- Kategori
- Güncel
28 Şubat MGK bildirisi...

Bu gün insanların tutuklanmasına neden olan 28 Şubat kararlarını biliyor musunuz?
Ve bu kararların altında, dönemin Milli Güvenlik Kurulu Üyelerinin tümünün imzasının bulunduğunu?
Önce Milli Güvenlik Kurulunda alınan ve Bakanlar Kuruluna tavsiye niteliğinde olan o bildiriye bir göz atalım.
“Toplantıda bilhassa Anayasa ile Atatürk milliyetçiliğine bağlı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olarak belirlenen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı çağdışı bir kisve altında zemin oluşturmaya yönelik rejim aleyhtarı faaliyet gözden geçirilmiş;
- Türkiye Cumhuriyeti’nin, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş medeniyet yolunda, demokratik sistem içersinde ilerlemesini teminat altına alan Anayasa ve Cumhuriyet yasalarının uygulanmasından asla taviz verilmemesi gerektiği,
- Anayasa’nın tanımladığı Cumhuriyet’in demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerinin sağlıklı bir şekilde düzenlenmesine imkân sağlayacak güvenlik, huzur ve toplumsal barışın önem ve öncelik taşıdığı,
- Cumhuriyet ve rejim aleyhtarı yıkıcı ve bölücü grupların ‘laik’ ve ‘anti laik’ ayrımı ile demokratik ve sosyal hukuk devletini güçsüzleştirmeye yeltendikleri,
- Türkiye’de laikliğin sadece rejimin değil, aynı zamanda demokrasinin ve toplumun da teminatı ve bir yaşam tarzı olduğu,
- Devletin yapısal özünü oluşturan sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri anlayışından vazgeçilemeyeceği, yasalarla belirlenmiş kuralların göz ardı edilerek yapılan çağdışı uygulamaların da hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmayacağı,
- Türkiye’nin AB’ye tam üye olacak ülkeler listesine girmeyi öncelikli bir hedef alarak sürdürdüğü, böyle bir dönemde resmi ve sivil kurumların bu sürece katkıda bulunmasının gerekli olduğu,
- Bu sebeple demokrasimiz hakkında kuşkulara yol açacak, Türkiye’nin yurtdışındaki imajını ve itibarını zedeleyecek her türlü spekülasyona son vermek gerektiği,
- Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokratik, insan haklarına saygılı, sosyal bir hukuk devleti olduğu yolundaki temel ilkelerinin Anayasamızın ve devletimizin teminatı altında olduğu,
- Rejimin, kendisine ve geleceğine yönelik tartışmaların, içinde bulunduğumuz ortamda Türkiye’ye yarardan çok zarar verdiği,
- Açıklanan bu esaslar aksine davranışların, toplumumuzda huzur ve güveni bozarak yeni gerginliklere ve yaptırımlara neden olacağı değerlendirilmiş; bu konularda alınacak ve alınması gereken önlemlerin Bakanlar Kurulu’na bildirilmesine karar verilmiştir.”
Bu bildirinin altına imza atmayacak bir Cumhuriyet sevdalısı düşünebiliyor musunuz?
Bu gün ağızlarında demokrasi, hukuk, barış, statüko laflarını düşürmeyenlerin halkı nasıl da kandırdıklarını görebiliyor musunuz?
Bu gün demokrasi havarilerinin, kendi statükolarını yarattıklarını anlamak için kâhin olmaya gerek var mı?
Türkiye’de özgürlük ve demokrasiden, hukuktan bahsedenlerin yarattığı hukuku hep birlikte ibretle ve korkuyla izliyoruz.
İşte Ergenekon davalarından yargılananlar için kalıplaşmış hukuki sözcükler… Sapla samanın nasıl birbirine karıştığını gösteren uygulamalar…
İşte Balyoz davasında, sanal ortamda yaratıldığı iddia edilen sahte belgeler…
İşte şike davasında kendi kendine şike yapan yöneticiler…
Tabi birde 12 Eylül’ü yargılıyor gibi gösteren hukuki gösteriler…
Bir yandan darbeciler yargılanıyor söylemleri, ardından sanal da olsa darbe diye adlandırılan 27 Nisan E-muhtırasının mucidini görmemezlikten gelme hareketleri…
Yüzlerce subayı darbe yapacaklardı diye gözaltına alıp tutukla, ardından da o dönemin Genel Kurmay Başkanını ve Kara Kuvvetler Komutanını bu hareketin dışında tut!
Şunu da unutmamak gerekiyor. ‘keskin Sirke küpüne zarar verir…’
Bu günlerde ortalık ‘Sır küpleri’ ile dolu da!..
Sonunda ne mi oluyor?
Hukuk tıkır tıkır işliyor!..