- Kategori
- Ben Bildiriyorum
49. Antalya film Festivali açılışı

Antalya Film festivali açılışını izledim.
Sizlerde izlemişsinizdir.
Aslında hiçbir şey yazmasam mı dedim. Yok canım olmaz yazmalıyım dedim.
Yazarsam ne yazacağım dedim.
Dedim de dedim.
Şaşkındım. Sükûtu hayale uğramıştım. Böyle bir açılış olmazdı. Ne böyle bir kırmızı halı, ne böyle bir sunuş, ne böyle bir sahne, ne de böyle bir tören.
Neydi?
Anlayamadım.
Sanki alel acele, yapılacak tarihten habersiz, hazırlanmak istemişlerde hazırlanmamışlar, yâ da hazırlanamamışlar. Demişler ki, sandalyeleri getirin, şöylede dizin tamam – tamam oldu. Sunucular o sabah haberdar olmuşlar olmalı ki telaş içindeler, birbirlerini beklerken çay kahve içebilirsiniz, daha önce prova yapmadan çıkmışlar – ki! Olabilir mi? Yok canım herhalde olmaz. Yâda zor yetiştiler…
Ömür Gedik!
Bilmiyorum ne diyeceğimi?
Şarkı söylemesinin sebebini Elif’le tartıştık.
Acaba sevgilisinden dolayı mı? Yok canım öyle olsa sevgilisi okur.
İyi de o artist değil ki!
Ömür Gedik hangi filmlerde oynadı?
İyi de o film eleştirmeni, gazeteci… Sonra Ajda Pekkan’ı taklit etti.
Ne alaka yani!
Bilmiyorum – ki, sebep arıyorum.
Buldun mu?
Ben bulamadım ama böyle bir organizasyonda boşuna değildir herhalde, sinema filmlerindeki müziklerden bir potpori’yi söyleyemeyen, ses sanaçtıçısı olmayan, sahnede ise hiç bulunmayan sadece gazeteci olan ve yarışmada şarkıcılık deneyimi yapan, film eleştiren Ömür Gedik! Ne alaka?
Vardır bir sebep!
Sonra yine ne diyeceğimi bilemeden yazmaya devam edeceğim…
Nasıl bilmem değil mi?
Bende bu işten anlayanlardanım. Yazarım, senaristim…
Eee o zaman?
Bakın ben Antalya’dan bir yazar olarak jüride olmalıyım dedim – dedim ama ben söyledim ben dinledim. Olmadı… Edebiyatçı olmaz herhalde dedim. İyi de varmış!
Anlamadım. Belli mi olur bakarsınız Allah kısmet eder, seneye olurum…
Neyse:
Yağmurda itiraz etti bu geceye herhalde, kırmızı halı ıslansın demiş olacak ki, sunucuları zor durumdan kurtardı…
Ve TÜRKAN ŞORAY…
Allah nazarlardan esirgesin.
Bir insan her zaman güzel olabilir mi? Bu kadar heyecanlanabilir mi? Bu kadar duygusal olabilir mi?
Olabilir o sanatçı, duygusal…
Bütün neşeli tavrına, sert tavırlar takınmasına rağmen en ufak bir duygasıllıkta Hülya Avşar ağlamadı mı? Ağladı.
Ah sanat. Bunlar sanatın altın tozları…
Bir arada hepsi, Salih Güney’i, Selda Alkor’u, Deniz Türkali’si, Güler Ökten’i, Necip Sarıcı’sı, Tijen Par’ı Erol Batıbeki ve gönülden sevdalıları; altın bilezik olarak biraradaydılar…
Burada en çok sevdiğim, sinemaya gönül veren her kesime takdire şayanlara ödül verilmeleriydi…
Yıldırım Önal ödülü, Işık Yenersu’ya Cihat Tamer’in ödül vermesi beni çok duygulandırdı…
Tiyatrocular arasındaki ustaya saygıyı görüp duygulanmamak ne mümkün!
Oskar törenlerine eş tutulan, bizim oskarımız denilen geceden çok daha iyisini beklerdim. Gecenin anlamına, ağırlığına ve sanatçılarına daha özenli çalışılmış bir organizasyon olmalıydı, umarım seneye eksikler yerine, muhteşem bir geceydi yazısını yazabilirim…
Bir dahaki 50. yıl Antalya Film Festivalinde görüşmek üzere…
Nazan Şara Şatana
http://www.facebook.com/nazansara.satana.5
http:// https://twitter.com/#!/nazansarasatana