- Kategori
- Yılbaşı
2015

Zaman o zamandır ki bir şeyler “yapmanın” yanısıra, maalesef biraz da “ruhların olgunlaşmasını sabırla bekleme” zamanıdır da.
Zira pek de kolay, çabuk ve “aynı” olmuyor işte her ruhun olgunlaşması.
Kimi insanlar, tüm yaşamları boyunca her an disiplinli, sistemli ve sağlıklı bir dinamizm ve istikrarlı bir gelişimin en doğal sonucu ve ödülü olarak “tam bir farkındalığa” erişebilip ve bu farkındalıklarını artık sürekli de aktif tutup, aktif kılabiliyorlarken, kimileri ise şimdiye kadarki çoğu zamanlarını gayet boş ve geniş bir atalet içinde geçirdiklerinden, bunun da benliklere yüklediği sis, pus ve paslı bir loşluk ve rehavetle, ister istemez “olması gereken farkındalığa” oldukça geç ulaşabiliyorlar veya hattâ bir takım farkındalıkları sonsuza dek kaçırıp, kimi farkındalıklara ilâ nihaye geç kalmış dahi olabiliyorlar.
Dolayısıyla aradaki farkı kapatmak veya bu farkın sonuçlarına katlanmak ya da bunun en kaçınılmaz sonucu bir takım olumsuzlukları-sorunları telafi edebilmek de tabii ki fazlasıyla “zaman” alıyor; gecikmişlerin gecikmemişlere yetişmesi, her iki taraf için de haliyle bir “ilave” zaman ve ilave bir çaba “daha” gerektiriyor.
Yani hem bireysel, hem de toplumsal bir takım sorunlar ve kezâ hem dünyada ve hem de ülkemizde vâki şu yaşananlar, aslında “gecikmişler” ile “gecikmemişlerin” de karşılıklı bir mücadelesi-bir çatışmasıdır; yalnızca iyilerle kötülerin savaşı değildir esasen. “İyi”ler aynı zamanda, bir yandan da ayrıca kendi içlerinde birbirleriyle de, yani “kendi aralarında da” bir şeylerin-bu gecikme farkının-farkındalığa erişme ve gecikme farklılığının da savaşını vermekte, bunun kaosunu, çırpınışını, eksikliğini fazlalığını, açlığını tokluğunu ve dahi hüznünü ve esefini de yaşamaktadırlar ne çare ki.
O yüzden hiç olmazsa diyorum, dilerim ki artık 2015’de bari “gecikmişler” de “gecikmemişlerin” düzeyini yakalar da, bu bekleyiş sona erer ve böylece de “iyi”ler nihayet kazanır bu savaşı, daha da gecikmeden!
Zira iyilerin kazanması buna bağlıdır ve bir şeyler “yapmak” değil de, asıl aradaki bu farkın kapanmasını “bekleyiş” zaten yormaktadır, üzmekte, sıkmakta ve zorlamaktadır bizleri.
Onun için, ey şu önümüzdeki daha hiç kullanılmamış, henüz yaşanmamış gıcır gıcır, pırıl pırıl 365 gün, daha da bekletme, yorma bizi!.. Mutlu, sevinç dolu, “umutların hedefini bulduğu”, menzil ile kavuşup amaç ile buluştuğumuz, yani gecikmişlerin gecikmemişlere nihayet yetişebildiği, gecikmemişlerin de gecikmişlere “yetebildiği”, onları -kimse zarar görmeden- ayıltabildiği, aydınlatabildiği, aydırtabildiği bir “yeni yıl” ol… e mi, 2015..?
Senden özellikle ve kesinlikle rica ediyor, bekliyor ve istiyoruz bunu…
Bak görüyorsun, biz peşin peşin ne kadar büyük bir sevgiyle, sevinçle ve ümitle kucaklıyoruz seni;
Sen de tüm içtenliğinle sımsıcak, tüm iyiliklerinle, sevginle ve şefkatli, sımsıkı sar, kucakla bizi, hiç hesapsız-art niyetsiz bir dost, bir anne gibi…
Böylelikle “hep” MUTLU YILLAR olsun HEPİMİZE, İYİLERE…
Biz güveniyoruz sana 2015; sen de lütfen, boşa çıkartma bu güvenimizi.
.
.
.
.
Filiz Alev
31.12.2014