- Kategori
- Siyaset
7 Haziran seçimleri ve analiz

Seçim Sandığı
Gümbür gümbür seçime gidiyoruz. Televizyonlar, gazeteler, sosyal medya, kıraathaneler, çarşılar, pazarlar, arkadaş toplantıları 7 Haziran 2015'i konuşuyor. Hangi parti ne kadar oy alacak, kim iktidar olursa ne yapacak, o lider bu lidere ne lâf söylemiş, falanca aday falanca kişiye nasıl seslenmiş… gündemimiz bu…
Toplumun çeşitli kesimlerini temsil ettiği iddia edilen siyasî partiler acaba toplumun duyarlılıkları ve ülkenin sorunları ile ne kadar ilgili ve yaptıkları siyaset ne kadar gerçekçi? Bu yeteri kadar sorgulanıyor mu? Halkın bir bölümüne hitap eden bir parti ile halkın başka bir bölümüne hitap eden diğer bir parti birbiriyle daima çatışır. Bu çatışmada karşı tarafın partisini daima eleştiren kesim, kendilerine hitap eden partilerini, bu düşman partiye karşı mücadele ettiği için destekler. Görünürde basit bir saflaşma veya cepheleşme süreci…Ancak bu süreç, samimiyet ve vatanseverlikten uzak siyasî partilerin, halk kesimlerinin siyasî taleplerini etkileyerek toplumu gerçeklikten koparması ve bu yolla ülkenin ilerleyişini, huzurunu engelleyen gerçek sorunlara dikkat çekilmesini önlemesi bakımından hiç de önemsenmeyecek bir olay değil.
Liderler, adaylar şehir şehir dolaşıp meydanlarda, kürsülerde, basın mensuplarıyla söyleşilerinde konuşuyor; seçim bildirgeleri açıklanıyor, vaatler sıralanıyor. Onların çizdikleri yarı doğru yarı yanlış çoğu eksik tabloları unutup şöyle bir düşünelim. Bu beylerin, hanımların hangisi sizin ve ülkenizin geleceğini batağa saplayan gerçek sorunları işaret ediyor ve çözüm yolunu gösteriyor?
- Hangi parti, Türkiye’nin Gümrük Birliği’nden çıkması gerektiğini söylüyor?
Bu Gümrük Birliği denen garabet yüzünden Türk ekonomisi küresel sermayenin işgâline uğradı, iktisadî bağımlılık doğal olarak siyasî bağımlılığı getirdi. Gümrük Birliği’ne üyeliğimiz nedeniyle -üyesi dahi olmadığımız- Avrupa Birliği’nin serbest ticaret anlaşması yapmadığı bir ülkeyle Türkiye Cumhuriyeti olarak serbest ticaret anlaşması yapamıyoruz. Emperyalist-sömürge ilişkisi değil midir bu?
- Hangi parti, NED, NDI, IRI, Açık Toplum, KAS, HBS gibi Amerikan, Alman vb. emperyalist kuruluşlardan beslenen, yabancı ülkelerin çıkarlarına göre siyasî propaganda yapan, üniversite, basın-yayın ve “sivil toplum”u ele geçirmiş ağı, Mustafa Yıldırım‘ın “sivil örümcek ağı” dediği o şebekeyi dağıtmayı, Türkiye’de yabancı ajanlığını yasaklamayı vaat ediyor?
O “milliyetçi”, “muhafazakâr”, “özgürlükçü”, “solcu” dediğiniz kişiler, kendi memleketinde gâvur parasıyla emperyalist faaliyetler yapılmasından pek rahatsız değil galiba?
- Hangi partinin başbakan adayı, vekil adayı çıkıp halkın karşısına, Türkiye’de uyuşturucu kullanımı, fuhuş, kaçakçılık, organ ticareti gibi olaylar bir türlü son bulmadı, giderek artıyor, bunları önleyeceğiz diyor?
- Hangi parti diyor ki toplumsal bozulma en üst düzeye vardı, kadın cinayetleri, çocuk yaştaki kızlara tecavüzler, çocuk yaştaki kızları satıp evlendirmeler gittikçe artıyor; iktidarın ve muhalefetin etnik politikaları yüzünden ülkedeki etnik gruplar birbirine düşman oldu, insanların etnik kimlikleri, mezhepleri sorulur, bilinir, ona göre davranılır oldu; “hastanede doktora dayak” haberleri klişe hâline geldi; akademik kalite gözetilmeksizin açılan üniversiteler intihâlden not karşılığı cinsel istismara kadar türlü rezilliklerin yuvası oldu; işsizlik ve yoksulluk yüzünden bireyler arasında artan rekabet, güvensizliği perçinledi, yardımlaşma ve birlik olma ruhunu yok etti; öncelikli olarak bu toplumsal yaraların iyileştirilmesi gerekir?
- Hangi parti ülkenin varlıklarının, fabrikalarının, limanlarının, stratejik kurumlarının özelleştirilip devlet elinden çıkarılmasına karşı buraları yeniden devletin, milletin malı yapacağız diyebiliyor?
- Hangi parti son 12 yılda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temeline, kuruluş anlayışına, ana niteliklerine, kutsallarına vurulan darbeleri savuşturacağını; Bağımsızlık Savaşı, Cumhuriyet’in ilanı ve devrimler ile oluşturulan üniter ve ulusal devlete son dönemde verilen zararları gidereceğini; inşa edilmeye çalışılan Tayyibistan’ı kökünden koparıp çöplüğe atacağını söylüyor?
- Hepsi terörü -veya “Kürt sorunu”nu- bitireceğim diyor ama hangisi terörü destekleyen, teröristleri öven propagandaya hiçbir yerde izin vermeyeceğim, PKK terörünün yanında Gâzi Mahallesi, Ümraniye Mustafa Kemâl Mahallesi gibi DHKP-C terörünün “kurtarılmış bölge”si hâline gelmiş yerlerde yeniden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenliğini kuracağım diyor?
- Hangisi sidik yarışını bir kenara itip kadrolaşma, torpil, adam kayırma, fişleme, mevzuata aykırı yollarla ayak kaydırma, uzaklaştırma, cezalandırma gibi bu ülkenin çocuklarını gerçekten sıkıntıya sokan gerçek sorunlardan bahsediyor?
- Madende, inşaatta, fabrikada, orada, burada her yıl binden fazla işçi iş kazalarında hayatını kaybediyor. Çok daha fazlası yaralanıyor. Bunların önemli bir bölümü ihmâlden, kârı en yüksek miktara çıkarmak için iş güvenliği önlemlerini almayan patronların yüzünden. Hangi parti buna değiniyor? (Hakkını verelim, bir tanesi Manisa’ya gitmişken Soma’dan bahsetmemek eşeklik olur deyip iki cümle kurdu geçen gün.)
- Hangi parti çıkıp da feodalizmden, toprak ağalarının varlığından yakınıp bunu yok edeceğini toplumsal bir proje olarak halka sunuyor? Özgürlükten, insan haklarından, devrimcilikten en çok bahsedenler ağızlarını açıp bu konuda tek söz söylüyorlar mı?
Memleketin gerçek sorunları listesini uzatmak olanaklı, buraya kadar olan bölümü bile yetiyor. Ortaya çıkan tablo şudur: Toplumu yönlendiren, halka fikir ve eylem önderliği eden, geniş halk kitleleri üzerine siyasî temsilci olarak nüfuz eden güçler, Türk milletinin ihtiyaçlarına ve sorunlarına karşılık veren siyaset üretememektedirler. Hepsi samimiyetten, gerçeklikten uzaktır. Popülist söylemlerle her seçim döneminde olduğu gibi bu dönemde de oy avcılığı yapmaktadırlar. Çünkü Türkiye bugün çok kötü bir durumda ve ülkeyi düze çıkarmak için büyük emek harcamak ve en başta tam bağımsızlık bilincine sahip olmak gerekiyor. Siyasetçiler ise her şeyden önce kendi çıkarlarını düşünüyorlar.
1. para, 2. güç, 3. statü… Bu üçünü elde etmek dururken Türk milleti ve Türkiye için çalışıp memleketi zor koşullardan kurtarmaya çalışmak ancak vatansever insanların yapmak isteyeceği bir iş. Uluslararası alanda büyük güç sahibi ve Türkiye üzerinde de büyük etkiye sahip güçleri arkanıza alıp onların çizdiği sınırları aşmamak, bu yolla iktisadî ve siyasî olarak istikrarlı bir yönetimde bulunmak; sizi yıpratacak, zor mücadelelere sokacak çetin sorunlarla boğuşmaktan kaçınmak; yedi sülalenize yetecek parayı kazanmak ve egonuzu tatmin edecek bir statüye kavuşmak ise kuşkusuz ki daha kolay bir iş ve bugünün siyasetçilerinin yaptığı, yapmaya çalıştığı da budur. 7 Haziran 2015'e giderken Türk siyasetinin manzara-i umûmiyesi budur…
Ama unutmadan, demokrasi bu değil! Çok güzel bir sözdür:Türkiye’de Batı’dan (Batı aydınlanmasından) alınan kavramlar içi boşaltılıp, sonra içine edilip öyle hayata geçiriliyor. Demokrasi kavramının içini boşaltıp oluşan boşluğa yıllar yılı yalanı, talanı, yolsuzluğu, ihaneti, yabancıların hesabına çalışmayı, kuklalığı, etnikçiliği, halk düşmanlığını, bin türlü rezilliği doldurdular. Demokrasinin içine bir güzel ettiler. Demokrasiyi, özgürlüğü bunlar yeşertmeyecek; bu ikiyüzlülere karşı mücadele eden gerçek aydınlanmacılar Türk toplumunun ve insanlığın ilerleyişini, özgürleşmesini sağlayacak. Aksi yanılgıdır!
Not: İstatiksel alıntılar içermektedir