Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '06

 
Kategori
Eğitim
 

17. Eğitim Şurası'nın ardından ve ergenler

17. Eğitim Şurası'nın ardından ve ergenler
 

Katsayılara boğulmuş; eğitim sorunlarının tartışılıp bir stratejiye dönüşmeyen Şura'nın tavsiye kararları, eğitimde arpa boyu bile ilerlemenin olamayacağı kuşkularını yarattı! Özellikle üzerinde durduğum ergenler ile ilgili her hangi bir rapora ve bir değerlendirmeye de rastlayamadım.

Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik 20 milyon çocuğumuz var derken ergenlerden bahsediyordu.

Çocuklar, kişilik gelişimi ve birey olma süreçlerinde nasıl bir eğitim ile yüz yüze idiler? İster Fransa olsun, ister İngiltere bu ergenlik sürecinde eğitimi nasıl ki, kişisel gelişime ve birey olmaya dönük veriyorsa Türkiye’de aynı yolu izlemesi gerekmektedir.

Ancak; biz neyi tartışıyoruz? Karşımıza çıkan korkularımız nelerdir?

17. Eğitim Şurası'nın tavsiye kararları stratejiye dönüşebilmesi temelinden uzak, günü birlik ele alınmış içinde ‘nasıl’ sorusuna yanıt vermekten uzak temenniler görünümündedir.

Maalesef ideoloji Şura'ya damgasını vurmuştur; şöyle ki; düz liseler ile din okulları bilimsel anlamda verildikleri müfredat bakımından eşit olmadıkları gibi, üniversite kapısında istenilen bölüme gitmek açısından değil; mezun olunduktan sonra, hizmetin veriliş biçiminde ileride dinamiklerde çelişkiler yaşanmasına sebep olacaktır.. Bu durumda kişisel gelişimin sürdürülebilirliği aksayabileceği gibi; bilimsel ve akılcı projelerin çıkması da mümkün değildir. Yaratıcılıktan uzak, kalıplanmış bireylerin toplumsal kültürde sorun oldukları bilinmektedir.

Eğitimde bu ikilem nereden kaynaklanmaktadır?

Bazı aileler çocuklarına din eğitiminin verilmesini istiyorlar. Fakat hem okullar yetersiz hem de din bilgisi veren öğretmen konusunda yetersizlikler ve güven bunalımı var. Dışarıdan aile çocuğuna din dersi vermek isterse, tarikatların bugün içinde bulunduğu çıkmazdan dolayı kuşkular ve endişeler hakim. Okullarda din dersleri eğer verilirse eğitimin dinselleşmesi ile ilgili korkular yani; laikliğin zedelenmesi endişesi durumu var ortaya çıkmakta..

Eğitim bu ikilemden nasıl kurtulacak? Din okullarının önünü açarak mı? İşleri iyice arapsaçına döndürerek mi?

Bir ergenin 12 yaşında sebep sonuç ilişkisini nasıl bir eğitim sistemi ile kurması gerekir, konuları ele alınması gerekirken bu yaş dönemlerinde yine dayatmalar ile karşılaşılmaktadır..

Ergenlerin bir an önce hayata atılmaları, birey olmaları engellenmektedir. Bu sürecin uzun sürmesi zaten tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişi de zorlaştırmaktadır.

Bilimsel raporların stratejiye dönüşmesi gerekir. İdeolojilerin ergenleri kurban durumuna düşürecek her davranışı da engellenmelidir.

Din eğitimi daha bilimsel platformlarda verilebilmesi için insan kaynaklarının eğitimini göz ardı etmeden ve konunun siyasallaşmasından da mümkün olduğu kadar uzak durmak gerekmektedir.

Siyaset yapanlar, Türk halkının Hristiyanlaştığı yolunda korkulara yönelik sanal propagandadan da uzak durmalıdır. Tesev’in son araştırması da bu korkuları doğrulamaktadır.

1999’da din temelli politika yapan partilerin olmasını isteyenlerin oranı yüzde 25 iken; 2006’da bu oran yüzde 41’e çıkmıştır..Bu tablo düşündürücüdür!

Bilimsellikten uzak eğitim ve sadece duygulara seslenen politikacılar ülkede kaos yaratırlar;

kalkınma değil!!

 
Toplam blog
: 41
: 1238
Kayıt tarihi
: 08.09.06
 
 

Tarihi kent Niğde'de doğdum. Ankara Üniversitesi S.B.F Basın Yayın Yüksek Okulundan mezun oldum. Ara..