- Kategori
- Siyaset
16 yaştan mektup var!
2007 seçiminde CHP'nin oy oranını yükselttiği sayılı illerden biri olan Balıkesir'de il başkanı Deniz Baykal tarafından görevden alındı. Demek ki bu ülkede faydalı bir şeyler yapanlar kişisel çıkarlar uğruna cezalandırılabiliyor. Zaten daha önce görevden alınmış olan CHP Balıkesir il başkanı daha sonra parti içinde yapılan seçimlerle tekrar görevine dönmüştü. Yani Sayın Baykal'ın Balıkesir'le önceden gelen bir sorunu bulunmaktaydı.
Bu kez aday olmayacağı kesin olan il başkanı kendisi yerine geçecek kişiler arasında görev paylaşımını gerçekleştirdi bile. Eğer seçim yapılmasına izin verilmeden bir görevlendirme yapacak olurda, tüm parti örgütleri Baykal'ın karşısında duracaktır şüphesiz. Zaten parti içi demokrasi uygulamadığından şikayet edilen ve insanların tepkisini çekerek oylarını uzaklaştıran Baykal için bu durum iyi sonuçlara yol açmayacaktır.
Hakkında çeşitli mizah dergilerinde, CHP genel merkezinin etrafına benzin döküp "Ya benimsin ya toprağın" şeklinde sözler sarfettiği karikatürler çizilirken ve bazı internet sitelerinde yapılan yorumlarda "sosyal demokrat" olmadığı ve demokrasiyi uygulamamak için elinden geleni yaptığı şeklinde yorumlar yapılırken hala nasıl bu kadar rahat davranabildiğini anlayabilmiş değilim. Sanırım bunun yaşımla alakası var. Fakat dikkat ediyorum da eski dönem siyasetini inceleyen belgesel, kitap vb. şeylerde geçen isimlerin bir çoğu günümüzde aynı. Artık yenileşmenin zamanı gelmedi mi?
Belki geleceğimiz benzeyecek ama yine de bir oyalama yolu olarak gördüğüm "Malezya" tartışması ise bambaşka bir konu. Tamam kötü bir örnek, tamam gidişat bu yönde... Peki biz bununla ilgilenirken, tüm haberlerde, gazetelerde bu tartışılırken ülkemizde neler oluyor? Bence çok başarılı bir oyalama taktiği bu. Yakında meclisten hepimizi ilgilendiren ve tepki çekecek olduğu kesin olduğundan basına sızdırılmamış bir gelişme çıkarsa şaşırmam. Çünkü bütün medyanın gözü Meclis'te, Ankara'da ya da olması gereken başka yerlerde değil de cumhurbaşkanının orucunu bozmasında, Malezya'da, başbakanın torununda...
Eğitim öğretim kurumunda türbanmış bilmem neymiş... Bunlar açıkçası benim umurumda değil. Türbanlı arkadaşların da var. Okula girerken bunu çıkarmakta hiç bir sakınca görmüyorlar, türbanlı öğretmenlerimiz var aynı şekilde hiç bir zaman onlardan da şikayet duymadım. Ayrıca okulumuzda bekçinin ve çalışanların kullanması amaçlı hazırlanmış bir mescid var, burayı öğretmenler de isteyen öğrenciler de kullanıyor. Ama hiç kimse bunu afiş etmiyor. Bak ben mescide gidiyorum demiyor. Ben hayatımda hiç oruç tutmamış biri olarak çevremdekilerden bir tepki almıyorum. Çünkü bunu bakın ben oruç tutmuyorum istediğimi yerim içerim demiyorum. Herkesin inancı kendisine yeterli bence. Bu tarz tartışmalar medyanın oyuncağından başka bir şey değil.
Eğitimini öğretimini görmek isteyen kişi türbanını - her anlamda, bu türban bir sembol olabilir, başa örtülen bir örtü veya sadece beyni örten bir bağnazlık örtüsü- bu kurumun dışında çıkarmalı kendi kişiliğini bir kenara bırakmalıdır. İnsanlar kışın soğuğunda kilometrelerce yol yürüyerek öğrenim görmeyi göze alıyorken bir örtünün bu kadar vazgeçilmez bir şey olmasını anlayamıyorum. İnanıyorsan inanıyorsundur bitmiştir! Kimse sana neden inanıyorsun ya da neden inanmıyorsun demez. Tabi ki bunu herkesin içinde dile getirip kendini göstermelik bir tabelayla gizlemezsen. Kutsal olabilir bu senin inancındır, senin yorumundur. Kimsenin gözüne bunu sokmanın gereği yoktur.
Belki bu türbanlı kişiler bu yazıyı okursa bana kızabilir. Ama dediğim gibi insanın başının üstündeki örtü değil de beyninin üstündeki örtü daha önemli bence. Sahi eğer böyle birileri bu yazıyı okursa sadece merakımdan soruyorum türbanın gerekçesini. Sadece merak ediyorum, anlamaya çalışıyorum sizi. Türbanlı arkadaşlarıma da sordum. İnandığını, bunun sebeplerini vs. mantık çerçevesinde bana anlattı ve herkesin kendi düşüncesi diyerek saygımı gösterdim. O da bana aynı saygıyı gösterdi ki dini anlamda bir ibadeti insanların gözüne sokarak gerçekleştirmememi anlayışla karşıladı. Dediğim gibi herkes kendi düşüncesinde, inancında özgürdür. Ne inanan karşısındakine saygısızlık yapabilir ne de inanmayan...
NOT: Bu yazıyı okuyup da benim ateist olduğumu düşünmeyin. Ben sadece her şeyin mantıklı bir açıklaması olduğuna inanıyorum. İslam dini de bunu öğütlemez mi zaten? Mantıklı düşünmeyi...