Dedem böyle deyince dikkatimi çekti. Annem sofrayı hazırlamış ama ben farkında bile değilim. Oturup yemeğimizi yedik. Dedem yemekten sonra anlatmaya devam etti: -Bizim köyün en zengini Ha..
Cephede bir de şunu öğrendim: En korkulacak şey ne toptur, ne tüfektir, ne süngüdür hatta ne de düşmandır. En korkulacak şey: Açlıktır. Çok aç kaldık. Bazı günlerdeki istihkakımız sadece yarım tayı..
Dedeme sordum: -Dede sen savaşa gittin mi? Soruma hemen cevap vermedi; önce gözlerini tavana dikti, sonra karşıdaki duvara. O bakıyor diye ben de gayrihtiyari yani elimde olmadan ..
Osman dedem göç sonrasını anlatmaya devam ediyor: Yörük Dede, ninem hakkında ne zaman soru sormaya kalksam, hemen bir bahane bulup başka konulara geçiyordu. Anladım ki, ninemle olan hatıral..
Bir şeyler sormak istiyordum, ama dedemin sözünü kesmekten de çekiniyordum. Benim soran gözlerle ona bakıyor olmam, dedemin dikkatini çekmiş olmalı ki; -Galiba senin aklına bir soru geldi..
Defterdeki yazılanların burada sonlandırılmış olmasına şaşırdım, hayal kırıklığına uğradım. Dedemin yüzüne baktım, o hiç şaşırmış görünmüyordu. Bundan da, yazılanları önceden okuduğu..
14 Ağustos 1878 (15 Şaban 1295) Göçün Yüz Otuz Dördüncü Günü; Göç, bana iltimas geçmedi ve benim ailemden de bir can aldı. Karım Sabiha'yı kaybettim/kaybettik. Bu acıya, bir de ona bir ..
10 Ağustos 1878 (11 Şaban 1295) Göçün Yüz Otuzuncu Günü; Tayakadın'da onuncu günümüz. Burası gözüme bir mezarlık gibi görünüyor. Hem de çok büyük, on binlerce insanın yattığı bir mezarlık....
8 Ağustos 1878 (9 Şaban 1295) Göçün Yüz Yirmi sekizinci Günü; Üç günde on dört kişi kaybettik. Galiba bu hastalık hepimizi bitirecek! Bitlerle mücadelemiz aylardır sürüyor; ama ne yapsa..
5 Ağustos 1878 (6 Şaban 1295) Göçün Yüz Yirmi Beşinci Günü; Beş gündür Tayakadındayız. Daha kim bilir kaç gün bekleyeceğiz? Bizden çok önce gelip de beklemekten sıkılan bazı ailelerden ..
Uzun yıllar çeşitli sitelerde Oruç Yıldırım adı ile yazı yazdım. Dört tane romanım ve çokca da de..