​ 18 çok, 12 olsun / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '06

 
Kategori
Futbol
 

18 çok, 12 olsun

18 çok, 12 olsun
 

Futbolsever, vatansever ve fikirsever arkadaşlar. Yani Türk erkeklerinin büyük çoğunluğu ve bir kısım bayanlar.

Boş muhabbeti, kısır takım çekişmesini bıraksak da, ülke futbolunun gelişimine hizmet edecek fikirlerin üretildiği bir platform oluştursak diyorum.

Futbolun ülkemizdeki kalitesinin ve hacminin büyümesine katkıda bulunmak; günümüzde artık dev bir sanayi haline gelmiş olan bu sektörün, ülkemize daha fazla katma değer üretmesine yardımcı olmak anlamına gelecektir ki, böylelikle basit bir oyunla bu kadar uğraştığımız için çoğu zaman basitlikle suçlanan bizler, ülkede işsizliğin çözümüne katkıda bulunmak gibi yüce bir idealin gölgesinde yüceliriz biraz.

Geçende blog yazarı futbolsever arkadaşlardan biri değişken fikstür teorisiyle futbolda şikenin önlenmesine yönelik bir yaklaşım getirmişti.Aslında onun yazısına yorum yazmak istiyordum ama o ara vaktim olmadı.

Belki bundan sonra gelecek yorumlarla konuya daha geniş katılım sağlanır.

Değişken fikstür önerisini, okumayanlar için çok kısaca özetleyip buradan kendi önerime geçmek istiyorum.

Bu öneri, ligde 2. devrenin; ilk devrenin simetriği olarak oluşturulmayıp, en üst ve en alt sıralarda yer alan takımların, kendi aralarında ve birbirleriyle yapacakları maçların olabildiğince ligin son haftalarına kaydırılması ve fikstürün her hafta oluşan puan cetveline göre o an hazırlanması esasına dayalı.Böylelikle iddiası ya da düşme korkusu olan takımlar son haftalarda birbirleriyle oynayacakları için şike ihtimali en aza indirilmiş olacak.

Değişken Fikstür önerisini takdirle karşılamakla birlikte 2 nedenle katılmıyorum.

1.Elektronik Mühendisi ve Yazılımcı olduğum için önerinin pratiğe dönüştürülmesinin yollarını biliyorum.
Şu kadarını söyleyeyim ki, kesin çözümü garanti etmek, hiçbir şekilde mümkün değil.
Bir kere gruplandırma sistemi yürümez.Çünkü her hafta bir çok takım grup değiştirebilir.
Hatta devre sonunda en altta olan bir takım lig sonuna doğru orta sıralara çıkarsa iyice sorun olur.(ya da tersi)
Yegane çıkış noktası o haftaki puan cetveli ki o da değişken doğal olarak.
Sonuç olarak iyileştirme mutlaka olur, ama kesin çözüm beklenemez.

2.Asıl önemlisi, böyle köklü bir değişikliğin amacının, şikeyi önlemekle sınırlı kalmaması gerekir.

Benim önerim Süper Ligdeki takım sayısını azaltmak, örneğin 12'ye düşürmek.
12 takımlı ligi 3 devreli olarak düşünürsek(takım başına, 33 maç/sezon) maç sayısında değişiklik olmaz.
3. devre için 2 ayrı uygulama olabilir:

a. 3. maç, ilk 2 maçta averaj üstünlüğü sağlayanın sahasında oynanır.
Bu, yeterli averajı sağlayabilmek için 2. maçların final maçı heyecanında oynanmasını sağlar.

b. 3. maçlar tarafsız sahada özellikle de doğu ve güneydoğuda süper ligde takımları olmayan illerde oynatılarak buradaki futbolseverlerin Türkiye'nin üst düzey takımlarını resmi maçlarda canlı izlemeleri sağlanır.

Hangi uygulama seçilirse seçilsin 12 takımlı lig genel olarak şu faydaları getirecektir:

1. 12 takımlı ligde düşecek takım sayısını 2 de tutsanız bile 5-6 takım düşme potasında yer alacağı ve Şampiyonluk ile UEFA hedeflerinin 3-4 kontenjanı için yine en az 5-6 takım yarışacağından, hedefsiz takım kalmamış, dolayısıyla şike ortamı yaratılmamış olacaktır.
Hele düşecek takım sayısını 4 yaparsanız o zaman üst sıraları zorlayan bir takım düşme endişesi bile taşıyabilir.
Ancak bu, her yıl 1/3' ü değişen bir lig doğuracağından, 2. maddede belirtilecek olan 4 büyüklerin dışında şampiyonlukadayı yaratmayı kolaylaştırma faydasını baltalar.

2. Ligde 4 büyüklerin dışında stabil hale gelen 2-3 takım; mevcut lige göre, 4 büyüklerle daha çok oynayıp, zayıf takımlarla çok daha az maç yapacakları için konsantrasyonları lig boyunca devam edecek, ayrıca gelirleri de
yükseleceğinden yıllar içinde yeni şampiyonlar çıkma olasılığı artacaktır.

3. 4 büyüklerin aralarında oynayacakları maçların; sayısı % 50, ligdeki toplam maç sayısına oranı ise yaklaşık % 132 artacağından gelirlerde de, heyecan düzeyinde de artış olacaktır.

4. Naklen yayın için lig maçlarını pazarlamak da kolaylaşır.Her hafta toplam 6 maçın çoğunlukla 4' ünde 4 büyük takımdan biri olacağından, Cuma, Cumartesi, Pazar blok halinde 2 şer maç yayını, tüm maçların seyredilmesini sağlar.

5. Ayrıca, bu uygulamanın kaliteli yerli oyuncuların hemen hepsinin güçlü takımlarda yer bulmasını sağlayarak Milli Takıma da hizmet edeceğini düşünüyorum.Örneğin Kayserispor' u ele alalım.Kayseri bu uygulamada ya daha da güçlenerek Şampiyonluk kovalar hale gelecek ya da tutunamayıp düşecektir.Bu durumda neden Gökhan Nobre' nin yerine Beşiktaş' a, Mehmet ise iyi bir paraya satılacak Appiah'ın yerine Fenerbahçe' ye gitmesin?
(Galatasaray' lı dostlar kusura bakmasın onların parasızlığını çözecek bir uygulama henüz geliştirilemedi.)
Yani her 2 durumda da bu 2 futbolcu ve dolayısıyla Milli Takım için daha iyi olacaktır.

Bu uygulamaya getirilecek başlıca 2 eleştiri öngörüyor farklı eleştirileri de merakla bekliyorum.

1. Az sayıda takım güçlenecek diğerleri iyice zayıflayacak.
Doğru ama zaten şu andaki durum da öyle değil mi?
Yalnızca biz bir takım 2. lig takımlarına 1. lig takımı diyerek kendimizi kandırıyoruz.
Bu sistemle daha çok geliri daha az takım arasında bölüştürerek yeni sermaye birikim odakları, dolayısıyla yeni markalar üretmek mümkün olacaktır.İleriki yıllarda bu markalar oturduktan sonra takım sayısını kademeli olarak arttırıp sistemi beslemek de uygulamanın hacminin büyümesini sağlayacaktır.

2. Peki o zaman niye Avrupa' nın önde gelen liglerinin hepsinde çok takım varken, İsviçre, Avusturya, İskoçya gibi Avrupa ülkeleri ve birçok doğu Avrupa ülkesi az takımlı liglere sahipler ve üst düzey başarılar yakalayamıyorlar?

Burada sebep sonuç ilişkisini karıştırmamak gerekir.

İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa ve Almanya çok takımlı liglere sahip oldukları için başarılı olmuyorlar.

Tam tersine başarıyı, bir şekilde ülke geneline yayabildikleri için ligleri çok takımı kaldırıyor.

Bu ülkelerin hepsinde de Şampiyonluk çok sayıda takım tarafından elde edilmiş durumda.

Bu duruma 2 tane istisna ülke göstermek mümkün; onlarda Hollanda ve Portekiz.
Bu ülkeler futbolda çok önemli ekoller olmalarına rağmen, bizimki gibi çok takımlı ve çoğu 2. sınıf takımlardan oluşan, 1. liglere sahipler.Şampiyonlukları paylaşan bizim gibi yalnızca birkaç büyük takımları var.

(Ajax, PSV, Fejenoord / Porto, Benfica, Sporting Lizbon)
Ama unutmayalım ki onlarda, bizde olmayan çok önemli bir şey var; fazladan kaynak.

Hollanda için Surinam, Portekiz için Brezilya.

Dolayısıyla yukarıda saydığım 7 ülke ligi bizim için model olamazlar.

Biz onların geçtikleri evrelerden geçmeden ve onların kaynaklarına sahip olmadan, modellerini taklit ediyoruz.

Ekol olmak, kalıcı başarıyı yakalamak her sahada olduğu gibi futbolda da bu kadar kolay değil ne yazık ki.

Son olarak şunu hatırlatmak isterim ki; biz bu çok takımlı lige Cumhurbaşkanımızın takım eklemesi ve Milletvekillerimizin düşmeyi yasaklamasıyla sahip olmuştuk.

 
Toplam blog
: 30
: 2257
Kayıt tarihi
: 03.11.06
 
 

İzmirliyim ama, İstanbulda yaşıyorum. Elektronik Mühendisiyim ama, ilaveten yazıyorum. Evliyim ama..