- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Bakın birileri de Allah'ı niçin inkâr ediyor? Ateizm (V)

.
Yazı dizimizin bugünkü son bölümünde, üç numaralı sosyolojik faktörlerin etkisinde gelişen patolojik yâni hastalıklı ateizmden bahsedeceğiz.
3. Sosyolojik Faktörlerin Etkisinde Gelişen Patolojik Ateizm : Bu çeşit ateizmde, bireylerin ateizmi tercih etmelerinin temelinde, yaşadıkları coğrafyaya, ait oldukları sosyolojik dokuya, bazen de bulundukları topluma mâl olmuş dine olan tepkileri yatmaktadır.
Her ne kadar yaşadıkları sosyal çevreyi, ait oldukları toplumu beğenmeme kaynaklı bir inkâr varsa da, öz güven duygularının gelişmemesi, anne ya da babalarının mensubu oldukları dinden utanmaları ve sırf bu yüzden farklı görünmek ve marjinal olmak adına Allah'ı inkâr etmeleri ise işin patolojik kısmını oluşturmaktadır.
Öyle ki, onlara göre, ateizm yerine teizmi yani Allah’ın varlığını tercih ederlerse, bir anda sıradanlaşacaklardır.
Çünkü böyle bir durumda, kitlelerin, milyonların savunduğu düşünceyi savunacaklardır ki, onlara göre milyonlarla aynı görüşü savunmak sıradanlaşmaktan başka bir şey değildir.
Pekâlâ, güya farklı olmak için seçilen yol, yâni tanrı tanımazlığın seçilmesi tutarlı mıdır?
Hayır.
Çünkü bu tip atetislerde, daha önce tanımladığımız iki tip ateistten farklı olarak, tamamen bir özenti ve riyâ vardır.
Samimi değildirler.
Aslında Allah’ın var olduğuna gerçekten inanmıyorlar mı? diye soracak olursanız, kendileriyle baş başa kaldıklarında, kâinatın bu kusursuz yaradılışının tesadüf olamayacağını kendileri de bilmektedirler.
Nasıl ki teistlerin (Allah’a inananların) sahtekâr ve üç kağıtçı olanları varsa, bunlar da ateistlerin sahtekâr ve üçkağıtçı olanlarıdır.
Ateizmi seçmelerine gerekçe olarak da; uzun uzun bu konular üzerine düşündüklerini ve böyle bir kararı da bu tefekkür seanslarından sonra verdiklerini söyleyebileceklerdir.
'Denizlerin mürekkep, ağaçların da kalem olsa' anlata anlata bitiremeyeceği, hakkında yüz binlerce ciltler yazılabilecek ilâhi boyutta teolojik konularla ilgili tek bir satır kitap okumadan, bu işin en doğrusunu bildiklerini de iddia edebileceklerdir.
Bu kişi, sözgelimi Nijerya’da yaşıyorsa, Hıristiyanlığı tanımadan ve bilmeden hemencecik ateizmi seçmiş olabilecektir.
Çünkü yaşadığı ülkenin coğrafyasından, yaşadığı ülkenin yer kürenin işaret ettiği Afrika kıtasındaki bir ülke olmasından, kim bilir belki de kara derili olmaktan komplekse bile girmiş olabilecektir.
Tabii bu anlamsız saplantıdan kurtulmak için ben İncil’i de okudum argümanını da öne sürenler olabilecektir.
Marjinal olacaktır ya.
Sıra dışı olma işini, en kolay, en ucuz ve tabii ki sıfır maliyetle kapattıklarını sanacaklardır ama...
Çünkü onlara göre, inkârın bir maliyeti ya da bedeli yoktur. En azından bu dünyada.
Toplumun büyük çoğunluğunun kutsalını red ederek, gerçekten de bir anda amacınıza ulaşmış oluyorsunuz.
Farklı düşünen ve farklı yaşayan birisi oluyorsunuz.
Sadece Afrika ile sınırlı değil örneğimiz. Yerkürenin işaret ettiği doğu toplumlarından birinde (!) yaşamanın yaşattırdığı yoğun aşağılık kompleksi de hakim olabilir bu tip düşünen kişilere. Çünkü birileri onun dini değerleriyle bir şekilde alay etmiştir ve o da bunu red edeceği yerde komplekse kapılmıştır.
Çünkü küresel güçler için, ** düşmanın dini değerlerini, geleneklerini ve kültürel özelliklerini gülünç hâle getirecek biçimde propaganda yapmak önemli bir taktiktir. [1]
Batıya öykünmek elbette güzel. Keşke batının teknolojisine, entelektüel platformlarda tartıştıkları fikirlerine soyunsalar güzel. Ama öyle değil. Yani muasır medeniyetle falan bir ilgisi de yoktur bu kişilerin.
Hele ki, hızlarını alamayıp, Hıristiyanlık ya da İslamiyet gibi, değil herhangi bir semavi dini, Allah’ı bile red etmelidirler ki, bu radikal söylemleriyle bir an önce kendilerini iyi hissetme yoluna gitsinler.
Bu tip ateistleri, herkesin ateist olduğu bir coğrafyaya gönderin. Sırf farklı olmak için ikinci gün tebliğe başlayacaklarından ve insanları hidayete davet edeceklerinden yâni azılı bir teist olacaklarından emin olun.
Bu seferde tebliğ işine koyulmayı taltif edilmek, farklı kılınmak olarak algılayacaklardır çünkü.
Sabrın sonu ile
-son-
Bibliyografya :
** [1] Psikolojik Savaş Gri Propaganda, Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Timaş Yayınları, İstanbul, 2006, 8.baskı, sf.:27