07 Şubat '07
- Kategori
- Gece Hayatı
Eğlenirken dışarıda sizi neler beklediğini düşündüğünüz oldu mu hiç?
Geçen hafta cumartesi Beyoğlu Majo'da bitirmek istedim geceyi. Çok eski ve belli bir tutkulu müdavimleri olan sayılı mekanlarından biri Beyoğlunun, canlı müziğiyle, loş-karanlık ortamı ile insana gecesini ve kendisini bitirme gücünü fazlasıyla veriyor. Müzik canlı, keyifli, insanlar sarmaş dolaş uçmuşş... Peki ya tarihi Beyoğlu sokakları, ya dışarıda bizi neler bekliyor, ya dışarıda olanları bu hayatta neler bekliyor?
Üç seneden beri, saat on-onbuçuktan sonra, İstiklal Caddesi'nde adım atarken her türlü duyularınızı canlandırmak zorundasınız artık! Özellikle o evsiz, bali kurbanı çocukların durumu çok acı.
Geçen haftaya dönmek istiyorum. Majo mabedinden çıktık. Kulübün önünde tanımadığım ama sanıyorum ki herkesin yakından tanıdığı bir bayanla, ki bu sebeple özel ilgi görüyor, ropörtaj yapıyorlar. Etrafı en az on kader kurbanı bali çeken çocukla sarılmış, 'abla para' diye üstünü başını çekiştiriyorlar bayanın...
O an içkinin de ruhuma verdiği derin özgürlükle daha rahat düşünebiliyorum ve soruyorum tabii ki; kimi lanetleyelim, tarihi efsane Beyoğlu sokaklarını mı, masum, çaresiz çocukları mı, sorumluluk sahibi olması gereken ailelerini mi, yoksa bize hizmet vermekle yükümlü çok muhterem büyüklerimizi mi?
Yoksa kendimizi mi?
Düşünsenize bir kere;
Siz eşiniz ile, sevgiliniz ile doğal olarak haftanın ağır iş yorgunluğunu, temposunu azaltmak ve rahat bir hafta sonu geçirmek için eğleniyorsunuz, Beyoğlunu seçtiniz, nefis bir geceden sonra evinize döneceksiniz, mekanı terk ediyorsunuz ve bütün cadde boyunca o zavallı çocukların çaresizliğini görüyorsunuz. Nasıl eğitim aldığı belirsiz, etrafına gözleriyle ateş saçan ümitsiz, sorunlu bir yığın genç insanla burun buruna gelebilme olasılığı ile yüzleşiyorsunuz, her on adımınızda bir, karşınıza çıkan çöplerin ve kokularının yanından elele birbirinize rezilliği farkettiğinizi farkettirmemeye uğraşıyorsunuz, umut edelim ki o zevkli saatlerin ruhunuza verdiği hınzır enerjiyi, tatlı huzuru yitirmediniz henüz ve yolun sonuna geliyorsunuz. Taksimin, büyük metropol istanbul'un göbeğine geldiniz ve etrafınızda cinsiyetini değiştirmiş mini minisini giymiş etrafına beş tane kılıksız adam toplamış et pazarlığı yapan gruplar görüyorsunuz...
Hala ruhunuz enerjisini kaybetmediyse düşünün bir kere...
Beyoğlu ne hale büründü? Genç, dinamik, eğitimli, idealist insanların toplandığı, hoyratca eğlendiği Beyoğlu ne hale büründü?