- Kategori
- Güncel
3 general 3 maymun
Gerek ergenekon davası diye adlandırılan dava olsun gerek balyoz vs. davaları hakkında, bunların komplo olduğu, somut suçlara ve hakkında dava açılanlarla ve bunlar arasındaki tespit edilmiş bağlantılara dayanmadığı çok yaygın olarak yapılan bir eleştiri.
Ancak hukuka saygıdan dolayı, şu ya da bu şekilde bu davalar görülüyor ve sonuçlanmasına bakılıyor. Ama bu arada diğer olağan tüm süreçler bu davalara endeksli olarak yürüyor.
3 general meselesi de burdan çıkıyor. Okuduğumuza göre, bu bahsettiğimiz çok eleştiri alan davalarla bağlantılı olarak adları geçtiği için bu üç generalin terfileri durdurulmuş. Generaller yasal olarak itiraz etmiş ve terfilerin durdurulması kararı kaldırılmış. Hükümet de bunların terfi almasını engellemek için, bakanlar aracılığı ile görevden alma kararı alarak, süreci durdurmuş.
Olaya sadece bu momentte baktığımız zaman aklı selim, zorlarsak şunu diyor: Haklarında dava görülen kişilerin terfilerinin engellenmesi normaldir, birileri buna itiraz ediyor ve engellemek istiyorsa, sivil hükümet de gereğini elbette yapacaktır. Bu sivil darbe olamaz, gayet demokratik bir iştir. ***
O zaman ortaya şu çıkıyor bir şekilde uydurma, hayali iddianamelerle bazı kişiler hakkında davalar açarsınız, bunu yıllarca sündürürsünüz, ve bu süreçte olağan hayat akışını istediğiniz gibi şekillendirirsiniz ve ilgili kişilerin gelecekleriyle ve oradan toplum üzerinde istediğiniz etkiyi yaratırsınız. Gerekçeniz de hazırdır: "Haklarında dava takibi var."
Kardeşim iyi de senin bu dava dediğin ne kadar hukuki, ne kadar yasal, ne kadar meşru?
Dursun Çiçek olayını hatırlayın. Beginner bir bilgisayar kullanıcısının bile hazırlayabileceği bir fotokopi evrak üzerinden hükümet, Çiçek ve ilgili kişiler hakkında dava açmıştı. Dava açmak bu kadar kolay ve şüpheli ise, o zaman yargı üzerinden istediğiniz operasyonu gerçekleştirebilirsiniz. Biri itiraz etti mi, "olay yargıya intikal etmiştir, " deyip kesip atarsınız. İyi de siz aynı zamanda savcıysanız ne olacak!?
İşte bu nedenle ve bu yaşadığımız olgusallıklardan dolayı, sürecin tümüne bakarak bir değerlendirme yapıldığında söylenecek olan aklı selim ise bunun bir sivil darbe olasılığı taşıdığıdır. Dürüst ve namuslu bir aydın ya da bilim adamı olayı bu perspektifte bütünlüğü içerisinde görür ve her olasılığın hakkını verir. Kendi kabullerini gerçek yerine koymaz. Siz bir olasılığı ihmal eder ve 'yok canım kedidir kedi' derseniz, aslında asıl gerçekliği ihmal ediyor olabilirsiniz. Bilim adamı ve aydının ayırıcı özelliği bu en küçük olasılığın dahi hakkını hukukunu korumaktır.
Sivil darbe, asker gibi silahlı güçle darbe yapmak düzeni değiştirmek değil, tanınmış hakları kötüye kullanarak darbe yapmak demek olsa gerek. Uydurma iddianamelerle olağan hayat ve siyasal yapı dönüştürülmeye çalışılıyorsa, bunun adı sivil darbedir. Bir fotokopi üzerinde dava açmak ise tamamen uydurma bir davadır. Aynı şey Balyoz için de geçerlidir. Bunun gerçekliği konusunda şüphe bırakacak pek çok iddia ileri sürülmektedir. Ama bunlar yokmuş ve sanki bu davadaki iddialar tamamen gerçekmiş gibi hareket edilir ve toplumun yapısıyla oynanırsa, bunu doğru, olağan, normal bir süreç, bakanın yetkisini kullanma diye lanse etmek safdillik olur.
Hukuksal süreç acaba gerçekten doğru mu yürüyyor? Diyelim x davası pek çok iddia ile açılıyor ve insanlar suçlanıyor ve tutuklanıyor. Siz, olay yargıya intikal etmiştir, yapacak bir şey yok derseniz, bunu art niyetli politik güçler çok rahat kullanabilir. Nitekim yaygın şikayet bu. Oysa, bir iddianamenin uydurma ve temelsiz olduğunu savunanlar varsa bunlar da o iddianameye karşı bir dava açabilmeliler. Böylece hukuk, kimseyi suçlamadan, tutuklamadan, iddianamenin doğruluğunu karara bağlar. İddianamenin doğruluğuna kanaat getirildikten sonra ancak insanlar suçlanabilir ve tutuklanabilir.
Hukuksal sürecin böyle işlediğini sanmıyorum şu an. Eğer böyle işliyor olsaydı, acaba bu 3 general ve başkaları için her şey şu an olduğu gibi mi olurdu?
Üç generale karşı üç maymunlara dikkat. Üç maymunu oynadıkça, bunlar bizi iyice maymunlaştıracaklar haberiniz olsun.
*** Bu bakışın zorlama olduğunu söyledim çünkü, gerçekliği eksik algılıyor: Yargı askerlerin lehinde karar veriyor, eğer yargı adaleti dağıtan bir kurum ise, bu onların hakkıdır. Ama bir şekilde hükümet elinde bulunan görevden alma yetkisini uygulayarak, generallerin haklarıyla buluşmasını engelliyor. Bakıldığında her ikisi de meşrudur. Biri tanınmış bir yargı kararı, diğeri ise tanınmış bir hükümet yetkisi. Ama çatışan iki meşruiyet vardır. Hükümet yargının kararına rağmen siyasal bir tercih yapmıştır. Bu nedenle, her şeyin olağan ve normal olduğunu söylemek, yargının lehteki kararıyla teslim ettiği hakkı, göz ardı etmeye yol açtığı için zorlamadır. Hükümet siyasal karar verdiği ve yargı hukuki karar verdiği için ikisinden birini seçmek zorunda kaldığınızda yargının kararını seçmek gerekir. Hükümetin kararını yargının kararından üstün görmek hükümet lehine siyasallaşmak demektir. Şu koşulla ki, yargının kararının asılsız ve temelsiz olduğu kanıtlanmamış olsun.