istiyorlar.
Paşaların birifinglerinde bilgilenip dakikalarca ayakta alkışlıyorlar, ama tüm yasama ve yargıyı eline alan Kenan Evren ve ekibini taşlıyorlar.
Kenan Evren'i sevmiyorlar ama onun yaptığı "cunta anayasasını" değiştirmemek için göğüslerin siper etmekten geri durmuyorlar.
Bu ülkede pek çok olay, bu ülkenin "yüzsüzleri" için turnusol kağıdı olmuştur, ama en çok da 12 Eylül darbesi olmuştur.
Bilesiniz ki, bu ülkeye asıl zarar verenler, darbeci genaraller değil, siyasi çıkarları ve saplantılı ideolojileri için, bir dansöz kıvraklığında bel hareketi yapanlardır.
Tüm iskelet sistemlerini yok ettikleri için, bir solucan gibi her deliğe akabilenlerdir.
Her ortamı leyhlerine çevirmeye çalışıp, her badirede ayakta kalabilenlerdir.
Bunlar kimler midir?
Kendileri, kendilerini gayet güzel anlatıyor; okuyun, izleyin anlayacaksınız!...