- Kategori
- Gündelik Yaşam
2007'den 2008'e geç kaldım asıl gerçeğe

Benim merceğimden
2007 bizden kurtulduğu için seviniyordu, gayet mutluydu bavulunu alıp giderken. Öyle sandığımız gibi de yaşlı maşlı değildi; genç, kendinden emin varıyordu bir başka dünyaya. 2008 görevi teslim alırken hiç de sandığımız gibi heyecanlı değildi, hatta bayağı bayağı soğuktu.
Yaşı onun altında bir çocuk bağırıyordu; 2007 çıplak!...2008 çıplak!... Karşıdan gelen kadın yorgun, 2007'den 2008'e düşen kadın; çok başımı ağrıttı, diyordu şu arkasına bile bakmadan giden yıl. Giden yılın ardından baktım uzun uzun, saçları iyice uzamıştı.
2007 dişiymiş, diye bağıra bağıra geçti gitti biri önümden. Tam o esnada 2008'le erkek erkeğe konuşuyorduk. Boyu çok uzundu yeni yılın. Omuzlarındaydım 08'in. Saçsızdı. Nasılsa, dedi, o sonda upuzun veda edeceğim sana.
"Bu bir aşk!...Bu bir aşk!..."diye bağırıyordu o kız.
Ama ben 2007'yi çok sevmiştim, diye ağlıyordu yaşı otuzun bir altında bir kadın. Ben 2007'yi geri istiyorum. 2008 sizin olsun, bana ne yaaaa; ben sizin yeni yılınızda var olmak istemiyorum!...
Bir grup 2007'yi davul zurna eşliğinde omuzlarında şen köprüden geçiriyorlardı, bir karşı burda, bir karşı orda; gördüm bir kenarda, köşede 2008 sırasını bekliyordu.
Adam haykırıyordu; zamanlarımızı yıllara, yıllarımızı zamanlara karıştırıp durmayın!...
Haklısın, dedi onlar, zamanı gelen yıl gider, vakti gelen yıl gelir. İşte hayat bu kadar basit. İşte yaşam bu kadar zor. İnatla birileri eski yılın eteğini çekiştiriyordu; gitmeeee, n'olur gitmeee!...
Güneş batarken gerçek 2007 vapura binip gitti ve hakiki 2008 aynı vapurla güneş doğarken geldi; sanki biraz hüzün vardı yüzünde, sanki biraz eski yılın kokusu vardı üzerinde, sanki biraz...