- Kategori
- Bayramlar
23 Nisan ve çocuk

Bugün 23 Nisan. Atatürk’ün, Türk çocuklarına armağan ettiği bayram.
Ben her 23 Nisan’da çocukların nasıl bayram yaptığını düşünürüm. Neler hissettiklerini merak ederim.
Stadlardaki, okullardaki rengarenk görüntüleri, cıvıl cıvıl seslerini bilirim. Doyamam onlara.
Kimi zaman soğuktan titreseler bile üzerlerindeki rengarenk giysilerle mutlu olduklarını sanırım. Eğlendiklerini düşünürüm.
Ben çocuk deyince, bugünkü çocuklardan farklı düşünürüm. Eskiyle karşılaştırır, hangisinin daha şanslı olduğuna karar veremem.
Ben çocuk deyince, sokakta koşan, sek sek oynayan, ayağında top, saklambaç oynayan, bulunduğu yaşı yaşayan, bu dünyanın sıkıntı ve acılarından bihaber varlıkları düşünürüm.
Ben çocuk deyince, neşeli kahkahalar duymak isterim. O yüzden çocuksuz mahalleye tahammül edemem. Ben çocuk deyice, çimenler üzerinde yuvarlanan, ağaca çıkan, olmamış erikleri yolan, mahallenin köpeğiyle şakalaşan, koşan, terleyen, susayan, neşeli küçük insanlar düşünürüm.
Ben çocuk deyince, iri sokak taşları arasında misket oynayan, kırmacasına topaç çeviren, saklambaç’ta saklanmak yer ararken, telaşla birbirine çarpanların heyecanını düşünürüm.
Ne bileyim. Çocuk deyince, derslere oturmadan önce, yan arsada bir iki maç yapanları, topa vuranları, oyuncak bebekleriyle biraraya gelip, evcilik oynayanları düşünürüm.
Şimdi bir çoğunda bisiklet, bazılarında bilgisayar, arkalarında futbolcuların ismi yazılı rengarenk formaları vardır ama günümüzdeki çocuklar beton yığınına mahkumdur.
Okul çıkışına rastlarsanız, kapıda, neredeyse çocuk sayısı kadar veli kalabalığına rastlarsınız.
Zaman kötüdür.
Ben çocuk deyince, elele tutuşup, okula beraber gidenleri hatırlarım. Mahallenin büyük çocuklarının, küçüklere sahip çoktığını bilirim. Sabahın ayazında, karanlıkta, yarı uykulu gözlerle, beşyüz metre ilerdeki okula gitmek için servis bekleyen bebelere acırım.
Ben çocuk deyince, sevgiden en çok onun anladığını, ne olduğunu bilmese de, acıyı herkesten çok onların hissettiğini bilirim. İlkokulda tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa yakalandığı için, onun evinin önünde toplanıp, ‘’gel artık, seni çok özledik’’ diye bağırıp, ağlayanları bilirim. O gözyaşlarının ne kadar yürekten olduğunu bilirim. Bilirim o gülmelerin ne kadar içten olduğunu.
Ben çocuk deyince, Dünya’nın en değerli varlığının, onlar olduğuna inanırım. Küçük beyinlerinde nasıl bir sınırsız hayal dünyası taşıdıklarını bilirim. Resimlerinden, şiirlerinden anlarım onları. Onların, kötülükten, bencillikten, çıkarcılıktan uzak masum bir melek olduğuna inanırım.
Ve onlara böyle sahte, böyle acı, böyle kin dolu, kirli bir Dünya bıraktığımız için kendimize kızarım.
Su birikintilerinde, rögar deliklerinde, trafik kazalarında, savaşlarda onlara sahip çıkamayaşımıza kahrolurum. Ölümün onlardan çok uzak olmasını isterim.
O yüzden çocukları sevdiğim kadar acırım. İsterim ki, büyüyene kadar, her günleri 23 Nisan coşkusuyla geçsin.
Dünya’nın acı gerçekleriyle başbaşa kalınca, bir daha asla bulamayacakları o masumiyet ve saflığı, sorunsuz olarak, doya doya yaşasınlar isterim.
23 Nisan, tüm çocuklara kutlu olsun...