Hani Sen, o zamanlar İstanbul’u dinlerdin ya, Gözlerin kapalı... Ve hafiften bir rüzgâr eserken… Şimdi biz ne yazık ki Burada her şeyin Hiçbir şey ol..
Dişçi koltuğu * Zoruna gitmez Ağız kokusu duymak Dişçi koltuğu. ..
Bu gün sabahtan Öğleye kadar Çeşmede Dalyan- dayım Öğleyin Ilıca’da Bir oturuşta İki tane Kumru- yengen… ..
İstanbul’da “Şişhaneye Yağmur yağıyordu.” Bardaktan boşanırcasına, Nikâhsız… Üstelik orta yerde Ne bir açık şemsiye Ne de koşuşturmaca ..
(Orhan Veli’ye yakarış) * Nedense uyuşamaz Giyim tarzlarımız ayrı Sen atlet fanilayı Düz giyersin, aldırmaz Bense ters çevirir giyerim Etiket..
Bu beşlik, onluk, Yirmibeşlik Sonbahar pazarı rüzgârda sallanan Sahte mangır, doludizgin Bozdur bozdurma ha!… Bu yalancı pehlivan Seni beni, alır götürür, su..
Gayet güzel Türkçe Biliyordu. Çeşme Dalyan benim Ilıca termal senin Bu arada Kadehlerin bir gidip Biri geliyordu. Yaz kış gezip tozup ..
Kömür karası * Bu günlerde hep Nerelere baksam, renkler Kömür karası!… ..
Aşk başka, sevda başka esinti Yaşamın bu kıyısında… Öylece pervaneler, paneller Sanço Panço Eşek sırtında, yayan Döndükçe senli benli Üretken!?....
Can kardeşimdir o benim Dostları Canan!?.. Kendine yuva kurmamıştır daha Ama herkesin yuvasını yapar Rastgele meraklısıdır Karabina önünden Atar olta..
Teknik ressamlıkla geçen çalışma hayatımdan sonra emekliliğini yaşayan bir kız ve bir erkek çocuk..