- Kategori
- Siyaset
13 Aralıkta açıklanacak Ergenekon davasında Cumhuriyet Savcısı mütalaasını kimin için verecek?

Kısaca özetlemek gerekirse Cumhuriyet savcısı bunca yıllık yargılamanın sonuncunda vardığı düşüncesini açıklayacak... Ve bu düşüncesinin gereği olan tahliye ve cezaları isteyecek...
Ancak Sayın Savcı ne mütalaa verirse versin toplum çoktan kararını verdi bu dava hakkında... Her konuda olduğu gibi, tek bir karar değil bu elbette...
-Bir taraf: İçeride olan herkesin suçlu olduğunu zaten peşin peşin kabul ediyor... Bu davanın demokrasimizin bir zaferi olduğuna inanıyor... Sivil iradenin ülkeye hakim olduğunun ispatı olarak görüyor bu davayı…
-Bir taraf: Bu davayı asıl olarak Ordudaki ulusalcıları temizleme operasyonu olarak görüyor… Bunun yanı sıra laik kesimlerin susturulması diyen de çok… Emperyalist güçlerin tam egemenliği için bir düzmece bir oyun olarak gören de çok bu davayı… Ve bu taraf davayı adaletin, adalet eliyle katli olarak niteliyor…
Uzatmayalım…Her iki kesim de bu davanın ülke üzerinde çok güçlü siyasi etkileri olacağı konusunda hem fikir… Ancak bu dava yine de bana eksik geliyor, hatta komik geliyor…
Bu davada yargılanan kişi sayısı ile ülke büyüklüğü aklımı karıştırıyor… Bu kadarcık insan nasıl olur da bu ülkeye egemen olabilir ki? Generaller, üç beş sivil ve üç beş gazeteci… Bir ülkede darbe yapabilir mi?
Hadi gerçekçi olalım… Ordunun asıl işlevi egemenlerin sistemini korumak değil midir? Ordunun tek başına, tek egemen olduğunu söylemek, özü saptırmadan öte nedir ki? Üstelik bu kişiler yaptıkları işin görev olduğunu söyledikleri halde… Üstelik Başbakan ile Cumhurbaşkanı ile birebir çalışan insanlar bu gün hapiste…
Amacım orduyu aklamaya çalışmak değil… Ancak Ordunun asıl işlevi egemenlerin sistemini korumaksa, burada yargılanması gereken asıl egemenler nerede?
Yaptıkları işi görev olarak yapanlar, üstelik vatan aşkıyla bu görevi yaptığına inanların yanında ve çoğunluk olarak olması gerekenler nerede bu davada?
Yoksa 12 Eylül Anayasasına yüzde doksan küsur kabul oyu verip, sonra da 12 Eylül darbecileri yargılansın diye bas bas bağıranların ikiyüzlülüğü mü bizleri susmaya iten duygularımız?
‘’Biz taşeronları yargılayıp cezalarını verelim, işverenler ayağını denk alır nasılsa’’ denilen bir dava nasıl olur da vicdanlardaki adalet duygusunu yok etmez? Üstelik bu işverenler dediğim kesim ülkenin diğer yarısı bile olabilir…
Ülkenin yarısı (en azından çeyreği) bu ‘’sanıkları’’ hükümete karşı ‘’kahramanca’’ savaşmaları için desteklemişse şimdi yargılanan asıl olarak onlar değil midir?
Aynı şeyler Menderes davasında görülmedi mi?
Bu halka sürekli kahramanlar gerekiyor galiba… Birilerinin sırtını sıvazlayıp öne çıkarıyorlar… Başarılarını övüyorlar/nasipleniyorlar… En ufak tökezlemelerinde, arkalarından teneke çalmasalar bile, unutuyorlar… Başka kahramanlar aramaya başlıyorlar…
İşin garip tarafı mutlaka kendini kahraman sanan kurbanlar hep çıkıyor...