Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
54
 

2E ve 2S uygarı olmak !

2E ve 2S uygarı olmak !
 

DÜNYA DÖNERKEN HERKES NE YERİNDE SAYMALI, NE DE BAŞ DÖDÜREN HATALI HAMLELER YAPMALI. DÜNYA DÖNGÜSÜNE UYGUN OLARAK EN DENGELİ ADIMLAR VAKTİNDE VE YERİNDE ATILMALI. 2E VE 2S UYGARI OLMAK GİBİ...


Başlıktan hareketle öncelikle şifreleri bir anlatım tarzından çok, tümevarımla Türkiye'nin büyük fotoğrafına dikkat çekmek istedim. Ülkemin evrendeki portresini, dünyama açılan penceremden yansıyan bakış açılarıyla çizmeye çalıştım.

E'ler ve S'ler ile 2'ler ne demek? Biraz da konunun anlaşılması için, bu sorunun cevabını uzatmadan ifade edeyim.

2E                             

Eğitim

Ekonomi olmak üzere...

2S

Sağlık

Ve

Sanayi...

Ekonomi...

Okul, hastane, yol, su, elektrik, aş...

Ekonomik güç, tüm bunların öz sermayesini karşılayan sermaye kaynağıdır.

Ekonomik kriz bu hayati sermayenin karşılayamaması tehlikesini beraberinde getirir.

Başlıktaki uygarlığın temel parametrelerinden olan ekonomik güç despot yönetim anlayışına hizmet etti yıllarca.

Farzı muhal olarak post modern nosyonunu dahi, darbeler üzerinden gündeme geldi.

Post moderni bir de Yusuf Kaplan'dan medeniyet tasavvuruyla öğrenmek var.

Darbe ve medeniyet arasındaki dağlar, denizler kadar farkı en iyi anlatan post modern örneklerine yenilerini eklememek için...

Ekonomik gücü darbeler için değil, çöküşe geçen batı medeniyet karşı, kendi öz medeniyetinin ihya olması için harcamalıyız.

Başlığın bir diğer parametresi olan eğitim, adeta geleceğin yönünü tayin edebilme liyakatına sahip.

Müreffeh bir ülkenin geleceğe doğru yükselmesi için başarı köprüsü, merdiveni yahut adına uygun ne derseniz?

Eğitim bizde kaliteden çok, hala dil ekseninde tartışılıyor.

Dil tartışmaları maalesef ağır bedeller ödetiyor.

Anadilde eğitimde gelinen noktaya kolay erişilmedi mesela.

Milli Eğitim Şurası'nda alınan kararlar arasında dahi, eğitimin kalitesinden çok dil tartışmaları gündeme geldi. Bırakın başka dilde eğitim konusunu hukukçular uzlaşı içinde neticelendirsin. İlkokullarda okuma yazma oranları, ortaokullar ile liselerde öğretilen bilgilerin ne derecede öğrencilere empoze edildi? Eğitim ve öğretim çalışmalarının amaca uygunluğu, hangi ölçüde hayata geçirildi? Soruların yanıt bulduğu bir şura gündemi beklerdim.

Geçmişi doğru okumak adına elbette Osmanlıca dersi okutulabilir. Bu konunun hukukçu ve tarihçiler tarafından uygunluğu konuşulduktan sonra gündeme gelseydi, belki de gündeme mezar taşı tartışmalarıyla gelmeyebilirdi. Karşı çıkanlara şu aforizmayı bilene hatırlatmak, bilmeyenler için ifade ederek yanıt vermiş olayım.

"Tarih dünü öğrenmek, bugünü anlamak, yarına hazırlamaktır."

"TEMEL SAĞLIK DERSİ" OKUTULSUN

Türkiye'nin kanayan yaralarından biridir sağlık.

Ben bilmem mantığının hüküm sürdüğü sosyal temalardan birisidir sağlık.

En ufak bir rahatsızlıkta hastaneye gidilir doğal olarak. Burada bir sorun yok.

Sorun genel sağlık sorunlarıyla ilgili, kanımca genel itibari ile dikte ediyorum; yeterince bilgili değiliz.

Bunun için bir patolog olmaya gerek yok.

Herkes ilkyardım dersi de alsın da demiyorum.

Pedagojiye uygun, kademesine uyumlu olarak okul öncesinden lise son sınıfa kadar her sınıfta haftalık en az 1 saat temel sağlık dersi okutulmasının hiç bir mahsuru yok. Bilakis hayati önem taşıyan faydası var, bilinçli hastalara ve tabi ki doktorlara.

Bakınız dikkatinizi çekerim. Vücut metabolizmasını tanımak, hastalıkları onlara yakalamadan önce bilmek, sağlıklı yaşamın ömrüne katkı sunmaz mı?

Hal böyleyken en önemli konulardan biri olan sağlığa gerekli önemi ve yeri hak ettiği şekliyle vermeliyiz. Bunda kimsenin itirazı olmaz sanırım.

Unutmayalım ki, kanserde erken teşhis hayat kurtarabilir.

Soruyorum kalp yetmezliğiyle ilgili ne biliyorsunuz? Şeklinde soru yönetilirse, hangimiz hayati işlev gören kalbin yetersizliğiyle alakalı, şeker, tansiyon, kolesterole ilave olarak, sebep, tedavi ve sonuçlarına dair yeterli açıklamalarda bulunabiliriz?

Okul öncesinden lise son sınıfa kadar her sınıfta Temel Sağlık dersi alanları tahayyül etmek gerekirse;

Sigara içmenin KOAH hastalığına neden olabildiğini görerek, öğrenerek en azından hayati risk yaşamamak için zamanında, ya da daha erken kullanmaya veda edilebilir.

'Coenzyme quione 10 (CoQ10) her insanın vücudunda üretilen ve üretimi yaşlandıkça azalan çözünür yağ molekülüdür.

Bazı klinik deneylerde CoQ10 eksikliğinin kalp hastalarının yüzde 75'inde görüldüğü kanıtlanmış. Kalp, metabolik olarak çok etkindir ve kasılma için düzenli olarak yakıt takviyesine ihtiyaç duyar ve Coq10 eksikliklerinde nadiren işlevseldir.  Doktor Louis J. Ignarro'nun NO KALP HASTALIKLARINA SON kitabından alıntı yapılmıştır.

Peki, soru şu:

Kalp sağlığı için önem arz eden ve yaşlandıkça vücutta üretimi azalan Coq10 çözünür yağ molekülünü güzelim ülkede kaç kişi biliyor?

Yaşı kemale eren büyüklerimizden kaçı, yaşlandıkça üretimi vücutta azalan Coq10 eksikliğini gözeterek, kalp hastalıkları uzmanı olan kardiyologlara kontrol amaçlı muayene olmaya gitti, gidiyor?

Bunları bilen hastanın hastaneye gitmesi muhtemeldir.

Daha fazla örneklerle, siz değerli okuyucularımı yormak istemem.

İnşallah Temel Sağlık Dersi'nin okul öncesinden lise son sınıfa kadar amacına uygun olarak her sınıfta okutulur.

Böylece...

Koalisyonsuz AK Parti iktidarının Türkiye'nin eksen ülke olma yolundaki başarısına bir yenisini eklemiş olur.

Dokuların bozukluğa ve tahribata uğramadan, şikâyetlerin, rahatsızlıkların farkına vararak hastaneye bilinçli olarak tedavi olmak için gitmeliyiz.

Unutmayalım ki, erken teşhis hayat kurtarabilir.

Hastalıkları tanıyarak, sağlıklı yaşamı öğrenerek, doktorların söylediklerini kaale alarak, sağlıklı günlerle hayata daha pozitif bakabiliriz.

Bütçe görüşmelerinde önemli bir pay sağlık harcamalarına ayrıldı. Hizmetlerin sağlık halkasında da sürmesi açısından sevindirici. Sağlık alanında AK Parti Hükümeti icraatları kaydadeğer. İlçede yapılan hastanelerde varsa eksiklikler giderilmeli. İhtiyaç olan hastanelere ek hizmet binaları yapılmalı, genel cerrah, kardiyoloji, göz hastalıkları ve başka dallarda uzmanlar atayarak, vatandaşların vilayete yoğunlaşma bu vesileyle azaltılabilir.

2S'lerden bir diğeri olan sanayi ekonomi dünyasının önemli parametrelerinden. Gelişmiş ülkelerde, uygar sosyal hayatla entegre haline geldiğinden dolayı, salt ekonomi kapsamında değerlendirmek istemedim. Ekonominin ana sektörlerinden biri olan sanayi sektörü, sınaî faaliyetleri kapsar. Sınaî faaliyetler ise, hammaddelerin taşınabilir ve kullanılabilir ürünlere dönüştürülmesi olayıdır.

Türkiye'de sanayi sektörü, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından madencilik, imalat sanayi ve enerji (elektrik, gaz ve su) olarak sınıflandırılmıştır.

Gelişmiş ekonomi bir anlamda sanayileşmiş ekonomi demektir. 17 Şubat 1923'te İzmir'de toplanan Türkiye İktisat Kongresi'nde Mustafa Kemal şöyle demektedir:

"Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun iktisadi zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler kalıcı olmaz, az zamanda söner..."

HER İLÇEYE BİR SANAYİ SEKTÖRÜ

Türkiye bilgisayar, elektrononik, elektrik teçhizat, otomotiv, petrol ürünleri, maden, orman, madeni eşya ve toprağa dayalı imalat sanayinde AK Parti Hükümeti ile önemli mesafe kat etti.

Maden sanayinde can kayıplarının yaşanmaması için gerekli tedbirlerin eksiksiz alınması gerekir. Ekonomik kalkınmaya dönük gelişmiş sanayi hamleleri atılırken iç piyasanın korunması sağlanmalıdır. Güçlü iç piyasa ile ülkenin milli sermayesi zenginleşebilir.

Sanayi sektörü vilayetlerden eksilmeden varlığını her ilçede hatta köy gibi kırsal kesimlerde de çağdaş normlara uygun olarak göstermelidir. İllerin tamamına yakın, sanayi sektörü boy gösteriyor. Sektörün olmadığı il yoktur sanırım. Emek, sermaye, hammadde ve yarı mamul bakımından zengin olan ülkemizde, her ilçede en az bir sanayi sektörü hizmete girmelidir. Bir anlamda da istihdam ve işsizlik sorunları da çözüme kavuşabilir.

İç piyasanın karşılandığından fazlası üretim, ihracat demek bir anlamda. Daha fazla ihracatla cari açığın kapanmasına kaynak oluşturulabilir.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 354
Kayıt tarihi
: 09.11.11
 
 

Ülkemizin güzel şehri olan Diyarbakır'ın Dicle İlçesi'nde, 9 Şubat 1983'te dünyaya geldi. 5 yaşın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster