​ Chelsea nasıl bir takım? / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '08

 
Kategori
Futbol
 

Chelsea nasıl bir takım?

Chelsea nasıl bir takım?
 

Maçla ilgili analizlere zaman var. Öncelikle çekilen kurayı, Chelsea'yi değerlendirmemiz doğru olur.

Kim çıkarsa çıksın mutlaka Fenerbahçe'den çok üstün tarafları olduğu söylenecektir. Chelsea takımının kadrosunu Fenerbahçe ile yan yana koyduğunuzda bu işe baştan teslim bayrağı çekmek bile mümkündür.

Defansta kaya gibi sağlam Alex, yanında bence dünyanın en iyi futbolcusu Terry ve Ashley Cole...

Orta sahada yine bence dünyanın iki numaralı en iyi oyuncusu Lampard, Joe Cole, Makalele ve Essien...

İleride Drogba, Anelka, Shevchenko, Ballack...

Kalede Cech gibi entresan bir fenomen.

Bu kadro yapısının dünyada on yıl üst üste bütün kupaları kaldırması beklenir. Zaten İngiltere Primier Ligine iki sene damgasını vurdu Mourinho ile. Şampiyonlar liginde de üç senedir yarı ya da çeyrek finalde eleniyor yanılmıyorsam. Kupadan her elenmeleri de dramatiktir.

Sevilla'yı analiz ederken bu takımın ne kadar kolay gol yediğini ön plana çıkarmış ve anahtarın atacağımız goller olabileceğinin altını çizmiştik.

Chelsea'nin öne çıkan özelliği bunun tam tersi. Gol yemiyor. Çünkü çok sağlam bir dizilişi var. Orta sahayı Lampard ve Makalele gibi çok güçlü iki oyuncu ile kapatıyor. Makalele'nin Fenerbahçe'deki karşılığı Aurelio. Defansın göbeğinde oynayan Alex ve Terry ile birlikte kare as tamamlanıyor. Bu dört futbolcuyu hangi takımın ortasına koyarsanız koyun ideal şablonu oluştururlar.

Mourinho'nun en güvendiği bölge burasıydı.

Rakiplerini pres ve defans bloku ile kilitleyerek, ileri atılılan uzun toplara yapılan koşularla gol aranıyordu. Önceki iki sene Chelea'nin bir diğer vurucu gücü duran toplardı. Geriden çıkan Terry'nin hayati gollerini unutmak mümkün değil. Chelsea'nın orta saha ve defansif mücadelesi ne kadar güçlü ise de ileriye çıkışları futbol adına bir o kadar sıkıcı ve yaratıcılıktan uzaktır. Chelsea'nın ataklarında en göze çarpan yetenekli ayak Joe Cole'dür. Mourinho döneminde sol tarafta oynayan ancak takımda yer almayan Roben'i de unutamayacağız.

Mourinho gittikten sonra yerine gelen Grant'ın eldeki mevcut kadro ile yeni bir şeyler yapması beklenemezdi; o da devraldığı mirasın üzerine ekleme yapmadan devam etti. Doğal olan da başarısızlıktır.

Chelsea gol atmayı beceremeyen ya da ona göre oynamayan bir takımdır. Bunun Fenerbahçe için hem çok büyük bir avantaj hem de dezavantaj olabileceğini düşünüyorum.

Chelsea, gruplarda oynadığı iki önemli maçı golsüz berabere bitirmiş. Schalke ve Valencia maçları. Bu demek ki kapanıyor, oyunu kilitliyor. Gruptan sonra oynadığı ilk ayak maçında Olimpiyakos eşleşmesinin de deplasman maçı 0-0. Gruplarda attığı 9 golün dördünü bir maçta Rosenburg filelerine göndermiş. Kabaca gol ortalamasının maç başına bir olduğunu bile iddia edebiliriz.

Yine Premier Ligdeki 28-29 maç sayısı üzerinden gol sayısının (48) rakipleri Arsenal (57), Manchaster(58) ve Liverpool'un (53) gerisinde kaldığını görüyoruz. Aynı Chelsea'nın geçmiş yıllardaki görüntüsü de bundan çok farklı değildi.

Bu veriler bize Chelsea'nın hücum şablonu olmadığı ya da yaratıcılıktan uzak olduğunu gösteriyor. Fenerbahçe defansının kırılgan yapısı burada avantajlı konuma geçiyor. Kuşkusuz orta sahada çok iyi mücadele ediyor belki iyi paslaşıyor; ancak topu ileriye doğru gol vuruşuna dönüştürecek bir kurguya çevirmekte zorlanıyor. Fenerbahçe'nin bu turnuvanın en fazla gol yiyen takımlarından bir tanesi olmasının gerisinde yatan nedensellikse onun hep iyi atak yapan ama kötü defansa sahip takımlara karşı oynamış olmasıydı.

Bu eşleşme Fenerbahçe için inanılmaz bir şans olabilir. Bu sefer gerçekten 1-0'lık Kadıköy zaferi bile yarı finale giden yolun tamamını geçirebilir.

Ancak Fenerbahçe gol atmada zorluk çeker ve giderek de açılırsa o zaman Chelsea'nin sinsi planı devreye girebilir. Kuşkusuz Zico'nun sabırlı oyun düzeni de bu dediğimiz şeyin gerçekleşmesini engelleyen artı özelliktir.

Önümüzdeki günlerde turla ilgili yorumlar yapmayı sürdüreceğiz...

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..