- Kategori
- Eğitim
88. Yıl ve çocuk bayramı...

Atatürk ve Türk köylüsünü dinliyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve bu topraklar üzerinde yaşayanlar milli egemenlik ülküsünün 88. senesine erişmiş bulunuyor. Büyük Türk Milletine ve Yüce evlatlarına kutlu olsun. Türk’ün dostları var olsun. Duadan sonra kısa da olsa tarihin seyrini hatırlamaya çalışalım.
23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan Birinci T.B.M.Meclis’in kuruluşunun milli egemenlik bayramı olarak kutlanması ve bugünün Başöğretmenimiz Atatürk tarafından çocuklara armağan edilmiş olmasını biz büyük çocuklar, halen çocuk olanlar ve çocuktan büyümeler iyi bilir.
Egemenlik kavramı belki de dünyanın en karmaşık kavramlarından biri ve üstelik içeriği, hızla değişen, dönüşen dünyada her gün büyük ölçüde değişiyor, farklılaşıyor diyebilirmiyiz ?
Atatürk diyor ki;”Hiç şüphe yok, devletimizin ebedi müddet yaşaması için, memleketimizin kuvvetlenmesi için, milletimizin refah ve mutluluğu için hayatımız, namusumuz, şerefimiz, geleceğimiz için ve bütün kutsal kavramlarımız ve nihayet her şeyimiz için mutlaka en kıskanç hislerimizle, bütün uyanıklığımızla ve bütün kuvvetimizle millî egemenliğimizi muhafaza ve müdafaa edeceğiz.”
Osmanlı İmparatorluğu döneminde padişahların mutlak egemenlik kullanımlarından, 1920 sonrası egemenliği (TBMM) kullanmasına geçiş ile milli egemenlik arasında bir bağ kuruluyor.
Gerçekten de kararlı bir şekilde milli egemenliği ve bağımsızlığımızı korumaya kararlı mıyız? Yoksa TBMM çatısı kullanılarak kimlere daha ne tavizler verilecek. Her zaman problemler vardır. Olacak, çözümü ile birlikte olanı güzeldir.
Milli egemenlik kavramı şayet milletin bir biçimde egemenliğini kendi eliyle seçtiği organlar aracılığıyla kullanması ise klasik demokrasi uygulamaları öncesi hâkim olan egemenlik anlayışını bizde milli egemenlik olarak tanımlamakta zorlanabiliriz.
Bu anlayış, yani egemenliğin gökyüzünden yeryüzüne indirilmesi Avrupa’da egemenlik kullanımının papalık otoritesinden krallara sonra da millete geçmesi anlamında tanımlanabileceğini doğrulamış oluyoruz.
Ülkemiz de 1920-1950 arası egemenlik kullanımını milli egemenliğin yansıması olarak anlatmak ve algılamak ne derece gerçekçi olur ?
1950 genel seçimlerinde ilk kez TBM Meclis’in milletin temsilcileri ile teşekkülünü milli egemenlik anlayışına geçiş olarak değerlendirmek herhalde matematiksel olarak daha doğru orantılı olur.
Demokrasinin olmadığı yerde milli egemenlik söylemleri üzerine şiir söylemek; olsa olsa günü kurtarmaktır.
Bu yeni ve daha gerçekçi egemenlik anlayışının da oturması bizde pek kolay olmayacak. Milletin iradesinin tecelli ettiği TBM. Meclis’in de bir biçimde ‘evrensel hukuk anlayışı’ tarafından denetlenmesi daha çağdaş bir anlayıştır. Hukukun üstünlüğü 1960 sonrası olumlu bir adımla yürüyüşüne başlamış ancak, yürüyüşte yeni sorunlar ortaya çıkmıştır.. Hukukun üstünlüğünü ihdas eden kurucu güç Özellikle denetim görevi bulunan yargı erkini; Meclis kararları evrensel hukuk standartları tarafından denetlensin diye değil, millet otoritesi devlet otoritesi tarafından denetlensin diye kuruyor.
Çok önemli yargı kurumlarımız bile yanlış bir hareket noktasından bakılarak kurulduğu için Türkiye’de hukuk devletine geçişte hala büyük sorunlar yaşanıyor.
Doğru olan bir şey var. O da; Yüksek yargı yasaları anayasaya uygunluk açısından denetler. Ama bu denetimde yargıcın ufkunun da Anayasa kitapçığı ile sınırlı olmaması, temel yol göstericinin ‘evrensel hukuk ilkeleri’ olması gerekli. Türk yargısına ait kurumlar oluşturulurken hukuk denetim aygıtı olarak değil bir devlet denetim aygıtı olarak çalışması istendiği için verimli bir çalışma sonucu göremiyoruz.
Toplumun bireyleri olarak; iyilerle-kötüleri, hastalarla –sağlamları, büyüklerle-küçükleri birbirlerine saygılı olarak yaşatamazsak; bu gidişe ne kurum ne de kural yeterli olur. Milli Egemenliğimize kurtuluş duaları okumadan , daha her şeyin sonu değilken bir an önce birlik ve beraberliğimizi pekiştirmeliyiz. İşte size fırsat;23 Nisan 2008 Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı.
Bayramınız kutlu olsun.
Sağlık mutluluk ve başarı dolu yarınlara doğru, daha Büyük ve güçlü Türkiye ile….