- Kategori
- Türkiye Ekonomisi
2009 yılı bütçesi ekonomik krize dayanıklı mı?

2009 yılı bütçesinde yoksul kesim için daha da yoksulluk görünüyor.
İktidara göre “ekonomik krize ayarlı taş gibi bütçe ”, kimilerine göre de “hamdolsun bütçesi” olarak tanımlanan 2009 yılı bütçesi TBMM’ye sunuldu.
Ancak Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın bütçe sunum konuşmasındaki ifadeleri ile değerlendirdiğimizde 2009 yılı bütçesi “ortaya karışık bir bütçe” tanımına daha çok uyuyor.
Kemal Unakıtan, bütçeyi komisyona sunarken bir yandan “altı yıldır uygulamakta oldukları piyasa dostu önlemler, akılcı bütçe politikaları ve mali disiplin, köklü yapısal reformlar ve özelleştirmeler ile Türkiye’nin krizden etkilemeyeceğini” ifade ediyor. Diğer yandan “elbette ki, son yıllarda küresel sistem ile hem ticaret hem de finansal açıdan entegre olmuş olan ülkemizin, dünyadaki bu büyük dalgalanmadan etkilenmemesi mümkün değil, kredi imkanlarının daralmasıyla borçlanma daha da maliyetli hale gelecektir ve büyüme hızının düşmesiyle de işsizliğin artacaktır” diyerek ekonomik krizden Türkiye’nin de etkileneceğini itiraf ediyor.
“Hamdolsun bütçesi” olduğunu belirtenler, bütçe hedeflerinin sanki dünyada hiç ekonomik kriz yokmuş, mali çöküş yokmuş, durgunluk baskısı söz konusu değilmiş ya da tüm bunlar olurken biz hiç etkilenmeyecekmişiz gibi belirlendiğini ve bütçede büyük risk alındığını belirtiyorlar.
Türkiye’de ekonomik kriz demek tam anlamı ile “işsizlik ve yoksullaşma” demek. Bir ülkede bütçenin nasıl harcandığı ise o ülkede adaletin, sosyal devletin var olup olmadığının ölçüsü sayılır. Bütçe, bir ülkede gelirin yeniden dağıtma aracıdır. Eğer sosyal bir devlet söz konusu ise, adil bir bütçe ile toplumdaki gelir eşitsizlikleri de törpülenir.
Adil ve sosyal bir bütçesi olan ülkelerde; bütçe sunumlarında rant ve sermaye kesimine ilişkin verilerden önce, gelir dağılımdaki eşitsizliği ve sosyal adaleti nasıl sağlayacağınızı vurgularsınız.
Hisse senetlerinin alım ve satımından alınan yüzde 10’luk stopajın sıfırlanacağını belirterek borsadan rant elde eden kesime, Gelir Vergisi Kanunu’nun serbest piyasa ekonomisiyle uyumlu, gelişmiş ülke örneklerine paralel düzenleneceğini söyleyerek sermaye kesimine “içiniz rahat olsun” mesajı verirken memura da şu kadar zam yaptık gibi konuşmalarla hazırladığınız bütçenin “adil ve sosyal” olduğuna kimseyi inandıramazsınız.
Zaten, ihtiyaç duyduğu kaynakları adil bir vergilendirme ile toplayamayan, dolayısıyla dev boyutlu borçlanmalara gittiği için bütçesinde faizin en önemli yerinin yıllardır hiç azalmadığı Türkiye’de, yoksul halkının tepesine daha çok binecek olan ekonomik krize dayanıklı , adil ve sosyal bir bütçe de beklenemezdi.
Bir ekonomik program, küçük ve orta ölçekli işletmeleri hızla yok edip insanları işsiz olarak sokağa bırakıyorsa, o ülkenin gençleri en iyi dostları görünen ülkelerin desteği altında gelişen savaş ve terörde can veriyorsa, bu süreç sonunda toplumda sosyal bozulma hızlanıyorsa , her şeyi derin organizasyonlar yapıyor diyeceğinize dönün de ekonomiye ve hedeflerinize bir bakın.
Adil ve sosyal olmayan bir bütçe ve ekonomik hedeflerle nasıl bir toplumsal barış ve refah umut edebilirsiniz?