- Kategori
- Siyaset
16 Nisan 2017 Referandumu, Evet, Hayır üzerinde düşünceler

Evet de çıksa Hayır da çıksa başımın üstünde yeri var.Dileğim odur ki, evet de çıkacaksa, hayır da çıkacaksa, en az %55’in üzerinde çıksın.
Evet verenler de hayır verenler de aslında sadece Anayasa’yı değiştiren maddeleri oyluyor olmayacaklar. Birçok başka şeyi de oyluyor olacaklar. Kanaatimce Türkiye’de mevcut iki ana sosyal sınıf var. Bu oylama aynı zamanda bu iki sosyal sınıfın bir güç mücadelesi olacak. Türkiye’yi hangi sınıf mensuplarının idare edeceği hususunda bir güç mücadelesi. Bir tarafta kentsel (urban), çoğunluğu tahsilli, meslek sahibi, çoğunluğu sahillerde yaşayan, batıya ve batı değerlerine daha yakın yaşam tarzı olan bir kesim var. Diğer tarafta, kırsal (rural), muhafazakar, çoğunluğu iyi tahsil yapmamış, yaşam tarzı ile milli örf ve adetlere daha yakın olan kesim var.
Diğer bir husus da yine ülkenin idaresi hususunda kim daha ağırlıklı söz sahibi olmalı konusunda, askerler ve siviller arasında, askerler gibi düşünenler ile siviller arasında ki güç mücadelesidir kanaatindeyim. Kanaatimce, askerler kendilerini Cumhuriyetin kurucusu ve kollayıcısı, biraz zorlamayla, hatta sahibi gibi görmektedirler. Askerler gibi düşünen siviller de kendilerini bu gruba ait görmekte ve bunu kendi yaşam tarzlarının bir garantisi olarak görmektedirler. Cumhuriyet tarihinin tamamında değilse bile çok büyük bir kısmında askerler devletin idaresi hususunda ya direk veya perde arkasından söz sahibi olmuşlar ya da bu hususta yadsınamayacak derecede ağırlıkları olmuştur. İşin enteresan noktası bu ağırlığın sivil otorite lehine değişme ihtimalinin hep çok az olmuş olması, bu ihtimalin arttığı zamanlarda da askeri darbe veya müdahelelerle bu dengenin yine askerler lehine sağlanmış olmasıdır. Böyle kritik dönemlerde sivil otoritenin en üst makamlarında olanlar askeri otoritenin dümen suyuna girme durumunda kalmışlardır. Buna kısaca askeri vesayet diyelim.
Kanaatimce askeri vesayetin sona ermesi ancak en üst sivil otoriteye çok geniş ve çok büyük yetkilerin verilmesi ile mümkün olabilecektir. Şüphesiz ki sivil otoriteye verilecek bu geniş yetkiler, kendilerini şimdiye kadar hep bir nevi, askeri otoritenin koruması altında hisseden elit sivil kesimde bir huzursuzluk ve endişe kaynağı olmuştur. İşte referandumda oylanacak hususlardan biri de askeri otoritenin sivil otorite üzerindeki bu nazım rolünün hiçbir kuşkuya yer vermeyecek derecede sonlandırılıp sonlandırılmayacağı hususudur.
Yukarıda yazdıklarım tamamen kişisel görüşlerimdir, doğru da olabilirler, yanlış da olabilirler. Neticede bu konularda uzman değilim. Bunları sokaktaki herhangi birinin (layman) gelişigüzel düşünce fırtınası (brain storming) olarak alınız lütfen. Sürç-ü lisan ettiysek affola.